ÇKP (ÇİN KOMÜNİST PARTİSİ)’NDEN KAZAKİSTAN’A “İDEOLOJİK ÇIKARMA”…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Çin Komünist Partisi (ÇKP), Kazakistan’a adeta ideolojik bir çıkarma yapmış… Çin’den bir heyet, ÇKP’nin 19. Genel Kongresi’nin anlamını ve önemini, Kazakistan’da çeşitli çevrelerin temsilcilerine anlatmış…[i]

Bilineceği üzere, Kazakistan; eski Sovyet Cumhuriyetlerinden biri, Çin’e komşu ve Çin’in “Bir Kuşak, Bir Yol” projesinin güzergahı üzerinde yer alan bir ülke…

Haber, Çin’in açılımında yeni bir boyuta işaret ediyor. Ekonomik, politik ve güvenlik açılımlarına, şimdi ideolojik açılım da eklenmiş gözüküyor. Aslında, bu açılımların hepsi biri birlerini tamamlıyor…

Soğuk Savaş yıllarının düşünsel alt yapısını ve 1991’deki çökmeyi/dağılmayı hatırlayınız!… ABD’de ve Rusya’da ideoloji diye bir şey kaldı mı, bugün görülüyor mu? Onlarda durum bu iken, Çin açılımına ideolojik bir boyut da ekliyor.

Sovyetlerin çökme/dağılma sürecinde “tarihin sonu” tezi ortaya çıkmıştı; anlaşıldı ki, boş… Bir de bugünlerde fazla konuşulmayan “medeniyetler çatışması” tezi ve bu tez ile ilişkilendirilebilecek bir zemin üzerinde günümüze doğru “olumsuz/maksatlı” söylemler üzerinden giderek öne çıkmış ya da çıkarılmış bir de “radikal İslam” var… Bir tarafta söz konusu boşluk, diğer tarafta bu boşluğun doldurulması bağlamında anlamlı bulunan bunlar var.

Peki “medeniyetler çatışması” tezi ve İslam’ın “maksatlı” bir söylem üzerinden öne çıkarılmış olması, küresel bir düzene işaret ediyor mu? Bu iki olgunun etkisinde son dönemde giderek artmış kaos ve askeri harcamalar, bir küresel düzensizlik algısına ve münhasıran bununla ilişkilendirilmiş “olumsuz” bir İslam algısına yol açmamış mı?

Ya kapitalizm, liberalizm, sosyalizm, komünizm… Bunları savunanlar… Bugün neredeler, nasıl bir durumdalar? Sesleri duyuluyor mu? Bu ideolojiler, koşullardaki değişim dikkate alınarak gözden geçirilmiş mi, yeni sürümleri ile eskiden olduğu gibi karşılaşılıyor mu? Peki ya 1990’lı yıllarda dillerden düşmeyen küreselleşme!… Ona ne oldu? Küreselleşmenin (küreselleşmecilerin) sesini duyan var mı? “Küreselleşme” olgusu konuşuluyor mu?

Bütün bunlar, bir taraftan ideolojik anlamda ve küresel ölçekte ciddi bir boşluğa, diğer taraftan da artma eğilimini yansıtan küresel bir düzensizliğe işaret ediyor.

Habere böyle bakılınca da, Çin’in bir ideolojiye sahip olduğu ve bu ideoloji ışığında küresel bir düzen peşinde çalıştığı izlenimi ediniliyor.

Haberde geçmiyor ama, Çin Komünist Partisi’nin Kazakistan’daki etkinliğinin konusu “Devlet Kapitalizmi” ya da “Üçüncü yol” olarak düşünülebilir. Yani iyi veya kötü nasıl bakılırsa bakılsın, Çin’in anlatacağı, Çin’i bugünkü noktaya taşımış, yani Çin örneğinde ifadesini bulmuş bir ideoloji var. Çin, şimdi bu ideoloji üzerinden, bu boşluğu doldurmaya ve bu suretle küresel yeni bir düzenin inşasına soyunmuş gözükmektedir.

Peki, iyi ya da kötü, ABD’nin ya da Rusya’nın anlatacağı bir ideoloji var mı, kaldı mı, görülebiliyor mu? Görünen, bir ideolojik yoksunluk ve bu söz konusu iken, aynı zamanda “medeniyetler çatışması” tezi ile ilişkilendirilebilecek bir mecrada, “sert güç” üzerinden ABD’nin ve Rusya’nın küresel ölçekte öne çıkması… Bütün Dünyada askeri harcamaların ciddi şekilde artması olarak kendisini belli eden ABD’nin ve Rusya’nın bu öne çıkışları, acaba söz konusu ideolojik boşluğun doldurulması ve küresel ölçekte yeni bir düzene ulaşılması bakımından anlamlı mı? Elbette ki hayır…

Konu bağlamında, son olarak iki hususa işaret edeyim. Birincisi, yukarıda belirtilen hususlar ışığında ABD ile Rusya’nın uluslararası politikadaki mevcut konumlarının sürdürülebilir olmadığıdır. İkincisi de, ABD’nin ve Rusya’nın izlemekte oldukları politikalardan duyulan-artan rahatsızlığın, açılımına güç ve hız vermek suretiyle Çin’in işine geleceğidir.

Kaosun yaratıcı/yapıcı işlevinden söz edilebilmesi ve bunun anlamlı, kabul edilebilir sayılabilmesi için; kaosun arkasında olanların kaosu kontrol edilebilir bir pozisyonda/güçte olmaları gerekir. Görünen, ABD’nin de, Rusya’nın da, küresel kaosu kontrol etmede yetersiz olduklarıdır. Eğer bu görüşe iştirak edilir ise, buradan, ABD ile Rusya’nın bindikleri dalı kestikleri, Çin’e hizmet ettikleri anlamı çıkacaktır.

Peki Türkiye’nin bundan kendisine çıkaracakları var mı, olmalı mı? Evet. Ancak bu çalışmada buna değinilmeyecektir. Çünkü Türkiye’yi yönetenlerin bu tür yapıcı görüşlere ihtiyaç duymadıklarını, bunun adeta “gazel okuma” gibi alınacağını düşünüyorum.

Emeğime, birikimime, zamanıma yazık…

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 29 Ocak 2018

[i] http://turkish.cri.cn/1781/2018/01/29/1s188175.htm, 29.01.2018.


KAŞIKÇI OLAYI: ARAP BAHARI SUUDİ ARABİSTAN İLE DEVAM MI EDECEK?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Kaşıkçı olayında gelinen nokta, Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldüğü (öldürüldüğü) ve Riyad’ın bunu açıklamaya hazırlandığı yönünde… Başkan Trump, böyle bir durumda, ABD’nin Suudi Arabistan’a “cezai” yaptırımlar uygulayacağını açıkladı. ABD ve Batı medyasında da, Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Salman ile “balayı” döneminin sona erdiğine dair haber ve yorumlar yer

ÇİN’İN SURİYE (İDLİB) İLGİSİ, BÖLGE VE TÜRKİYE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Geçtiğimiz haftalarda medyada eş zamanlı olarak yer alan Çin ile ilgili iki haber dikkat çekici bulunmuştur. Bunlar, Türkiye’nin “Çin atağından”[i] ve Çin’in Suriye’de sınırımıza çok yakın bölgeye (İdlib’e) asker göndereceğinden (konuşlandıracağından)[ii] söz eden haberlerdir. Türkiye’nin Çin’e açılacağını açıkladığı bir sırada Çin askerinin Suriye/İdlib’te konuşlandırılacağının gündeme gelmesi, Çin’in Ortadoğu’da sahaya inebileceği

SURİYE KRİZİNDE KRİTİK EŞİK: FIRAT’IN DOĞUSU…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bildiğim kadarıyla, ABD’nin Suriye’deki varlığı terörle mücadeleye ilişkindir ve IŞİD ile sınırlıdır. ABD liderliğindeki Koalisyon Güçleri, BM Güvenlik Konseyi’nin IŞİD ile mücadeleye dair kararı uyarınca Suriye’de bulunmaktadır. Bugün itibarıyla, Suriye’nin IŞİD’dan temizlenmesinde sona gelinmiştir. Fırat’ın doğusunda IŞİD kalmamıştır. IŞİD, Türkiye’nin da çabaları ile, Fırat’ın doğusundan temizlenmiştir. Peki, Fırat’ın doğusunda, terör

İSTANBUL’DAKİ PATRİKHANE NEYİN KİMİN NESİ?

 Prof. Dr. Osman Metin Öztürk İstanbul’daki Patrikhane ile Yunan Ortodoks Kilisesi arasında kriz çıkmış… Nedeni, Yunan Danıştay’ının, üzerinde kiliseler olan anlaşmazlık konusu arazilerin ve bu durumdaki kiliselerde ayin düzenleme yetkisinin İstanbul’daki Patrikhane’ye ait olduğuna karar vermesi imiş[i]… Bu gelişme, önce hukuksal, sonra da siyasal açıdan son derece anlamlı ve önemli bir gelişmedir. Bilindiği üzere, Lozan

SURİYE KRİZİ “KRİTİK” DEĞİŞİMLERİ YAŞIYOR GİBİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Suriye Demokratik Güçleri (SDG)’ne dâhil Kürtler, Suriye’de IŞİD ile mücadelede sona gelinmesi ile birlikte, ABD’nin Suriye ilgisinin “yenilenmiş” ve ABD’nin daha kararlı gözüktüğünü; bunun, ABD’nin çekileceği endişesi ile Şam Yönetimi ile başlatılmış diyalogu zayıflattığını, görüşmelerin durma noktasına geldiğini; bunda, Şam Yönetiminin anayasada Kürtler lehine değişiklik yapmaya yanaşmamasının da payının olduğunu

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.