CUMHUR İTTİFAKI MHP’NİN GELECEĞİNİ KARARTIYOR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

MHP, ırkçılıktan uzak bir anlayış içinde, kucaklayıcı ve toparlayıcı bir milli ve manevi değerler manzumesinden güç ve ilham alarak, büyük Türk Milletinin varlığını korumayı ve yüceltmeyi esas olan bir partidir. Büyük Türk Milleti’nin yükselişini, sahip olduğu milli ve manevi değerler manzumesinin ürünü “milliyetçilik ülküsü”nde görür. Türk Milletini yüceltmek, büyüklüğüne büyüklük katmak için, yıllardır böyle bir “milliyetçilik ülküsü” peşinde koşar. MHP demek; Türk Milletini, Türk Vatanını ve Türk Devletini, bir karşılık beklemeden sevmek, bu yolda feragat ve fedakârlık demektir. MHP, “milli devlet, güçlü iktidar, mutlu birey, müreffeh gelecek” yolunda, farklılıklardan ziyade ortak noktaları önceleyen; sevgiyi, hoşgörüyü, çok çalışmayı, üretimi, dostluğu, iyi komşuluğu, örnek olmayı öngören, bunları esas alan bir partidir.

MHP, Türk siyasetinde özel bir yere sahip, önemli bir partidir. MHP’yi, “özel” ve “önemli” kılan husus, savunduğu “milli ve manevi değerler manzumesi”nin içinde saklı olan, Türklük ve İslamiyet’tir. MHP, kendisini, M.Ö. 2500’lü yıllara kadar götürülebilen 4500 yıllık, şan ve şerefle dolu, eski ve büyük bir milletin ardıl temsilcisi olarak görür. “Türklük gurur ve şuuruna” sahip bir partidir.  Ama aynı zamanda, Türkler İslamiyetin M.S. 610’da doğup yayılmaya başlamasından sonra İslamiyet ile tanışıp kaynaştığı için, “İslam ahlak ve faziletine” de sahiptir. Bugüne gelmiş, MHP’nin mevcut Parti Tüzüğü’nde ve Parti Programı’nda ifadesini bulmuş, “milli ve manevi değerler manzumesi” ile “milliyetçilik ülküsü, “Türklük gurur ve şuuru” ile “İslam ahlak ve fazileti”nin tarihsel süreç içinde kaynaşmasının ürünüdür. MHP’nin Türkiye için sahip olduğu “milli devlet, güçlü iktidar, mutlu birey, müreffeh gelecek” idealine bakarken, bu tarihsel arka planı görmek gerekir.

Bu yönüyle, MHP, “sentezci” bir partidir. Bu, MHP’yi “özel” ve “önemli” kılan bir husustur. Türklerin Anadolu’ya taşıdığı, Anadolu’yu etkilediği ve Anadolu’da olandan etkilendiği şekliyle, Türklük ve İslamiyet olgularının sentezini yapmıştır. Türklüğü ve İslamiyeti biri birinin karşısına çıkarmayan, bunları çatıştırmayan, birlikte muhafaza eden, Anadolu Türklüğünün gücünü ve geleceğini bunda gören bir partidir. Bu belirtilenlerin aksini ise, sağduyudan uzak, yanlış, cahillik olarak görür; hatta aksi bilinçli olarak yapılıyorsa, Anadolu Türklüğünün gücünü zaafa uğratacağı ve geleceğini karartacağı için, aksi yaklaşımları hainlik-nifak bile sayar. MHP, Türkiye’nin maddi kalkınmasının, maddi ve manevi açıdan güçlü bir ülke haline gelmesinin, ancak böyle bir sentez üzerinden mümkün olabileceğine inanır. MHP’ye göre, “milliyetsiz” bir yükselmenin ve “ahlaksız” bir kalkınmanın imkânı yoktur. “Milliyet” ve “ahlak”, biri birine düşman ya da rakip değerler değildir, bunlar biri birlerini tamamlayarak güç doğuran, sinerji yaratan değerlerdir. Onun içindir ki, Türklüğü ve İslamiyeti biri birinin karşısına çıkaran, bunları çatıştıran ya da birlikte muhafaza edilemeyeceğini ileri süren yaklaşımlar hainlik-nifak olarak görülür: Ne milliyetçiliği reddeden bir “dincilik” anlayışı, ne de İslamiyete düşman bir milliyetçilik anlayışı olabilir. MHP, bunların her ikisine de mesafeli, bağnazlıktan uzak bir partidir. Çünkü MHP’nin “milli devlet, güçlü iktidar, mutlu birey, müreffeh gelecek” idealinin tahakkuku için, tek başına iktidar olmak için, hem geçmişi çok gerilere giden büyük Türk tarihinin sunduğu güce ve ilhama, hem de İslam’ın ahlakına, faziletine, liyakat ve adalet anlayışına ihtiyaç vardır.

MHP, önce Allah’ın huzurunda, sonra da tarihin ve milletin huzurunda olduğunun bilinci içinde siyaset yapan bir partidir. Siyaseti, Hakk’a ve halka hizmet olarak gören; önceliği, yaşadığı ülke ve vatandaşları olan bir partidir. Kişiye, aileye veya belli bir kesime imtiyazlı davranmayı ret eder. Kadın-erkek ayrımı yapmaz. Herkesi yürürlükteki mevzuat ışığında eşit görür ve herkese eşit yaklaşır. Vatandaşları arasında ayrım yapmaz. Türk Milletini büyük bir aile sayar. Temel hak ve özgürlüklere saygılıdır; sadece saygılı değil, bunların gereklerini yerine getirme samimiyetine de sahiptir. Temiz, doğru, dürüst, samimi siyasetten yanadır.

MHP, böyle bir parti… Ya da böyle olması gereken bir parti… En azından benim gözümdeki ve gönlümdeki MHP böyle bir parti…

Eminim, Sayın Bahçeli de dâhil, Genel Merkez yönetiminin tamamı, benim yukarıda belirttiğim görüşler ile hem fikirlerdir. Bir ayrılık yoktur. Ancak uygulamaya -ortada olana- bakıldığında, tam tersi bir durum var. O durum da; MHP’nin, Cumhur İttifakı üzerinden AKP’ye/Sayın Erdoğan’a, “tarifi” mümkün olmayan, açık, net, ciddi bir destek vermesidir.

AKP’nin/Sayın Erdoğan’ın, “milli değerlere” sırtını dönmüş gözüktüğü, iktidar gücü ellerinde olmasına rağmen “milli değerlere” yönelik saldırılara dur demediği, saldırıların bir türlü bitmediği, bunun bu tür saldırıları adeta teşvik anlamına alındığı, milli değerlerin (Türklüğün) adeta “baskılandığı (aşağıya doğru bastırıldığı)” ortadadır. Yazılıyor, çiziliyor, görülüyor. Bunlar olurken, MHP’nin “Türklük gurur ve şuuru” nerede kaldı, bunlar “milliyetçiliği” nasıl etkiliyor diye sorulmaz mı?

AKP/Sayın Erdoğan, “milliyeti” baskılıyor, “dini” önceliyor. Bu da, ortada, açık, görülüyor ve yazılıyor. MHP, Türklüğü ve İslamiyeti biri birinin karşısına çıkaran, bunları çatıştıran ya da birlikte muhafaza edilemeyeceğini ileri süren yaklaşımlara, milliyetçiliği reddeden bir “dincilik” anlayışına karşı değil mi?

AKP’nin/Sayın Erdoğan’ın dini öncelemesi bununla kalsa iyi… AKP iktidarının iç politikaya ve dış politikaya ilişkin uygulamalarından edinilen, içeride ve dışarıda, yaygın bir “Sünni siyasal İslam” algısı vardır. AKP’yi/Sayın Erdoğan’ı “siyasal İslam”la ilişkilendiren iddiaların bir kısmında, hem “aşırıcılık”, hem “dârü’l harb” de vardır. AKP/Sayın Erdoğan, Suriye’de/Libya’da bir kısım “İslami aşırıcılar” ile ilişkilendirilmekte, onları maaşa bağladığı ileri sürülmektedir. “Dârü’l harb”e ilişkin iddialar ise, “haramın helal sayılması” ve “hilenin ve dolandırıcılığın caiz olması” gibi görüşleri çağrıştırmaktadır. Dini önceleyen kimliği ile AKP’nin 18 yılık tek başına iktidarında İslam’ın siyasallaşmış görüntüsü ile Türkiye’nin bugün geldiği nokta da görülen “ahlaki” çöküntü ve dinden soğuma/uzaklaşma dikkat çekicidir. Acaba “dârü’l harb” bakışı ile, “haram helal sayıldı da” ve “hile ve dolandırıcılık caiz oldu da” ondan mı bu tablo ortaya çıktı diye insanın aklına soru geliyor. Nedenine nasıl bakılırsa bakılsın, AKP’nin/Sayın Erdoğan’ın dini önceleyen iktidarında Türkiye’nin geldiği noktada, toplumdaki bozulma çok belirgindir. Ahlaksızlık artmıştır. Hoşnutsuzluk, güvensizlik ve gelecek endişesi öne çıkmıştır. Böyle görüyorum. Bu tablo, dini önceleyerek aralıksız tek başına 18 yıl ülkeyi yönetmiş bir iktidar ile örtüşen bir tablo mu? AKP’nin 18 yıllık iktidarında Türkiye’de İslam dinin barış, hoşgörü, adalet ilkeleri öne çıkmamış, bu ilkelerden uzak bir tablo ortaya çıkmıştır. Bu takdirde, sorulmaz mı, acaba MHP’nin “İslam ahlak ve fazileti” bu tablodan nasıl etkilenmiştir.

AKP iktidarının/Sayın Erdoğan’ın siyasal duruşları, “Türklük gurur ve şuuru” ile “İslam ahlak ve fazileti” bakımından, bu sonuçları doğuruyorsa, MHP’nin Cumhur İttifakı üzerinden AKP’nin/Sayın Erdoğan’ın yanında ne işi var?

MHP, Cumhur İttifakı’nda yer almakla, “bindiği dalı kesmek” ile kalmıyor, geleceğini karartıyor. Çünkü ittifak içinde olduğu AKP/Sayın Erdoğan, MHP’yi, hem Türklük, hem de İslamiyet üzerinden “vurmuş” olmaktadır. Böyle giderse, MHP sadece geçmişi çok gerilere giden büyük Türk tarihinin sunduğu güçten ve ilhamdan yararlanma imkânını kaybetmekle kalmayacak (boşluğu başka partiler dolduracak), aynı zamanda İslam’ın ahlak, fazilet, liyakat ve adelet anlayışını savunmasının seçmen nezdinde bir çekiciliği de olmayacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin “milli” karakteri, AKP’nin/Sayın Erdoğan’ın 18 yıllık iktidarında ciddi zarar görmüş, hasara uğramıştır. Cumhuriyet’in kuruluş değerlerine ciddi saldırılar olmuştur. MHP, bu zararın/hasarın ağırlaşmasını önlemede, bu saldırıların savuşturulmasında, dolayısıyla devletin “milli” karakterinin korunmasında ve sürdürülmesinde “son kale” gibidir. Ancak MHP’nin Cumhur İtifakı’nın bir parçası olması, “son kale” işlevini yerine getirmesine yetmiyor. Bu, görülebiliyor. Cumhur İttifakındaki varlığı, MHP’nin “son kale” işlevini beslemiyor, aksine zayıflatıyor.

Sayın Bahçeli ve yönetimi, Cumhur İttifakı’nın MHP’nin geleceğini karartmakla kalmadığını görmelidir. MHP, Cumhur İttifakının bir parçası olmakla, AKP iktidarının yol açtığı ülkenin geleceği ile ilgili endişeyi azaltmamakta, artırmaktadır. Çünkü Cumhur İttifakında, MHP/Sayın Bahçeli AKP’yi/Sayın Erdoğan’ı değil, AKP/Sayın Erdoğan MHP’yi/Sayın Bahçeli’yi etkilemiş gözüküyor. Bu, MHP’nin/Sayın Bahçeli’nin kamuoyu tarafından olumlu bilinen dilindeki/üslubundaki değişimden çıkarılabiliyor. MHP’nin/Sayın Bahçeli’nin siyaset dili ve üslubu, tıpkı AKP’nin/Sayın Erdoğan’ın siyaset dili ve üslubu gibi olmuş… Bir “aynılaşma” var, bu dikkati çekiyor. Bir muhalefet partisi olarak MHP, artık yıpranmış bir iktidar partisi ve bu partinin lideri olarak AKP’ye/Sayın Erdoğan’a yönelik artan eleştirileri bu suretle adeta niye “paylaşır”, niçin bu suretle AKP’nin siyasal iktidar ömrünün uzamasına katkı verir/destek olur, anlaşılır bulunmamaktadır.

Sayın Devlet Bahçeli, MHP’nin ve ülkenin geleceği için, MHP’nin bu ülke için “son kale” işlevini hakkıyla yerine getirebilmesi için, artık kenara çekilmeyi ciddi şekilde tezekkür etmelidir. Kendisinin, Türk halk kültüründeki “aksakallı” kimliği ile kenarda yerini almasının zamanı gelmiş, geçiyor diye düşünüyorum. “Aksakallı” kimliği ile, hem çekilirken, hem de sonrasında, üzerine düşenleri yapmaya odaklanmalıdır.

osmetoz, www.ascmer.org, 25 Mayıs 2020


TARİH YALAN SÖYLEMEZ. SAHİP ÇIKILIP İSTİFADE EDİLMELİ.

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Tarih, çok boyutlu ve önemli bir disiplin… Demokratik-meşru seçimler üzerinden ülkeyi yönetme sorumluluğunu üzerilerine almış olan siyaset adamları için, tarih, ayrıca ve özellikle önemlidir. Niye? Çünkü tarih/tarihçi, ülke yöneticilerine ışık tutar. Tarihin/tarihçilerin tuttuğu ışık, onları, ya geçmişte yapılmış hatalara düşmekten korur ya da geçmişte elde edilmiş başarıların güne

MHP’DEKİ MEVCUT YÖNETİM VE HAS PARTİ/SAYIN NUMAN KURTULMUŞ ÖRNEĞİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Genel Başkan Sayın Bahçeli’nin ifadesiyle, MHP, “son kale”dir. Ne demek, “son kale”? Anladığım, AKP iktidarında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş değerlerinin ve “milli” karakterinin korunmasına ve geleceğine dair artan bir endişe ortaya çıkmış; MHP diyor ki; “vatandaşlarımız endişe etmesin, MHP var, MHP ‘son kale’dir, buna geçit vermez.” Doğru. Niye?

RAMAZAN BAYRAMI MESAJI

ASCMER olarak, izleyicilerimizin, dostlarımızın, meslektaşlarımızın ve öğrencilerimizin Ramazan Bayramlarını kutluyoruz. Bayramın, tüm insanlık için, evrensel anlamda hukukun üstünlüğüne samimi olarak saygı gösterildiği; insanların gelecek endişesinden uzak olduğu; entrikaya, hileye, kumpasa ve iftiraya itibar edilmediği; gösterişten ve israftan kaçınıldığı; samimiyetin, iyi niyetin, dostluğun, iyi komşuluğun öne çıktığı; ayrımcılıktan, ötekileştirmekten ve dışlayıcılıktan uzaklaşıldığı; samimi ve akılcı bir

19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI MESAJI

19 Mayıs 1919, Büyük Türk Milleti’nin, vatan topraklarını düşman çizmeleri altında çiğnenmekten kurtarma azim ve kararlığını dışa vurduğu gündür. Osmanlı Yönetiminin özünden uzaklaştığı ve emperyalizme teslim olduğu bir ortamda, Büyük Türk Milleti için güneşin ufukta doğduğu gündür. 19 Mayıs 1919, İstanbul Hükümeti işgalcilerle Saraylarda bir araya gelip işgale direnişi ortadan kaldırmayı konuşurken, bu yolda işgalcilerle

DÜNYA TÜRKLERİNİN GÜNÜ: “3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1923 yılında, Türk Ocakları’nda yaptıkları konuşmada şunları söylemiş: “… Biz milliyet fikirlerini uygulamada çok gecikmiş ve çok ilgisizlik göstermiş bir milletiz.

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.