BİR RAPOR VE ÇİNLİ MİLYONERLER

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

“South China Morning Post”un 16 Eylül 2014 tarihli nüshasında yer alan, Barclays Wealth’a ait bir raporun haber konusu yapıldığı yazıda, özetle; (i) Çinli milyonerlerin (zenginlerin) % 47’sinin önümüzdeki beş yıl içinde ülkeyi terk etmeyi planladığı, (ii) ülkeyi terk etmeyi planlayan Çinli milyonerlerin % 30’nun Hong Kong’a gitmeyi düşündüğü; (iii) İngiliz milyonerlerin % 20’sinin, Amerikalı milyonerlerin % 6’sının ve Hintli milyonerlerin de % 5’nin önümüzdeki beş yıl içinde ülkelerini terk etmeyi planladığı; (iv) ülkeyi terk etme gerekçesi olarak en çok öne çıkan iki etkenden birinin “çocuklarının eğitim ve istihdam fırsatı” (% 78), diğerinin de “ekonomik iklim ve daha fazla güvenlik” (% 73) olduğu; (v) ülkeyi terk etmeyi planlayan Kanadalı milyonerlerin % 23’nün Hong Kong’a gitmeyi düşündüğü; (vi) Kanada’yı göçün zorlaştırılmasının Çinli milyonerleri olumsuz etkilediği belirtilmiştir.

Mali-finans piyasasına ilişkin raporda yer alan yukarıdaki hususların, hiç şüphesiz uluslararası politikaya ilişkin bazı anlamları ve çağrışımları olacaktır.

“Devlet kapitalizmi”, Çin’in ekonomik büyüme mucizesinin adı olarak kabul edilir. Çin, Komünist Parti tarafından yönetildiği için, devlet kapitalizmine “yeni komünizm” de denilebilir. Rapordan, “devlet kapitalizminin” ya da “yeni komünizmin” ciddi bir milyoner nüfus ortaya çıkarmış olduğu anlaşılmaktadır.  Fakat  “devlet kapitalizmi” ya da “yeni komünizm”, ciddi bir milyoner nüfuz ortaya çıkarırken, geniş halk yığınlarının günlük yaşamlarında onların refah seviyesine olumlu bir katkı sunamamıştır; başka bir ifade ile, geniş halk yığınları, ekonomik büyümeden pay alamamışlardır.

(i) Çin’in dışa dayalı ekonomik büyümesi, (ii) devam eden küresel ekonomik/mali kriz, (iii) Çinli milyonerlerin ülkeyi terk etmeyi planlaması ve (iv) Çin’in kalabalık nüfusunun karşılanmamış beklentileri, görünür gelecek itibarıyla, Çin’i zor günlerin beklediğine işaret etmektedir. Çinli milyonerlerin % 47’sinin ülkeyi terk etmeyi planlaması, bu işareti teyit eden bir veridir. Keza Çin’de son dönemde giderek daha çok duyulan “yolsuzluk” soruşturmalarını da yine bu bağlamda görülebilir. Çünkü bu soruşturmalar da, hem Çinli milyonerlerin ortaya çıkışı, hem ülkeyi terk etmeyi planlayan Çinli milyonerlerin çokluğu, hem de Çin’in görünür geleceği için öngörülen sıkıntılı durum ile ilişkilendirilebilmektedir.

Ancak yukarıda belirtilenlere rağmen, Çin için; Çin Diplomasisinin bilinen özelliği nedeniyle, Çinli milyonerlerin beş yıl içinde ülkeyi terk etmeyi planlamalarının, Pekin merkezli dış politikanın bir gereği olarak da görülebileceğini ihmal etmemek gerekir.

Ülkelerini terk etmeyi planlayan Çinli ve Kanadalı milyonerlerin Hong Kong’a olan ilgisi ise, ABD-Çin rekabeti bağlamında görülebilecek bir durumdur. ABD-Kanada ilişkileri ve Hong Kong’un Temmuz 1997’de Çin’e devredilişi dikkate alındığında; (i) ABD’nin Kanada ve Hong Kong üzerinden ekonomik/mali açıdan Çin’i etkileme avantajını elde etmeyi amaçladığı, (ii) Çin’in de Hong Kong üzerindeki denetimini pekiştirmeyi ve Hong Kong’u daha çok içselleştirmeyi amaçladığı akla gelmektedir. Ayrıca Çinli milyonerlerin Kanada’ya olan ilgisinin ve Kanada’nın göçmen kabulüne getirdiği kısıtlamanın da, yine ABD-Çin rekabeti bağlamında mütalaa edilebilecek bir husus olduğu düşünülmektedir. Çünkü Çin’in Kanada’da artacak varlığı, hemen güneydeki ABD açısından dikkate alınması gereken bir güvenlik riski olarak anlam taşıyacaktır. Öyle anlaşılmaktadır ki, Kanada, bunu görmüş ve gereken önlemi almıştır.

Amerikalı ve Hintli milyonerlerden çok azının ülkelerini terk etmeyi düşünmeleri, her iki ülke için, olumlu güç algılamalarına yol açmaktadır.

İngiliz milyonerlerin % 20’sinin ülkeyi terk etmeyi düşünmesi önemlidir. Çünkü oran çok yüksektir. Oranın yüksek olması, İskoçya’nın İngiltere’den ayrılmasına ve bunun Kuzey İrlanda’daki ayrılıkçı hareketi “ateşleme” beklentisine ilişkin gelişmeler ile ilişkilendirilebilir.  Ayrıca, Çine benzer şekilde, İngiltere için de, İngiliz milyonerlerin ülkeyi terk etmesi, İngiliz diplomasisinin görünür geleceğe ilişkin planlamalarının bir gereği olabileceği de akla gelmektedir.

osmetoz/ascmer, 16 Eylül 2014, www.ascmer.org

Anahtar Kelimeler: Çin,  ekonomipolitik,  göç,  yabancı sermaye, 

ABD’NİN MÜSLÜMAN UYGUR TÜRKLERİNE İLGİSİNİN ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD Senatosu’nda, Sincan Uygur Özerk Bölgesi (Doğu Türkistan)’nde Müslüman Uygur Türklerine yönelik, “Uygur Human Rights Policy Act (Uygur İnsan Hakları Politikası Yasası)” tasarısı kabul edilmiş.[i] Senato’dan geçen metne göre; Pekin’in Müslüman Uygur Türklerine yönelik insan hakları ihlallerine karşı, Washington Çin Hükümeti yetkililerine yaptırımlar uygulayabilecek. Bölgedeki işkence, yargısız gözaltı,

YENİ SİSTEMDE HUKUKSAL AÇIDAN ASKERİ HAREKÂTIN SEVK VE İDARESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı İdlib’de 33 Türk askerinin şehit düştüğü günlerde televizyon ekranlarındaki bazı görüntüler nedeniyle, “yeni sistemde” Milli Savunma Bakanı’nın Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları ile olan ilişkilerine değinme ihtiyacı duymuş ancak, acının dorukta olduğu bir sırada yanlış anlaşılabilirim endişesiyle o günlerde bunu yapmamıştım. Televizyon ekranlarındaki o görüntüler, bana göre, bir

ULUSLARARASI HUKUK IŞIĞINDA TÜRKİYE’NİN SURİYE’DEKİ (İDLİB’DEKİ) ASKERİ VARLIĞI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Türkiye İdlib’de 34 askerini şehit vermesinin acısını yaşarken, iç ve dış kamuoyunda bir sorgulama var ki, yetkililerden Türkiye’nin Suriye’deki (İdlib’deki) varlığına dair açıklamaları duyuyoruz.  Türkiye’nin, “Suriye halkı davet ettiği için Suriye’de olduğu” ifade ediliyor, zaman zaman da Adana Protokolü’ne işaret ediliyor. İdlib üzerinden Suriye krizinde bugün gelinen noktada,

İDLİB: ULUSLARARASI HUKUK VE KORONA VİRÜSÜ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Sayın Erdoğan’ın İdlib konusunda muhataplarına verdiği süre dolmak üzere… Son üç güne girildi… Evet, Türkiye’nin İdlib’deki varlığı “önleyici savunma” kapsamında görülebilir, Türkiye Suriye’de terörizmle mücadele edebilir ama, bir de bu işin “aması” var…

PAKİSTAN’DAN İDLİB’E BİR DİZİ ÇAĞRIŞIM…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD’li “The National İnterest”den, Çin’in Pakistan’ı aşağıladığına (sömürge muamelesi yaptığına) değinen ve Pakistan Başbakanı İmran Han’ı Pakistan halkı ile karşı karşıya getirme amacının güdüldüğü algısına yol açan (içeridiğinden böyle bir algı potansiyeli çıkarılabilen) ilginç bir makale[i]… ABD’nin, yeniden Pakistan ile yakınlaşma çabası içinde olduğu çağrışımına da yol açıyor…

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.