ÇİN, İÇ MOĞOLİSTAN VE CENGİZ HAN

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Çin’in sınır bölgelerindeki etnik hareketliliğe ilişkin hassasiyeti, Doğu Türkistan’dan sonra, İç Moğolistan’da da kendisini göstermeye başladı. Güney Afrika Cumhuriyeti’nden beş, İngiltere’den üç ve Hindistan’dan bir kişinin yer aldığı dokuz kişilik bir turist grubunun, geçtiğimiz günlerde, gerçekleştirecekleri tarihsel turu daha iyi anlayabilmek için videoda Cengiz Han belgeselini izledikten sonra gözaltına alındığı ileri sürülmüştür. (Reuters) Grubun, İç Moğolistan Özerk Bölgesinin kuzeyini içine alan ve 47 gün sürecek olan tarihsel bir turu gerçekleştirmek için Çin’de bulundukları; gözaltına alınmadan önceki gün de Cengiz Han Müzesini ziyaret ettikleri ifade edilmiştir. Aynı bölge ve aynı turla ilişkili 11 kişiden oluşan bir başka turist grubunun, geçtiğimiz hafta içinde sınır dışı edildiği; dokuz kişilik turist grubunun da önümüzdeki günlerde sınır dışı edilmelerinin beklendiği belirtilmiştir.

Güney Afrikalı turistlerin yakınları, kendilerine, Çinli yetkililerin başlangıçta gözaltına almanın yasadışı gruplar ile bağlantılı terör videoların izlenmesi ile ilgili olduğunu söylemiştir. Ancak, turistlerin resmen ne ile suçlandıkları şimdiye kadar açıkça belirtilmemiş, sadece ilgili yasanın ihlal edildiği şüphesinden söz edilmiştir. Gözaltına alınanların yakınları ve temsilcileri, Cengiz Han belgeselinin izlenmesine niçin itiraz edildiğinin ya da bunun hangi yasanın ihlali olarak görüldüğünün açık olmadığını belirtmişlerdir. İngiliz turistlerin sözcüsü olan ve ırkçılık karşıtlığı ile tanınan aktivist Hossain Jacobs ise, Moğol Komutanı Cengiz Han ile ilgili videonun yanlış anlamaya yol açmış olabileceğini ifade etmiştir.

Çin’in uluslararası politikada yükselmesi ve ABD karşısında yeni bir kutup olarak algılanması, ABD’nin gözünde, Moğolistan’ın ve dolayısıyla İç Moğolistan’ın jeopolitik ve jeostratejik değerini artırmıştır. Kalabalık nüfusu, küresel ısınmanın kuzey topraklarının kullanılabilirliğini artırması ve yeni-zengin enerji kaynaklarının varlığını ortaya çıkarması ise, Moğolistan’ın ve İç Moğolistan’ın değerini Çin’in gözünde öne çıkarmıştır.

Çin, doğuda Mançurya’da ve batıda Moğolistan ile Kazakistan arasında kalan oldukça dar bir koridor üzerinden Rusya’ya sınır komşusudur; arada ayrıca Moğolistan vardır. Normalde Çin’in kuzeye taşması ve Moskova’nın Pekin ile karşı karşıya gelmesi beklenir. Mevcut konjonktürde görülen Çin-Rusya yakınlaşması; hatta geçtiğimiz Haziran (2015) ayı içinde, Moskova tarafından, Moğolistan’ın ve Çin’in kuzeydoğusuna (dolayısıyla İç Moğolistan Özerk Bölgesine) komşu Rusya’nın Zabaykal Krayı’nda, 11 bin hektar (110 km²)   büyüklüğünde bir toprağın 49 yıllığına ve hektarı 5 dolardan Çin’e kiralanması, projenin 2018’e kadar başarılı olması halinde kiralanacak toprağın 200 bin hektara (2.000 km²’ye) çıkarılmasının öngörülmesi, son tahlilde bu beklentiyi (yargıyı) değiştirmemektedir. Rusya’nın Uzakdoğu toprakları ve Arktik Okyanusu kıyıları, orta ve uzun vadede Çin tehdidi altındadır.

Rusya, hem ABD karşısında Çin’in desteğine ihtiyaç duymaktadır, hem de Çin’in oldu-bittileri ile karşılaşma ihtimali ile karşı karşıyadır ve bunu/bunları sineye çekmenin uluslararası politikada imajına vereceği zararın farkındadır. Rusya’nın Zabaykal Krayı’nda Çin’e toprak kiralamasına bu açılardan bakılabileceği gibi, kiralama işi aynı zamanda ABD’ye verilmiş bir mesaj olarak da görülebilir. Moskova Yönetimi, ABD’nin Rusya’yı karşısına almasının ve Moskova’yı Çin’e itmesinin Pekin’in nasıl işine geldiğine (geleceğine) işaret etmiş olmaktadır. ABD’nin Rusya’yı karşısına alması, Çin’e güç vermekte, Çin’in normal koşullarda Rusya’dan koparmakta (elde etmekte) zorlanacağı isteklerinin kolayca karşılanmasına imkân ve fırsat vermektedir. Rejimi nedeniyle devlet kontrolünde olan Çinli Zoje Resources Investment (ZRI) şirketinin Rusya’nın Zabaykal Krayı’nda kiraladığı toprağın Çin’in İç Moğolistan Özerk Bölgesine bitişik olması; (i) İç Moğolistan’ın kuzeydoğudan da Çin ile çevrelenmesi, (ii) ZRI şirketinin Zabaykal Krayı’ndaki yatırımlarının İç Moğolistan’ın yerel kültür ve kimliklerinin erimesine (Moğolların asimile edilmesine) hizmet etmesi, (iii) İç Moğolistan’ın yerel halkının (Moğolların) Moğolistan’a itilmesi, bu suretle Ulan Batur üzerinde baskı kurulması ve Çin’e Moğolistan’a müdahale imkan ve fırsatının yaratılması gibi, kaçınılmaz görülen sonuçları olacaktır. Dün, Obama’ya Cengiz Han benzetmesi yapan Moğolistan’ın, bugün İkinci Dünya Savaşı’nın sona erişinin 70. yıl törenleri için geçtiğimiz Mayıs (2015) ayında Moskova’da yapılan törenlere asker göndermesini ve önümüzdeki Eylül (2015) ayı başında Pekin’de yapılacak törenlere yine askerle katılacak olmasını, -bölgenin güncel jeopolitiğindeki değişimi anlamak için- iyi okumak gerekir.

Moğolistan, 1.561 milyon km² büyüklüğünde bir ülkeye ve bu ülkede yaşayan 2.953 milyon nüfusa sahip bir devlettir. Bir kara ülkesidir ve sadece iki komşusu vardır. Kuzeyde Rusya ile 3.452 km. uzunluğunda; güneyde, batıda ve doğuda da Çin ile toplam 4.630 km. uzunluğunda kara sınırına sahiptir. GSYİH’sı, 30 milyar dolar civarındadır. Rusya’nın Çin’e bugünkü kadar yakın olmadığı ve Moskova’nın ABD ile yakın bir görüntü verdiği 4-5 yıl öncesine kadar, Moğolistan’ın işi kolaydı, Çin karşısında, hareket serbestisi bugüne göre fazlaydı. Obama’ya yapılan Cengiz Han benzetmesi de o yılların ürünüydü. Bugün, hem Çin-Rusya yakınlaşması yaşanmaktadır, hem de bu yakınlaşma ABD’yi karşısına alan bir yakınlaşmadır ve bu tablo Moğolistan’ın hareket serbestisini ciddi şekilde kısıtlamaktadır. Bunun bir diğer anlamı, Pekin’in; Moskova ile birlikte, ABD’nin Çin’i kuzeyden çevreleme politikasını boşa çıkarmakta olduğudur. ABD’nin Moğolistan ile kurduğu ekonomik ilişkilerdeki ve Moğolistan’ın savunma reformuna yaptığı katkıdaki gerileme ile, Moğolistan’ın ihracatını neredeyse tamamen (% 90) Çin’e yapar hale gelmesi, Moğolistan ve Moğollar konusunda gelinen noktaya işaret etmesi açısından son derece önemlidir.

Cengiz Han, Moğol ve Türk boylarını 13. yüzyılda buyruğu altında birleştirmek suretiyle, Dünya tarihinin bitişik sınırlara sahip en büyük imparatorluğunu kurmuş önemli bir şahsiyettir. Dünya genelinde farklı görülse de, Moğolistan’da çok sevilen, Moğolistan’ın babası kabul edilen, Moğolistan’ın etnik ve politik kimliğinin oluşumunda etkisi büyük olan, Moğolistan’ın gelmiş geçmiş en büyük ve efsanevi lideridir. Moğollar, Türklere akraba olduğu ve Moğol İmparatorluğunun temelinde Türk boyları yer aldığı için, Türklerin gözünde de genelde sevilen ve gurur duyulan bir şahsiyettir. Cengiz Han’ın kurduğu İmparatorluk, zamanı Dünya topraklarının % 22’sini içine almış ve bu topraklarda o günkü Dünya nüfusunun çok önemli bir kısmı (100 milyondan fazla bir nüfus) yaşamıştır. Doğu’da Japon Denizi ve batıda Viyana yakınları arasında kalan İmparatorluk topraklarında, bugün mevcut olan 25’e yakın devletin neredeyse tamamı yer almıştır. Cengiz Han’ın büyük ülkesi ile İpek ve Baharat yollarını kontrol etmesi, hem sınırları ve gümrükleri kaldırmak, hem de güven ortamı sağlamak suretiyle ticarete canlılık kazandırmıştır. Onun içindir ki, İkinci Dünya Savaşından sonraki dönemde ABD’nin uluslararası politikadaki hegemonik konumunu için kullanılan “Pax Americana” ifadesi gibi, 13. yüzyıl Moğol İmparatorluğu için de “Pax Mongolica” ifadesi kullanılmaktadır.

İç Moğolistan ise, Çin’in kuzeydoğusunda yer alan, başkenti Hohhot olan, 1.183 km² büyüklüğünde, 23.8 milyon nüfusa sahip, özerk bir bölgedir. Zabaykal Krayı’ndaki toprak kiralaması nedeniyle, İç Moğolistan’ın Rusya ile olan komşuluğu fiilen anlamlı olmaktan çıkmıştır. İç Moğolistan, batıdan Moğolistan ile komşudur. İç Moğolistan’ın hayvancılığa, avcılığa ve göçebeliğe dayalı “yaşam biçimi” (kültür ve kimlikleri), bölgedeki madencilik ve Çin’in diğer bölgelerinden gelen göçler nedeniyle giderek bozulmakta ve Müslüman Uygur Türkleri kadar olmasa da Moğolların buna gösterdiği direnme, Moğolları Pekin ile karşı karşıya getirmektedir. Mevcut jeopolitik konjonktür, İç Moğolistan’ın yerel halkını bu direnmede destekten yoksun bırakmaktadır.

Moğolistan halkı ile İç Moğolistan halkının bir (millet) olması; Çin’in İç Moğolistan Özerk Bölgesinin, tarihsel olarak, bağımsız Moğolistan’ın bir parçası olarak görülmesi; Cengiz Han’ın bütün Moğolların ortak “babası”, güç ve ilham kaynağı olması, Pekin Yönetimi rahatsız etmektedir. Mevcut konjonktürün Moğollar üzerindeki olumsuz etkisi, hem bu gerçeği değiştirmemektedir, hem de bütün Moğolları bu gerçekleri daha çok sahiplenmeye ve canlı tutmaya itmektedir. Söz konusu turist gruplarının maruz kaldığı muamele, bu duruma ve Pekin Yönetiminin bunun farkında olarak hareket ettiğine işaret etmektedir. Çin’in Cengiz Han konusuna yaklaşım biçimi, uluslararası kamuoyunda şaşkınlık ve tepki ile karşılanmanın ötesinde, Cengiz Han’a yönelik uluslararası ilgiyi artıracaktır.

Yukarıda belirtilenler nedeniyle, söz konusu olayın; yanlış anlamadan çok, Çin’in uluslararası politikada geldiği nokta ve izlemekte olduğu siyaset ile ilgili ve bunların ürünü/işareti olduğu, yani bilinçli ve sistemli olduğu değerlendirilmektedir.

osmetoz/ascmer, 18 Temmuz 2015, www.ascmer.org


TÜRKİYE: ON BÜYÜKELÇİYİ “İSTENMEYEN KİŞİ” İLAN ETME ÜZERİNE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Geçtiğimiz günlerde, 10 ülkenin (ABD, Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda) Türkiye’de görev yapan Büyükelçileri, kamuoyunda “Kavala davası” olarak bilinen konu hakkında ortak bir açıklama yapmış ve Türkiye’ye tutuklu olarak cezaevinde bulunan Osman Kavala’nın “serbest bırakılması” çağrısı yapmıştı. Bu çağrı sonrasında; Cumhurbaşkanı ve AKP Genel

VAY HALİMİZE… VAY Kİ VAY…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar, “YPG, PKK’nın tam da kendisidir” demiş[i]… Ne zaman diyor bunu? İdlib’de Rusya’nın YPG ile müzakerelere başladığının ileri sürüldüğü bir sırada ve Soçi’deki Erdoğan-Putin görüşmesinin bir gün öncesinde… Sayın Hulusi Akar’ın söz konusu ifadesi, Soçi’deki görüşmede, Putin karşısında, Sayın Erdoğan’ın elini güçlendirme amaçlı mı, yoksa

“TALİBANLI AFGANİSTAN”: “1 MART TEZKERESİ”, İRAN’IN “MOLLA DEVRİMİ” VE BAZI ÇAĞRIŞIMLAR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bugünlerde, Dünyada da, Türkiye’de de, ağırlıklı olarak, ABD’nin 20 yıl kaldığı Afganistan’dan çekilmesi ve Afganistan’ın Taliban’ın kontrolüne girmesi (“Talibanlı Afganistan”)konuşuluyor. Bu bağlamda, değinme ihtiyacını duyduğum hususlar-çağrışımlar var. “Talibanlı Afganistan”, bana, ilk olarak, 2003’teki “1 Mart Tezkeresi”ni çağrıştırıyor. ABD’nin, 2001’de Afganistan’a ve 2003’te Irak’a müdahale gerekçeleri… Ve ABD’nin 20 yıl kaldığı

HUDSON INSTITUTE: ABD’NİN AFGANİSTAN’DAN ÇEKİLMESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Amerikan düşünce kuruluşu Hudson Enstıtute, Afganistan’da bugün yaşananlarla ilgili olarak, “Şimdi ne olacak? Afganistan’daki Amerikan Yenilgisinin Küresel Sonuçları”[i] başlıklı bir çalışma yayınlamış. Burada, bazı ufak eklemeler ile bu çalışmanın genel olarak tercümesine yer verilmiş ve sonlarda da kısa yorum ve değerlendirmede bulunulmuştur. Hudson Instıtute uzmanları Nadia Schadlow, Robert Greenway, Michael

İKİNCİ S-400 FÜZE SAVUNMA SİSTEMİNİN ALINMASINI NASIL ANLIYORUM?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bugünkü medyada, Türkiye’nin Rusya’dan ikinci bir S-400 hava savunma sistemi alacağı, buna dair pazarlıkların sürdüğü, tarafların anlaşmaya yakın olduğu yer alıyor. Bu yazının kaleme alındığı an itibarıyla, bu habere Ankara’dan yalanlama gelmediğini biliyorum. Şahsen, haberin doğruluğunu teyit etme imkânım bulunmamaktadır. Eğer doğru ise, çok dikkat çekici ve düşündürücü bulunması gereken

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.