ASYA: Güncel Gelişmeler ve Analizler



KAŞIKÇI OLAYI: ARAP BAHARI SUUDİ ARABİSTAN İLE DEVAM MI EDECEK?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Kaşıkçı olayında gelinen nokta, Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldüğü (öldürüldüğü) ve Riyad’ın bunu açıklamaya hazırlandığı yönünde… Başkan Trump, böyle bir durumda, ABD’nin Suudi Arabistan’a “cezai” yaptırımlar uygulayacağını açıkladı. ABD ve Batı medyasında da, Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Salman ile “balayı” döneminin sona erdiğine dair haber ve yorumlar yer alıyor.

Kaşıkçı olayında bugün itibarıyla görünen tablo, Suudi Arabistan’ın insan haklarını açıkça ve ağır bir şekilde ihlal ettiği, diplomatik ilişkilerin yürütülmesine dair uluslararası hukuk düzenlemelerini bu ihlalde istismar ettiği şeklinde ele alınıyor, takdim ediliyor. Batı, bir bütün olarak, Kaşıkçı olayı üzerinden Suudi Arabistan konusunda adeta ayağa kalkmış gibidir. Bu, dikkat çekici bulunmaktadır. Niye? Çünkü Suudi Arabistan’ın insan hakları ve uluslararası hukuk karşısındaki durumu/duruşu Kaşıkçı olayı üzerinden yeni ortaya çıkmış ya da yeni fark edilmiş değildir. Hemen herkes, “dinden çıkmış Sünni cihatçıları” Suudi Arabistan ile ilişkilendirirken, bu cihatçılar “kafir” diye nitelediklerinin kafalarını din adına keserken, ABD’deki 11 Eylül saldırıları Suudi Arabistan ile ilişkilendirilirken, hatta 11 Eylül saldırılarından mağdur olmuş Amerikalılara Suudi Arabistan’a karşı dava açma yolunu açan bir kanun Kongre’de kabul edilirken, Suudi Arabistan’ın insan haklarını ihlal ettiğini ve uluslararası hukuku açıkça çiğnediği görülmüyor, şimdi Kaşıkçı olayı üzerinden görülüyor ve gündeme getiriliyor!… Bu durum, dikkat çekici değil midir? Devamı…



ÇİN’İN SURİYE (İDLİB) İLGİSİ, BÖLGE VE TÜRKİYE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Geçtiğimiz haftalarda medyada eş zamanlı olarak yer alan Çin ile ilgili iki haber dikkat çekici bulunmuştur. Bunlar, Türkiye’nin “Çin atağından”[i] ve Çin’in Suriye’de sınırımıza çok yakın bölgeye (İdlib’e) asker göndereceğinden (konuşlandıracağından)[ii] söz eden haberlerdir. Türkiye’nin Çin’e açılacağını açıkladığı bir sırada Çin askerinin Suriye/İdlib’te konuşlandırılacağının gündeme gelmesi, Çin’in Ortadoğu’da sahaya inebileceği ve bunun münhasıran Türkiye ile bağlantılı olabileceği algısına yol açıyor. Devamı…



SURİYE KRİZİNDE KRİTİK EŞİK: FIRAT’IN DOĞUSU…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Bildiğim kadarıyla, ABD’nin Suriye’deki varlığı terörle mücadeleye ilişkindir ve IŞİD ile sınırlıdır. ABD liderliğindeki Koalisyon Güçleri, BM Güvenlik Konseyi’nin IŞİD ile mücadeleye dair kararı uyarınca Suriye’de bulunmaktadır.

Bugün itibarıyla, Suriye’nin IŞİD’dan temizlenmesinde sona gelinmiştir. Fırat’ın doğusunda IŞİD kalmamıştır. IŞİD, Türkiye’nin da çabaları ile, Fırat’ın doğusundan temizlenmiştir.

Peki, Fırat’ın doğusunda, terör örgütü olarak, şimdi ne vardır? Türkiye’nin milli ve coğrafi bütünlüğünü tehdit eden YPG terör örgütü, bölücü/ayrılıkçı Suriyeli Kürtler vardır.

Bu durumda sorulması gereken soru şu değil midir? Eğer Fırat’ın doğusu IŞİD’dan temizlenmişse, ABD’nin orada ne işi vardır? ABD’nin Fırat’ın doğusunda kalışı, uluslararası hukuka aykırıdır, BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye’ye ilişkin kararı ile çelişmektedir. Fakat ABD Fırat’ın doğusunda kalmakla kalmıyor, daha fazlasını yapıyor!… Devamı…



İSTANBUL’DAKİ PATRİKHANE NEYİN KİMİN NESİ?

 Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

İstanbul’daki Patrikhane ile Yunan Ortodoks Kilisesi arasında kriz çıkmış… Nedeni, Yunan Danıştay’ının, üzerinde kiliseler olan anlaşmazlık konusu arazilerin ve bu durumdaki kiliselerde ayin düzenleme yetkisinin İstanbul’daki Patrikhane’ye ait olduğuna karar vermesi imiş[i]

Bu gelişme, önce hukuksal, sonra da siyasal açıdan son derece anlamlı ve önemli bir gelişmedir. Bilindiği üzere, Lozan Barış Antlaşması’na göre, Patrikhane’nin Türkiye’de kalmasına, Türkiye’de kalmayı tercih etmiş Rum azınlığın dinsel ihtiyaçlarını karşılamak için izin verilmiştir. Patrikhane’nin, “Fener ‘Rum’ Patrikhanesi” olarak anılması da bundan ileri gelmektedir. Patrikhane’nin faaliyetlerine dair Türk mevzuatının muhtevası da, hukuksal açıdan İstanbul’daki Patrikhane’nin “olması gereken” bu statüsünü hiç tereddütsüz teyit etmektedir. Devamı…



SURİYE KRİZİ “KRİTİK” DEĞİŞİMLERİ YAŞIYOR GİBİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Suriye Demokratik Güçleri (SDG)’ne dâhil Kürtler, Suriye’de IŞİD ile mücadelede sona gelinmesi ile birlikte, ABD’nin Suriye ilgisinin “yenilenmiş” ve ABD’nin daha kararlı gözüktüğünü; bunun, ABD’nin çekileceği endişesi ile Şam Yönetimi ile başlatılmış diyalogu zayıflattığını, görüşmelerin durma noktasına geldiğini; bunda, Şam Yönetiminin anayasada Kürtler lehine değişiklik yapmaya yanaşmamasının da payının olduğunu ifade ediyorlar[i] . Haberde, Rusya’nın, Suriye Kürtlerinin bazı haklarını diyalog yoluyla alabileceğine, ABD’nin Suriye’deki varlığının bunun önünde engel olduğuna ve Suriye Kürtlerinin Şam’daki meşru hükümet dışında (Şam’a rağmen) çalışabileceklerini düşünmelerinin yanlış olduğuna işaret ettiği de yer alıyor.

Haberde geçen hususlar, eş zamanlı sayılabilecek gelişmeler ile birlikte mütalaa edildiğinde, Suriye krizinde kritik değişimlerin yaşandığı, en azından krizin bu sonucu doğurma ihtimali yüksek bir sürece girdiği akla gelmektedir. Devamı…



TRUMP YÖNETİMİ “GEÇMİŞTE” YAŞIYOR

Prof. Dr. Osman metin Öztürk

Batı ile yaşadığı gerginliklerin Çin’in Skynet kitlesel (uydu) gözetleme sistemini tehlikeye attığı; ABD’nin başlattığı ticaret savaşının ve uyguladığı yaptırımların, Çin’in güvenlik birimlerini yenilikçi çözümler üretmeye zorladığı ifade ediliyor.[i]  Belirtilen bu tespitler, Trump Yönetiminin Çin yaklaşımının işe yaradığına işaret ediyor. Anacak bu, ABD’nin Çin sorununu kendisi açsından kalıcı/güvenilir bir çözüm yoluna soktuğu anlamına gelmiyor. Devamı…



GÜNEY PASİFİK: AVUSTRALYA ÇİN İLE KARŞI KARŞIYA

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Çin’in bütün Dünyada artan varlığı dikkat çekiyor. Daha önce Latin Amerika’daki Çin varlığına işaret eden bir yazı kaleme almıştım. Birkaç gün sonra, Center for Security Studies (CSS, ETH Zurich)’de yer alan, Fergus Hanson’ın “Are We Being Played in the Pacific?”[i] başlıklı kısa analizi okuyunca, Çin’in Güney Pasifik’te de giderek artan bir varlığı sahip olduğunu gördüm. Bu çalışma, söz konusu analizden neşet etmiş, o analize dayalı bir çalışmadır. Devamı…



PAKİSTAN ASKERİ, PAKİSTAN-ÇİN İLİŞKİLERİ VE PAKİSTAN’DA YÖNETİM DEĞİŞİKLİĞİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Geçtiğimiz günlerde, Pakistan Genelkurmay Başkanı Qamar Javed Bajwa, Çin’e üç günlük bir ziyaret gerçekleştirdi.[i] Ziyaretin, Pakistan’ın yeni Ticaret Bakanı’nın Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” projesi kapsamındaki “Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru”nun bir yıllığına askıya alınmasını önermesinden ve bu önerinin Pakistan ile Çin arasında “hafif” de olsa bir gerginliğe yol açmasından sonra gerçekleşmesi dikkati çekti. Pakistan Ticaret Bakanı’nın gerginliğe yol açan açıklaması, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin Pakistan’ı ziyaretinden hemen sonraya denk gelmişti. Ve Bakan, açıklamasında sadece “Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru”nun bir yıllığına askıya alınmasını önermemiş, ayrıca “Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru”nun kapsamına sosyo-ekonomik kalkınma odaklı daha fazla projenin dâhil edilmesi görüşünü de ileri sürmüştü.

Söz konusu ziyareti dikkat çekici bulup konuya eğilince, dikkati çeken daha başka hususlar ile de karşılaşılmıştır. Bunlardan bir tanesi, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin 08 Eylül 2018’i de içine alan üç günlük Pakistan ziyaretinin, seçimler sonrasında Pakistan’da yönetimin (Hükümetin ve Cumhurbaşkanı’nın) değiştiği ve devir-teslim sürecinin yaşandığı bir sırada gerçekleşmiş olduğudur. Bir başka husus ise; değinilen hafif gerginliğe rağmen, Pakistan Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureşi tarafından yapılan açıklamada yer alan karşılıklı ziyaret davetleridir. Pakistan’ın yeni Başbakanı İmran Han’ın önümüzdeki Kasım (2018) ayında Çin’e, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in de Pakistan’a davet edildiği açıklanmıştır. Devamı…



ÇİN, MONREO DOKTRİNİ’İNİ BOŞA ÇIKARIYOR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Çin’in, son 10 yıl içinde, uzay diplomasisi üzerinden Latin Amerika ülkelerine açılımı öngören bir politika izlediği, bu nedenle gelecekte Latin Amerika siyasetinde Çin etkisinin ortaya çıkacağı ve bu durumun ABD’nin Monroe Doktrini’ni boşa çıkarma anlamına gelebileceği ifade ediliyor[i].

Monroe Doktrini, ABD Başkanı James Monroe’nun Aralık 1823’te Kongre’ye yolladığı, ABD’nin Amerika Kıtası’nda hâkimiyetini ve Avrupa’nın Amerika Kıtası’ndan uzaklaştırılmasını öngören mesajından ibarettir. Amerika Kıtası’nı bir bütün olarak ABD’nin ekonomik ve siyasal nüfuz alanı olarak gören söz konusu mesaj, daha sonra Monroe Doktrini olarak anılmaya başlanmıştır. Başlangıçta “Amerika, Amerikalılarındır” olarak ortaya çıkan bu yaklaşım, daha sonra ABD’nin uluslararası politikada geldiği noktaya bağlı olarak,  “Amerika, ABD’nindir” şekline dönüşmüş ve bugüne kadar gelmiştir. Devamı…



FENER RUM PATRİKHANESİ YENİDEN SAHNEDE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi’nin epeyi bir süredir sesi çıkmıyordu. Patrikhane’nin Ukrayna Kilisesinin bağımsızlığına yeşil ışık yakması ve Rus Ortodoks Kilisesi’nin buna gösterdiği sert tepki[i], bu durumu değiştirecek, Patrikhane’yi Türkiye’de gündeme taşıyacak gibi gözükmektedir. Devamı…

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.