ÇİN’DE HOŞNUTSUZLUK MU!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Çin’de, bir “hoşnutsuzluk” dalgasının olduğu ifade ediliyor ve Çin Komünist Partisi’nin üniversitelerde ve araştırma enstitülerinde “vatanseverlik ruhunu” anlatması bununla ilişkilendiriliyor.[i]  Hemen aklıma geleni söyleyeceğim; tabirimi lütfen mazur görün ama, ya “öküzün altında buzağı aranıyor” ya da “Çin karıştırılmak isteniyor.” İkisinden biri…  Niye?

Bana göre, sorunun cevabı dört temel etkende, bunları görmek icap eder.

Birincisi, Çin’in Dünyanın en kalabalık ülkesi olmasıdır. Çin’in nüfusu, bir milyar dört yüz milyona  (1.379. 000. 000’) yaklaşıyor. Nüfusun bu kadar büyük olması, Çin’e güç veriyor ama, Çin’in yönetimini zorlaştırdığı da bir gerçek; ihtiyaçlar, beklentiler… Bu noktada, ABD’nin nüfusunun yaklaşın üç yüz yirmi altı milyon (326.000.000) olduğunu belirtmek yararlı olacaktır. Çin, ABD’nin nüfusunun dört katından daha fazla bir nüfusa sahiptir. Yani, ABD’nin nüfusuna bakıp Çin’in yönetimi konusunda görüş belirtmemek gerekir.

İkincisi, Çin’in uluslararası politikada yükselmesi ve ABD karşısında yeni bir “kutup” olarak görülmesidir. Bu, Pekin’in nüfuz alanını genişletiyor, Pekin’e güç veriyor ama, içeride ve dışarıda Pekin’den “beklentileri” de artırıyor.

Üçüncüsü, Çin’in, bir taraftan ideolojisi belli Komünist Partisi tarafından yönetilmesi, diğer taraftan da “devlet kapitalizmi” olarak anılan kendine özgü bir modeli benimsemesi ve küreselleşmeci olmasıdır. Bu durumun, içeride bir takım sıkıntıları beraberinde getirmesini eşyanın tabiatından saymak icap etmez mi?

Dördüncüsü de, ABD’nin neden olduğu küresel ekonomik krizin ve bu bağlamda ABD’nin başlattığı “ticaret” savaşının Çin’i etkileyecek olmasıdır. Çünkü Çin, hem çok kalabalık bir nüfusa sahiptir, hem de uluslararası politikada ekonomiye dayalı olarak yükselmiştir.

Bu dört hususa, başkaları, yenilerini ekleyebilir.

Belirtilen hususlar üzerinden işaret edilmek istenen şey; Pekin’in, küresel tabloyu gördüğü, bu tablonun görünür geleceği üzerinde çalıştığı ve bunlar ışığında Çin’in kendine özgü koşullarında, gereken tedbirler aldığıdır. Habere konu yapılan hususlar, yeni ortaya çıkmış değildir. Eğer Çin Komünist Partisi’nin geçtiğimiz Ekim (2017) ayında yapılan 19. Ulusal Kongresi’nde alınmış kararlara bakılır ise, bugün Batı medyasında gündeme getirilen Çin ile ilgili hususların, aslında o Kongrede alınmış kararların hayata geçirilmesi ile ilgili olduğu görülecektir. Pekin, kendi koşullarını ve küresel koşulların bugününü ve görünür geleceğini görmüş, ihtiyaç duyduğu adımları atıyor.

Bunlar ışığında, “Çin’de hoşnutsuzluk” temalı haber ve yorumlar;  hem gerçekçi bulunmamakta, hem de maksatlı görülmektedir. Ayrıca bundan, Batı medyasının; küresel koşullardaki değişimin farkında olmadığını, hala 25-30 yıl öncesinin “düşünce kalıpları” ile hareket ettiğini, kolaycılığın (tembelliğin) “cazibesinde” hareket ettiğini çıkarmak da mümkündür.

“Çinli komünistlerin” Pekin’in “devlet kapitalizminden” ve küreselleşmeci yaklaşımından rahatsız olmaları ne kadar insanın doğasına uygun ise, Batı medyasının Dünyayı hala ABD’nin hegemonyası altında kabul etmesi de o kadar insan doğasına uygundur.

Lütfen dikkat ediniz: “Kendinde olanı” görmeyen Batı medyası, “Çinli komünistlerde” olanı görüyor!…

ABD’de, Obama döneminde, “Obama care” olarak anılan sağlık sigortası reformundan ve savunma sanayi ürünlerinin dış satımını kontrol altına almayı öngören düzenlemeden kaynaklanan “hoşnutsuzluğun” ya da şimdiki Başkan Trump’ın gümrük tarifleri ile oynamasından kaynaklanmış mevcut “hoşnutsuzluğun”, Çin’deki “hoşnutsuzluktan” bir farkı var mı diye sorsalar, olmadığını söylerim. Hatta ABD’de Başkan Trump’a yönelik çok daha ciddi bir hoşnutsuzluğun, “hoşnutsuzluk dalgasının” olduğunu düşünüyorum. Ve bu nedenle, haberde Çin ile ilgili olarak geçen “hoşnutsuzluk dalgasını” maksatlı buluyorum.

Bugün itibarıyla görünen; henüz “küresel gündemi” belirleme noktasına erişmemiş Çin’in, bu gündemi etkileyebildiği, gündemi belirleyenlerin hamlelerini boşa çıkarabildiğidir. Biz biliyoruz ki, gündemi belirlemek kadar, belirlenen gündemi hayata geçirebilmek de önemlidir. Ve bu ikisi biri birlerini tamamlamak suretiyle güce işaret ederler. Eğer gündemi belirleyenler gündemi hayata geçiremiyorlarsa; gündemi belirlemiş olmanın bir değeri kalmamakta ve bu, gündemi belirleyenlerin güç kaybı yaşadıklarının işareti kabul edilmektedir.

ABD, hala gündemi belirleyebiliyor ama, belirlediği gündemi hayata geçiremiyor. Suriye krizini başlattı, sonunu getiremedi, boşluğa yol açtı, boşluğu Rusya doldurdu. K.Kore ile nükleerden arınmaya ilişkin görüşme sürecini başlattı, süreç kontrolünden çıktı, mecra değiştirdi iki Kore arasında kalıcı barış anlaşmasının yapılması ve Çin’in de görüşmelere katılması gündeme geldi. Belirlediği gündemi hayata geçiremeyen ABD, söz konusu haberde olduğu gibi, medyayı da kullanarak, psikolojik algı operasyonları üzerinden bu engeli aşmaya çalışıyor diye düşünüyorum. Ancak ABD’nin bu yaklaşımı gerçekçi değil, olmadığı için de işe yaramıyor.

Uluslararası ilişkilerin, boşluğu kaldırmayacağı, birinin hemen boşluğu dolduracağı kabul edilir. Güç kaybı ile ortaya çıkan boşluğu, güçlenmekte olan bir başkası doldurur. Bu, uluslararası ilişkilerin doğal işleyiş sürecidir. Gördüğüm; ABD’nin, yerini Çin’e bırakacağı bir sürecin işlemekte olduğudur.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 08 Ağustos 2018.

[i] https://www.scmp.com/news/china/policies-politics/article/2158679/chinese-intellectuals-urged-toe-party-line-after?utm_source=emarsys&utm_medium=email&utm_content=20180808&utm_campaign=scmp_today&aid=190131336&sc_src=email_2315917&sc_llid=37637&sc_lid=153918004&sc_uid=Qc2KmijIx5&utm_source=emarsys&utm_medium=email, 08 Ağustos 2018.


TÜRKİYE: ON BÜYÜKELÇİYİ “İSTENMEYEN KİŞİ” İLAN ETME ÜZERİNE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Geçtiğimiz günlerde, 10 ülkenin (ABD, Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda) Türkiye’de görev yapan Büyükelçileri, kamuoyunda “Kavala davası” olarak bilinen konu hakkında ortak bir açıklama yapmış ve Türkiye’ye tutuklu olarak cezaevinde bulunan Osman Kavala’nın “serbest bırakılması” çağrısı yapmıştı. Bu çağrı sonrasında; Cumhurbaşkanı ve AKP Genel

VAY HALİMİZE… VAY Kİ VAY…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar, “YPG, PKK’nın tam da kendisidir” demiş[i]… Ne zaman diyor bunu? İdlib’de Rusya’nın YPG ile müzakerelere başladığının ileri sürüldüğü bir sırada ve Soçi’deki Erdoğan-Putin görüşmesinin bir gün öncesinde… Sayın Hulusi Akar’ın söz konusu ifadesi, Soçi’deki görüşmede, Putin karşısında, Sayın Erdoğan’ın elini güçlendirme amaçlı mı, yoksa

“TALİBANLI AFGANİSTAN”: “1 MART TEZKERESİ”, İRAN’IN “MOLLA DEVRİMİ” VE BAZI ÇAĞRIŞIMLAR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bugünlerde, Dünyada da, Türkiye’de de, ağırlıklı olarak, ABD’nin 20 yıl kaldığı Afganistan’dan çekilmesi ve Afganistan’ın Taliban’ın kontrolüne girmesi (“Talibanlı Afganistan”)konuşuluyor. Bu bağlamda, değinme ihtiyacını duyduğum hususlar-çağrışımlar var. “Talibanlı Afganistan”, bana, ilk olarak, 2003’teki “1 Mart Tezkeresi”ni çağrıştırıyor. ABD’nin, 2001’de Afganistan’a ve 2003’te Irak’a müdahale gerekçeleri… Ve ABD’nin 20 yıl kaldığı

HUDSON INSTITUTE: ABD’NİN AFGANİSTAN’DAN ÇEKİLMESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Amerikan düşünce kuruluşu Hudson Enstıtute, Afganistan’da bugün yaşananlarla ilgili olarak, “Şimdi ne olacak? Afganistan’daki Amerikan Yenilgisinin Küresel Sonuçları”[i] başlıklı bir çalışma yayınlamış. Burada, bazı ufak eklemeler ile bu çalışmanın genel olarak tercümesine yer verilmiş ve sonlarda da kısa yorum ve değerlendirmede bulunulmuştur. Hudson Instıtute uzmanları Nadia Schadlow, Robert Greenway, Michael

İKİNCİ S-400 FÜZE SAVUNMA SİSTEMİNİN ALINMASINI NASIL ANLIYORUM?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bugünkü medyada, Türkiye’nin Rusya’dan ikinci bir S-400 hava savunma sistemi alacağı, buna dair pazarlıkların sürdüğü, tarafların anlaşmaya yakın olduğu yer alıyor. Bu yazının kaleme alındığı an itibarıyla, bu habere Ankara’dan yalanlama gelmediğini biliyorum. Şahsen, haberin doğruluğunu teyit etme imkânım bulunmamaktadır. Eğer doğru ise, çok dikkat çekici ve düşündürücü bulunması gereken

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.