ÇİNLİ AMİRAL KİME NİYE NE DEDİ?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

Çin Askeri Bilimler Akademisi Başkan Yardımcısı Tuğamiral Lou Yuan; Shenzhen’de, Çin-ABD ilişkilerinin mevcut durumu hakkında yaptığı konuşmada, Doğu Çin Denizi ile Güney Çin Denizi’nde devam eden anlaşmazlıkların, ABD’ye ait iki uçak gemisinin batırılması suretiyle çözülebileceğini söylemiş[i]… Amiral’in konuşmasındaki tek dikkat çekici husus bu değil. Amiral, Çin-ABD ticaret savaşının görünenin aksine aslında stratejik bir sorun/konu olduğunu, (ABD’yi kast ederek) düşmanın vurulmasından korktuğu her yere saldırılması gerektiğini de konuşmasında ifade etmiş.

Amiral Lou Yuan’ın rütbesine ve pozisyonuna bakılarak, söyledikleri önemsiz bulunabilir. Ancak konuşmasının uluslararası medyada kendisine yer bulması da dahil, birçok faktör, bunun aksini, yani konuşmanın önemli olduğunu söylemektedir.

Her şeyden önce, Çin’in rejimini görmek gerekir. Çin, hala Komünist Parti tarafından yönetilmektedir. Xi Jinping, son dönemde, merkezi idareyi (kontrolü) daha da güçlendirmiştir. Böyle bir tabloda, bir tuğamiralin bu türden açıklamalar yapması eşyanın tabiatına aykırı görülmektedir. Yani konuşma, Pekin’in bilgisi dâhilinde, maksatlıdır.

İkinci faktör olarak akla gelen husus, Çin’in, “kılı kırk yaran” diplomasisidir. Bu diplomasi ışığında, Amiral’in söz konusu açıklamaları, “hafif” ve “inceden” mesaj olarak algılanmaktadır. Çin’in “hafif” ve “ince” mesajdan başlayıp, düşünülebilecek en “ağır” ve en “kalın” mesaja kadar uzanan bir çizgi üzerinde yola çıkmış olduğunu düşündürtmektedir. Muhatabın verilen mesajı alıp almadığına ve ne cevap verdiğine bakılarak “tamam” veya “devam” denileceği şeklinde işleyecek bir kriz yönetimine geçilmiş olabileceği akla gelmektedir. Devam denilen her aşamada, mesajlar, bir önceki aşamadaki mesaja göre, daha “ağır” ve “kalın” olacaktır.

Üçüncü faktör, Çin’in son ekonomik göstergeleridir. Son veriler, Çin’in ekonomik yükselişinin yavaşlamanın ilerisine geçen olumsuz bir seyir içine girmiş olduğuna işaret etmektedir. Bu, doğrudan ve/veya dolaylı olarak Çin-ABD ticaret savaşının etkisi ile açıklanabilecek bir durumdur. Ve bunu özellikle iki açıdan görmek icap eder: (i). Çin’in uluslararası politikada eriştiği noktanın arkasında ekonomik yükselişi vardır. Eğer Çin’in ekonomik yükselişi durursa, eriştiği bugünkü noktada tutunamaz. Üstelik bu, sadece ekonomik açıdan görülebilecek bir durum da değildir, politik ve askeri açılardan da sonuçları olan bir durumdur. (ii) ABD’nin ticaret savaşı üzerinden mesafe almış gözükmesi, içeride ve dışarıda Pekin’in itibar kaybına uğramasına yol açacaktır. Yine bu itibar kaybı da, sadece ekonomik açıdan değil, politik ve askeri açıdan da söz konusu olacaktır. Bunlar, Pekin’i, ekonomi üzerinden içine düştüğü bu durumu dengelemeye ve telafi etmeye zorlayan hususlardır. Ve Amiral’in söylediklerini çağrıştırmaktadır: ABD’ye zayıf olduğu (korktuğu) her yerden saldırıya geçmek. Ancak bu noktada da, hem bu tür bir mücadelenin asimetrik mücadele olacağını, hem de bundan Çin’in kendisini güçsüz, ABD’yi güçlü gördüğü anlamının çıkacağını görmek gerekir. Bu faktör bağlamında, sonuç olarak, Çin’in ABD’yi karşısına almasının kaçınılmaz görüldüğünü ve bunun asimetrik boyutunun görülmemesi için “örtünün” kalın tutulacağının değerlendirildiğini ifade etmek mümkündür.

Dördüncü bir faktör de, son dönemde Çin akademiyasından Pekin’e yollanan dolaylı mesajlardır. Çin komünist bir rejime sahip olsa da, son haftalarda, Çin akademik çevrelerinden Pekin’e yollanan, ABD ile ilişkiler kesme/durdurma yönünde dolaylı mesajlar vardır. Bu mesajlar, bana göre, özde, Amiral’in sözleri ile örtüşen, yani bu sözler ile birlikte mütalaa edilmesi gereken mesajlardır.

Beşinci ve son faktör ise, Amiral’in bu konuşmayı, Pekin’in ciddi rahatsızlık duyduğu Hong Kong ve Tayvan ile ilgili güncel gelişmelerin gündemde öne çıkmış olduğu bir sırada yapmış olmasıdır. Bilindiği üzere, Pekin, Hong Kong’u ve Tayvan’ı Çin’in ülkesinin bir parçası olarak kabul etmektedir. Şimdilik, “tek devlet, iki sistem” politikası izlese de, nihai hedefinin, Hong Kong’u da, Tayvan’ı da Pekin’den yönetmek olduğu çok açıktır. Bu sorunların geçmişi, “tek devlet, iki sistem” politikasının sonsuza kadar sürdürülemeyeceğine işaret etmektedir. Bu son faktör ışığında, Tuğamiral Lou Yuan’ın konuşma yaptığı Guangdong Eyaletine bağlı Shenzhen şehrinin, Hong Kong’a bitişik, özel ekonomik bölge statüsüne sahip bir şehir olması, ayrıca ve özellikle dikkat çekicidir.

Amiral’in konuşmasına bakılırken, konjonktür ihmal edilemez. Tayvan’da Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşmıştır. Bu seçim, önceki seçimlerde olduğu gibi, Çin için çok önemlidir. Yargı ile ilgili yasa tasarısına ilişkin olarak Hong Kong’da ortaya çıkmış ciddi bir tepki vardır. Pekin, tepki gösterilerinin dışarıdan tahrik ve teşvik edildiği görüşündedir. Yani Hong Kong konusunda, hassas bir süreç ortaya çıkmıştır. Çin-ABD ticaret savaşı, Washington lehine bir mecraya kaymış gözükmektedir. Çin’in mevcut dış politika anlayışının ve uygulamasının ABD karşısında etkili olmadığı belli olmuştur. Belki en önemlisi, Çin Dünyanın en büyük enerji tüketicisi ve enerjide dışa bağımlı olduğu için, ABD’nin dış politika uygulamalarının enerjipolitik merkezli hale geldiğinin artık iyice belirginleşmiştir..

Yukarıda belirtilenlerin hepsi bir bütün olarak dikkate alındığında, Tuğamiral Lou Yuan’ın Shenzhen’de yapmış olduğu konuşma, Pekin’in muhataplarına verilmiş mesaj gibi görülmektedir. Bu mesaja bakarken, mesajın bir kriz senaryosunun başlangıç işareti olabileceğini de görmek gerekir. Pekin’in atacağı adımlara bakarak, öyle mi, değil mi, hep birlikte göreceğiz. Çin ile ABD arasındaki mücadele, ticari/ekonomik görünümünü kaybedebilir, daha geniş/kapsayıcı bir mahiyet arz edebilir.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 15 Temmuz 2019.

[i] https://nationalinterest.org/blog/buzz/chinese-admiral-solve-south-china-sea-dispute-sinking-navy-aircraft-carriers-67037, 15.7.2019.


NATO: LONDRA ZİRVESİ VE TÜRKİYE YAKLAŞIMI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Türkiye, Londra’daki NATO zirvesi öncesinde, NATO YPG’yi terör örgütü saymaz ve YPG’ye karşı Türkiye’nin yanında yer almazsa, Baltık Savunma Planına “evet” demeyeceğini açıklamıştı. Zirvede ise, hem bu plana “evet” dedi, hem de Türkiye’nin YPG ile ilgili talebi kabul görmedi. Türkiye, Baltık Savunma Planına evet derken, muhataplarının terörle mücadelede

AZERBAYCAN’DA SIKINTI VAR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ani bir kararla, Parlamentoyu feshetmiş; normalde Kasım 2020’de yapılması beklenen Parlamento seçimlerini 09 Şubat 2020’ye çekmiş[i]…

TÜRKİYE: BEKA SORUNUNDAN SÖZ EDİLİRKEN BU NASIL BİR PROPAGANDA!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Uluslararası ilişkilerde güç çok önemlidir. Niye önemlidir? Çünkü ülke içinden farklı olarak, uluslararası ilişkilerde bu ilişkiyi her yönüyle düzenleyen hukuk kurallar yoktur ya da eksiktir, olsa bile bu kurallara uyulmasına nezaret edecek yaptırım gücüne sahip ülkeler üstü bir güç yoktur. Bu, uluslararası ilişkilerde geniş bir boşluğa yol açmakta;

TÜRKİYE: ERKEN SEÇİM Mİ DEDİNİZ? ERKEN SEÇİME BİR DE BÖYLE BAKINIZ…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Sayın Erdoğan’ın son ABD ziyareti ile birlikte Türkiye’nin bir erken seçim sürecine girdiğini düşünüyorum. Niye? İşte size, bende erken seçimi çağrıştıran bazı hususlar:

BARIŞ PINARI HAREKATI’NA ARA VERMEYE DAİR MUTABAKAT BELGESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in dünkü Ankara ziyaretinde ortaya çıkan “Barış Pınarı Harekâtı’na 120 saatliğine (5 günlüğüne) ara verme”ye dair Mutabakat belgesini, şu aşamada, ayrıntılı olarak değerlendirmeyeceğim. Barış Pınarı Harekâtı başlarken verdiğim bir söz var. O söze sadık kalacağım. En azından 120 saat sonrasını beklemekte yarar görüyorum. Ancak

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.