BATIDAN TÜRKİYE’YE GÜNCEL BİR BAKIŞ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

WPR (World Politics Review)’de, Simon A. Waldman’ın, 14 Haziran 2017 tarihli ve “How Turkey Went From Being a Strategic Asset to a Liablitiy” başlıklı yazısı, her ne hikmetse WPR’nin bugünkü (14 Eylül 2017 tarihli) e-bülteninde yayınlanmıştır.[i] Simon A. Waldman, hâlihazırda King’s College’de “visiting fellow” statüsünde görev yapan ve münhasıran Orta Doğu konusunda çalışan bir akademisyen, yazar ve yorumcudur. Çalışma konuları arasında Türk tarihi ve siyaseti de yer almaktadır. Nitekim geçtiğimiz yıl, Türk gazeteci Emre Çalışkan ile birlikte, “The New Turkey and İts Discontents” (Hurst and Oxford University Press, 2016) isimli kitabı kaleme almış ve yayınlamıştır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM çalışmalarına katılmak üzere önümüzdeki günlerde ABD’ye gideceği ve burada ABD Başkanı Donald Trump ile de bir araya geleceği, yazarın Orta Doğu çalıştığı ve bölgeyi yakından takip ettiği hususları hatırlandığında, yazının anlamlı olabileceği düşünülmüştür.

Yazıda, Batıdaki Türkiye’ye güncel bakışa işaret ettiği düşünülen ve tarafımızdan anlamlı bulunan hususlar aşağıda özetle sıralanmıştır.

– Türkiye’de Nisan 2017’de yapılan referandum, özgür bir ortamda yapılmamıştır ve hilelidir.

– Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mayıs 2017’de geçekleştirdiği Washington ziyaretinden eli boş dönmüştür.

– ABD, Türkiye ile sorunlar yaşayan Almanya’ya sempati ile bakmaktadır.

– “15 Temmuz” olayı, Türkiye’nin istihbarat toplama yeteneğine zarar vermiştir.

– “Ergenekon” ve “15 Temmuz” olayları, Türkiye için, telafisi on yıllar alacak bir zarara yol açmıştır.

– Bu zarar, Fırat Kalkanı Operasyonu’nda görülmüş; Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Ankara’nın kontrolündeki muhalifler ile birlikte, yedi ayda, 60 mil ilerleyebilmiştir.

– Türkiye’nin IŞİD ile mücadeleye az katkı sunduğu giderek daha çok netleşmektedir.

Yazının belki de en dikkat çekici kısmı, sonundaki ifadelerdir. Burada, bir zamanlar Orta Doğu ülkelerine örnek gösterilen Türkiye’nin, artık fazla itici/sevimsiz bir müttefik olarak göründüğü ifade edilmiştir.

Yazıda dikkati çeken bir başka husus da, İran için “ortak düşman” ifadesinin kullanılmasıdır. Bu ifade, bölgede ABD ile birlikte İran’ı düşman olarak “gören” ülkelerin kimler olabileceği açısından açıklığa kavuşturulmaya muhtaç bir ifade olarak görülmektedir.

Yazı, bir bütün olarak dikkate alındığında, objektif olmaktan uzak, taraflı bir yazı özelliğini yansıtmaktadır ki; bu, yazarının akademik kimliği ile bağdaştırılmasında güçlük çekilen bir durumdur. Çünkü yazı, baştan sona ABD’nin gözüyle ele alınmıştır, işlenmiştir. Yazıdan ABD’nin çıkarlarına adeta “egemen” bir yer verildiği ve diğer ülkelerin ABD çıkarlarına hizmetle yükümlü olduğu gibi algıya ulaşılmaktadır. Bölge ülkelerinin farklı çıkarlarına değinilmemiş ve niçin ABD’den ayrı düştükleri sorgulanmamıştır. Bölgedeki müttefik ülkelerin özel durumlarının olabileceği görmezden gelinmiş ya da ihmal edilmiştir. Bunlar, yazıyı objektif ve tarafsız olmaktan çıkarmakta ve değerini düşürmektedir. Yazı, bugünlerde Türkiye’de akademiya ve medya için sıkça gündeme getirilen “iktidarın/yönetimin dümen suyundan gitme” hastalığının Batıdaki bir örneği niteliğindedir. Sağlıklı ve güven verici işleyişi tehdit ettiği için bir “hastalık” olarak nitelenen bu tür subjektif ve taraflı yaklaşımlar/duruşlar, tek sesliliğe; tek seslilik de, gerçeklerin görülememesine (fark edilememesine) yol açar ki; bunun da sonu, iktidar/yönetim için hüsran demektir. ABD’nin uluslararası sistem içindeki konumunun zayıfladığı ve uluslararası sistemi eskiden olduğu gibi kontrol edemediği günümüzde, bu tür subjektif ve taraflı yazılar, hoşuna gitse de, Amerikan Yönetiminin koşullardaki değişimi gerektiği gibi görmesine mani olur. Bu da, artan “uyumsuzluk” ile birlikte, giderek “çöküş” demektir.

Batının güncel atmosferinin bu olduğu bir durumda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM çalışmaları için gideceği ABD’de Başkan Trump ile yapacağı görüşme konusunda olumlu bir beklenti içine girilmesi, bana göre, doğru olmayacaktır.

Son olarak, yazarın ABD’nin Ankara ile sorunlar yaşayan Berlin’e sempati ile baktığını ifade etmesinin, ben de Türkiye ile Almanya arasındaki gerginliğin perde gerisinde üçüncü bir tarafın (ABD’nin) olup olmadığı sorusuna yol açtığını ifade etmem gerekir. Eğer öyle ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’de Başkan Trump ile yapacağı görüşmeden “bir şey” çıkmama ihtimali güçlenecektir. Değinilen “hastalık” nedeniyle olumlu yönde anlam yükleme çabaları olsa bile, bunlar gerçeği değiştirmeyecek, görüşme “sembolik” olmanın ötesine geçmeyecektir diye düşünülmektedir. Bununla beraber, 15 yıldır tanıdığımız Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, hem olumlu, hem de olumsuz anlamda, sürpriz adımlar atabileceği ve bu suretle görüşmenin öne çıkabileceği ihtimali de ihmal edilmemelidir.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 14 Eylül 2017.

[i] http://www.worldpoliticsreview.com/articles/22449/how-turkey-went-from-being-a-strategic-asset-to-a-liability, 14 Eylül 2017.


ÇİN İRAN-ABD GERGİNLİĞİNİN NERESİNDE?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD-İran gerginliği tırmanıyor gözüküyor. İran’ı çevreleyen ABD askeri varlığı çok belirgin iken; ABD, Hürmüz Boğazı’nı kullanan petrol ve doğal gaz tankerleri ile ilgili son olayları öne sürerek, şimdi de Hürmüz Boğazı’nda ve boğazın iki yanındaki Basra ve Umman Körfezlerinde ulaşım güvenliğini sağlamak için kendisi liderliğinde çok uluslu bir

ÇİNLİ AMİRAL KİME NİYE NE DEDİ?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Çin Askeri Bilimler Akademisi Başkan Yardımcısı Tuğamiral Lou Yuan; Shenzhen’de, Çin-ABD ilişkilerinin mevcut durumu hakkında yaptığı konuşmada, Doğu Çin Denizi ile Güney Çin Denizi’nde devam eden anlaşmazlıkların, ABD’ye ait iki uçak gemisinin batırılması suretiyle çözülebileceğini söylemiş[i]… Amiral’in konuşmasındaki tek dikkat çekici husus bu değil. Amiral, Çin-ABD ticaret savaşının

ABD TEMSİLCİLER MECLİSİ’NİN NDAA’DA YAPTIĞI DEĞİŞİKLİKLER VE ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (National Defense Authorization Act-NDAA) tasarısı, ABD Temsilciler Meclisi’nde değişiklikler ile onaylanmıştır. Tasarının kanunlaşabilmesi için, ABD mevzuatına göre, Senato’dan da geçmesi ve Başkan tarafından imzalanması gerekmektedir. Yani NDAA’nın yürürlüğe girebilmesinin önünde daha uzun bir süreç bulunmaktadır. Böyle olmasına rağmen, Temsilciler Meclisi’nin onay verdiği tasarıdaki değişiklikler,

BAŞKAN TRUMP NASIL GÖRÜLÜYOR?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD’nin muttali olabildiğim dış politikaya ilişkin güncel tasarrufları ışığında, Başkan Trump hakkında “Başkan Trump: Nereden Nereye?” başlıklı kısa bir yazı yazdıktan hemen sonra, aynı konuda ama benim yazımdan farklı bir yazı ile karşılaştım. Steven Met, “How to Fix the Flaws in Trump’s Approach to U.S. National Security” başlıklı

RUSYA VE MENA BÖLGESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı CSS (Center for Security Studies), Rusya’nın MENA (Middle East and North Africa) bölgesi ile olan güncel ilişkilerini ele alan bir analiz[i] yayınlamıştır. Analizin başlığında “Arap Dünyası” geçmiş olsa da, Ortadoğu’da Arap olmayan ülkeler olması nedeniyle, burada “MENA bölgesi” ifadesinin kullanılması tercih edilmiştir.

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.