BİR KINAMA VE BİR ÇAĞRI…

Konu, Trump Yönetiminin aldığı YPG’ye ağır silah yardımında bulunma kararıdır.

ABD, Türkiye ile birlikte, NATO’nun üyesidir. İki ülke, müttefiktir ve tarafların bu ilişkiden doğan karşılıklı hukuksal ve siyasal sorumlulukları vardır. Taraflar arasında NATO şapkası altında yapılmış çok sayıda “ikili” düzenleme ile, müttefiklik ilişkisine “dostluk” ve “stratejik ortaklık” boyutları eklenmiştir. Bu suretle, karşılıklı olarak tarafların hukuksal ve siyasal sorumlulukları da artmıştır.

Hukuksal ve siyasal durum böyle olmasına rağmen, son dönemde ABD’nin bölgede Türkiye’yi görmezden geldiği görülmektedir. Trump Yönetiminin bahse konu kararı, bunun en güncel, en açık ve bana göre en “ağır” örneğidir.

Öyle ki; ABD Yönetiminin bu son kararı, değil bölgede Türkiye’nin görmezden gelindiği, hedef alındığı anlamına gelmektedir. Çünkü YPG, Türkiye’nin ülke ve ulus bütünlüğünü hedef alan, etnik temelli, bölücü/ayrılıkçı PKK terör örgütünün Suriye koludur. ABD’nin YPG/PKK ayrımı yapması bu gerçeği değiştirmediği gibi, objektif her “göz” bu ayrımın bilinçli ve maksatlı olduğunun ve YPG’nin PKK demek olduğunun farkındadır. Yani ABD’nin YPG’ye vereceği ağır silahlar, doğrudan ve/veya dolaylı olarak Türkiye’yi bölmeye/parçalamaya çalışanların eline geçecek, Türkiye karşısında onlara güç verecektir. Yani, bir süredir Türkiye’de ciddi endişeye yol açan tehdit daha da büyüyecektir.

Eğer Türk kamuoyunun, on yıllardır, ABD’yi PKK terör örgütü ile de ilişkilendirildiği, buna ilişkin iddialar ve ABD’nin bu iddiaları ret ettiği hatırlanırsa; Trump Yönetiminin son kararı, Türkiye için daha vahim bir duruma işaret eder ki; o da, ABD’nin Türkiye’yi bölmeye/parçalamaya yönelik çabalara verdiği desteğin üzerini artık “örtme” ihtiyacını bile duymadığı, bu işi “açık” yaptığıdır.

ABD, bir süredir, Türkiye’den en üst seviyede ve ısrarla gelen, Türkiye’nin ülke ve ulus bütünlüğünün ciddi tehdit/risk altında olduğu açıklamaları görmezden gelmekte, dikkate almamaktadır ki; bu, Türk kamuoyunda son dönemde oldukça yoğun ve yaygın olarak hissedilen bir durumdur.

ABD, söz konusu kararı alırken, Afganistan’da Sovyetlere karşı verilen mücadele sırasında direnişçilere verilen Stinger füzelerinin kontrolünün nasıl kaybolduğunu, füzelerin geri toplanamadığını ve “yanlış” ellere geçtiğini de unutmuş gibidir. Gerek bu ve benzeri örnekler, gerekse Türkiye deneyimi nedeniyle, söz konusu karara ilişkin olarak Trump Yönetiminin Ankara’ya vereceği “sözlü” taahhütler anlamlı bulunmamaktadır.

ABD, söz konusu kararı ile, uluslararası hukukun bir ülkeyi bölmeye/parçalamaya yönelik çabaları himaye etmediği gibi, bu çabalara müzahir olmayı da kabul etmediğini ve müzahir olanları “saldırgan” ile aynı “kefeye” koyduğunu da unutmuş gözükmektedir. ABD, ayrıca NATO Antlaşması’na ve taraflar arasındaki iki düzenlemelere ilave olarak, BM Şartı’nın üye ülkelere getirdiği hukuksal ve siyasal yükümlülükleri de görmezden gelmektedir.

Yukarıdaki mülahazalar ışığında, ABD’nin YPG’ye ağır silah yardımında bulunma kararını Türkiye açısından doğru bulmuyor; doğru bulmadığım gibi Türkiye’yi “hedef” alan bir karar olarak görüyor ve belirtilen nedenlerle söz konusu kararı için Trump Yönetimini kınıyorum.

Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, önümüzdeki günlerde ABD’ye yapacağı ziyareti bir kere daha “tezekkür” etme çağrısında bulunuyorum.

Kamuoyunun bilgisine saygı ile sunarım.

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Ankara/10 Mayıs 2017.


MHP’DE PARTİ TÜZÜĞÜ VE PARTİ PROGRAMI RAFA MI KALDIRILMIŞ?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı I. MHP, bugün, 08 Kasım 2009 tarihinde gerçekleşmiş 9. Olağan Büyük Kongre’de kabul edilerek yürürlüğe girmiş Parti Tüzüğü ve Parti Programı ile yönetilmektedir. Parti Tüzüğü, Anayasa ve ilgili kanunlar ışığında, genel esasları itibarıyla, MHP’nin nasıl işleyeceğini ve çalışacağını öngörüyor. Parti Programı ise, bu işleyişin ve çalışmanın detaylarındırıldığı, partinin

İDLİB’DEKİ MENFUR SALDIRIYA DAİR

Öncelikle Yüce Allah’tan, – İdlib’de hayatını kaybeden askerlerimize rahmet, – yaralanan askerlerimize acil şifa, – şehit askerlerimizin geride bıraktığı yakınlarına sabır, diliyorum. Türk Milleti büyük, Türk Devleti güçlüdür. Ne diyeyim!… Diyeceğim, Yüce Allah’ın, bu menfur saldırının faillerinin ve müsebbiplerinin müstehakını vermesi, onları merhametinden mahrum bırakması… Yaşanan bu menfur saldırıda, ABD’nin, Türkiye’yi İdlib konusunda “maksatlı” tahrikinin

TÜRK SİYASETİNDE GÜNCEL TABLO

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı PKK terör örgütünün kırmızı bültenle aranan Avrupa’daki üst düzey yöneticilerinin Avrupa Parlamentosu (AP)’nda “ağırlanmasına” yönelik siyasilerin tepki açıklamaları bugünkü medyada öne çıkmış gördüm. Hatırlarsanız, AP’da, geçtiğimiz günlerde de Türk Bayrağı yakılmıştı… Kimden ne tepki geldi diye, bugünkü medyaya bir göz gezdirdim. Ana muhalefet partisi CHP’den bir tepki açıklamasına

MEVCUT/HÂKİM SİYASET YAPMA ANLAYIŞI ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Türkiye’nin, Türk siyasetine hâkim mevcut siyaset yapma anlayışı ile, huzura, güvene ve refaha kavuşması mümkün değil. Böyle görüyorum. Sadece hukuksal anlamda değil, genelde, öne çıkmış/belirgin bir “adaletsizlik” tablosu var. Medyaya bakınca görüyorsunuz: “adalet çarkı”na güven eriyor, gelir dağılımı adil değil, vergi yükü adil değil, kayırmacılık ve görevi suistimal yaygın, rüşvetin

CUMHURBAŞKANI RAUF DENKTAŞ’I ANMA MESAJI

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı, ebediyete intikal edişinin 8. yılında, rahmetle, şükranla ve özlemle anıyorum. Hayatını bütün içtenliği ile Kıbrıs Türk Halkına adamış bu değerli şahsiyet, Kıbrıs Türk Halkını, yok olmanın eşiğinden alıp müstakil ve egemen bir devlete kavuşturmuştur. KKTC, O’nun sahip olduğu mücadele adamı, stratejist, mücahit, hukukçu, diplomat, devlet adamı

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.