BAŞKAN TRUMP NASIL GÖRÜLÜYOR?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

ABD’nin muttali olabildiğim dış politikaya ilişkin güncel tasarrufları ışığında, Başkan Trump hakkında “Başkan Trump: Nereden Nereye?” başlıklı kısa bir yazı yazdıktan hemen sonra, aynı konuda ama benim yazımdan farklı bir yazı ile karşılaştım. Steven Met, “How to Fix the Flaws in Trump’s Approach to U.S. National Security” başlıklı yazısında[i] ile Başkan Trump’a somut eleştiriler yöneltiyordu. Tabiatıyla dikkatimi çekti. Yazının içeriğine genel olarak aşağıda yer veriyorum. Yazının içeriği, bende Türk siyasetine ilişkin çağrışımlara da yol açtı. Örneğin Başkan Trump için ifade edilen hususların bir kısmı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı çağrıştırıyor diye düşünüyorum.

Yazar; son dönemde, Başkan Trump’ın dış ve ulusal güvenlik politikaları alanında somut kazançlar sağladığını söylüyor. Ancak bunun, ABD’nin ittifak ve ortaklıklarındaki tehlikeli düşüş ile ABD’nin küresel etkisindeki erozyonu ortadan kaldırmadığını; Trump Yönetimi ile birlikte, ABD’ye yıllarca iyi hizmet etmiş Dünyaya ilişkin yaklaşımın çöktüğünü, Trump Yönetiminde göze çarpan bir değişiklik olmadığını ileri sürüyor. Yazara göre, Başkan Trump, ulusal öncelikleri ve hedefleri ortaya çıkaran geniş bir başkanlık vizyonunu yansıtamamıştır. Başarılı başkanlar kendi uzmanlıklarının ve zamanlarının sınırlarını kabul eder ve buna göre hareket ederken, Başkan Trump bunları yapmamıştır. Başkan Trump, ABD’yi nasıl daha güvenli ve etkili hale getireceğine dair net bir vizyona sahip olduğunu ortaya koyamamıştır. Bunun yerine kısa vadeli politika kazanımlarına ve medyanın geniş ilgi gösterdiği ancak dış ve ulusal güvenlik politikaları bağlamında çok az anlamlı olan yüksek profilli yurtdışı gezilere odaklanmıştır. Dış ve ulusal güvenlik politikalarına dair karmaşık sorunlar ile uğraşırken, o konuların gerçek uzmanlarından istifade ettiğine dair herhangi bir gösterge yok; bunun yerine, kendi görünür içgüdülerine güvenmiş, bununla hareket etmiştir. Tutarlılık çok azdır. Tutarlılığın çok az olması, zarara yol açmakta, dostların ve düşmanların tehlikeli yanlış algılamalarına ve yanlış hesaplamalarına kapı açmaktadır.

Yazıda, ABD’nin küresel stratejisinin ve Dünyadaki rolünün dikkatlice ve düşünceli bir şekilde gözden geçirilmesine çok fazla ihtiyaç duyulduğu bir sırada, Başkan Trump’ın bu doğrultuda bir tane bile tasarlamada bulunmadığı; bunun yerine, konudan konuya, meydan okumadan meydan okumaya atladığı ifade ediliyor. Başkan Trump’ın, ABD’nin düşmanlarının ve ortaklarının Dünyayı nasıl gördüklerine dair sınırlı bir anlayışa sahip olduğu ileri sürülmektedir. Deniliyor ki; Başkan Trump, kendi dönemine odaklanmış; Başkanlık döneminin sonunda ABD’nin Dünyadaki durumu konusunda çok az endişe duyuyor. Yazara göre; ABD’nin siyasal sisteminde, dış ve ulusal güvenlik politikasına dair konularda kamuoyu önemlidir. Bu nedenle etkili başkanlar, bu konularda sürekli olarak seçmenin karşısına çıkıp onları etkilemeye, bu suretle toplumun bu konulara ilişkin beklentilerini yönetmeye çalışırlar. Yazar, Başkan Trump’ın, 2020 seçimlerinden çok, ABD’nin güvenliğinin uzun vadeli güçlendirilmesine odaklanması gerektiğini; ancak olaylar üzerinden dışa yansıyan kişiliği ve strateji mantığındaki belirsizlik nedeniyle, bunu pek mümkün görmüyor. Bu tabloda, Başkan Trump’ın felaketlerden kaçınmak için gösterdiği tutkunun dışında umulacak olumlu bir şey olmadığını söylüyor.

Yazının yukarıda verilen içeriğine, katılmamak elde değil. Başkan Trump ve ABD’nin Trump Yönetimi ile birlikte geldiği nokta ortadadır. Yazıda Başkan Trump’ın kendisi ve yönetimi hakkında ifade edilen hususların bir çoğu, bir süredir Türkiye ile ABD arasında yaşanmakta olanlar ile örtüşmektedir.

Ancak “Başkan Trump: Nereden Nereye?” başlıklı ve 9 Temmuz 2019 tarihli kısa yazımda da[ii] ifade ettiğim üzere; ABD açısından bakıldığında, gerek Trump Yönetimindeki isim değişikliklerinin seyrinin, gerekse olaylardan çıkarılan enerjipolitik yaklaşımın işaret ettiği hususlar vardır. Bu hususlar, bana göre; Trump Yönetiminin, hem gerçek uzmanlarından istifade edilerek ABD için hazırlanmış küresel bir stratejiye sahip olduğunu, hem de ABD’nin Dünyadaki rolünün bu strateji üzerinden sürdürülmesinin ve güçlendirilmesinin amaçlandığını söylemektedir. Başkan Trump’ın “başladığı nokta” ile bugün gelmiş olduğu nokta farklıdır. Zaman aralığı kısa tutulduğunda Başkan Trump vizyonsuz ve tutarsız görülebilir. Ancak seçim kampanyasındaki “Yeniden Büyük Amerika” söylemi ve son dönemde kendisini belli eden “enerjipolitik” merkezli dış politika uygulamaları birlikte mütalaa edildiğinde, bugün itibarıyla, vizyonsuzluk ve tutarsızlık iddiaları havada kalmaktadır.

Son söz: Düşünce kuruluşlarının “parayı verenin düdüğünü çaldıkları” bir Dünyada, yaklaşan 2020 Başkanlık Seçimini hatırlayarak, Trump Yönetiminin nazarımda geçen her gün biraz daha belirginleşen enerjipolitik merkezli dış politika yaklaşımı ışığında, bahse konu yazıyı bu seçimin erken başlamış kampanya sürecinin bir parçası olarak görmek mümkündür diye düşünüyorum.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 13 Temmuz 2019.

[i] https://www.worldpoliticsreview.com/articles/28027/how-to-fix-the-flaws-in-trump-s-approach-to-u-s-national-security, 13.7.2019.

[ii] http://ascmer.org/baskan-trump-nereden-nereye/, 13.7.2019.


TÜRKİYE: DIŞARIDAKİ VE İÇERİDEKİ ŞU TABLOYA BİR BAKIN!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Türkiye, dışarıdan adeta kuşatma altında… Batıda, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunlara Atina lehine artık ABD de angaje olmuş; Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’yi karşısına almış ABD, Yunanistan’da da Türkiye’yi karşısını almış ve buradaki askeri varlığını sürekli artırmaktadır. PKK/YPG terör örgütüne verdiği destek, artık herkesçe biliniyor. Doğuda, Azerbaycan-Ermenistan sınırında sıcak çatışma

KAFKASYA’YA DAİR BİR KAÇ HUSUS DAHA…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Kısa bir süre önce, “Kafkasya’yı ne bekliyor?”[i] diye bir yazı kaleme almıştım… Aşağıdaki hususlar o yazıyı tamamlıyor…

YA HİNDİSTAN KAOSA/İSTİKRARSIZLIĞA SÜRÜKLENİRSE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk “ABD demek kaos demek”, ne kadar doğru olur bilemiyorum. Ancak ABD’nin genelde kaoslarla anıldığı, gittiği hemen her yerde bir şekilde kaos çıktığı ya da kaoslara angaje olduğu ifade edilebilir. Türkiye’den bakıldığında da böyle görülebiliyor. Türkiye için, ABD’nin kaos üreticisi bir ülke olma özelliği artık o kadar belirgin ki… Kaos, kelime

PEŞMERGE “TÜRK KERKÜK”E NİYE GERİ DÖNER!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Irak’ın kuzeyindeki “Türk Kerkük”ün güvenliğinin sağlanmasının Bağdat ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasında varılan anlaşma uyarınca IKBY’e bağlı Peşmergeye bırakılmasına gösterilen tepki giderek büyüyor[i]. Konuyu, geçtiğimiz 29 Ekim’de twitter ve linkedin hesaplarım üzerinden dile getirmiş, Irak Türkmen Cephesi (ITC)’nin önceki Başkanı ve Kerkük Milletvekili Sayın Erşat Salihi’nin kişisel twitter

KAFKASYA’YI NE BEKLİYOR?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Çin’in yükselişi, Çin-ABD rekabetinin baş göstermesi, ABD’nin Çin’i çevreleme politikasına yönelmesi ve bu bağlamda bir taraftan Asya-Pasifik stratejisini güncelleyip Hint-Pasifik’e dönüştürmesi ve bu suretle Hindistan’ı yanına çekmeye yönelmesi diğer taraftan da AUKUS[i] gibi bölgesel savunma yapılanmasına öncülük etmesi, Tayvan konusunda artan gerginlik, Çin’e komşu Afganistan’da kontrolün Taliban’ın eline geçmesi ve

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.