AZERBAYCAN’DA SIKINTI VAR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ani bir kararla, Parlamentoyu feshetmiş; normalde Kasım 2020’de yapılması beklenen Parlamento seçimlerini 09 Şubat 2020’ye çekmiş[i]

Bir süredir Azerbaycan’da sıkıntı var gözüküyor.

Geçtiğimiz günlerde; Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in eşi ve Cumhurbaşkanı 1. Yardımcısı Mehraban Aliyev, Moskova’da Putin ile bir araya gelmiş; Azerbaycan yönetiminden de, “Rusya’dan silah almaya hazırız” şeklinde alışık olunmadık bir açıklama yapılmıştı. Bunlar bana manidar gelmiş ve twitter hesabımda da bunu yazmıştım.

Bugün Dünyanın birçok ülkesinde, “renkli devrimler” ya da “arap baharı” türünden yeni bir küresel dalgalanmayı çağrıştıran olaylar var. Hong Kong’da, Bolivya’da, Irak’ta, Lübnan’da, İran’da, halk, yönetime karşı sokaklara dökülmüş, değişim istiyor. Suudi Arabistan’ın içeriden ve dışarıdan bu yönde bir baskı altında olduğunu epeyidir düşünüyorum ve yazıyorum. Ürdün’de, İsrail’de de sıkıntılı bir tablo var. Bu gelişmelerdeki, eş zamanlılık ve bazı ortak özellikler dikkat çekici. Azerbaycan’daki sıkıntıyı da bunlardan ayrı olarak göremiyorum.

Çünkü Azerbaycan, 1993’ten bu güne kadar, 26 yıldır, aralıksız olarak, baba-oğul Aliyev’ler tarafından yönetiliyor. (Haydar Aliyev 1993-2003, İlham Aliyev 2003-2019). Azerbaycan halkı, artık Aliyev yönetimlerinden yorulmuştur. Değişiklik peşindedir. Yönetime katılmak istemektedir. Ülkenin zenginliğinin tabana yansıtılamamış olmasından, gelir dağılımındaki dengesizliğin büyümüş ve geçimin zorlaşmış olmasından kaynaklanan toplumsal bir rahatsızlık vardır. Ülke bu durumda iken, İlham Aliyev’in partisi Yeni Azerbaycan Partisi (YAP)’nin Parlamento’daki çoğunluğu (71/125) da, istikrar açısından, güvenilir olmaktan uzak bulunmaktadır

Azerbaycan’da söylentiler vardır. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in eşi, Cumhurbaşkanı 1. Yardımcısı Mehraban Aliyev’in ülkenin yönetimini eline almak istediği konuşulmaktadır ve bu yönde işaretler bulunmaktadır.

Bu noktada aklıma Kazakistan geliyor. Kazakistan’da ülkeyi 1991 yılından itibaren aralıksız 28 yıl tek başına yöneten Nursultan Nazarbayev, Mart 2019’da, beklenmedik bir şekilde Cumhurbaşkanlığı görevini bırakmış; yerine, kendisine yakın Kasım Cömert Tokayev gelmişti. İç siyaset, ülke ekonomisi ve halkın durumu bakımından, Kazakistan ile Azerbaycan arasında bir benzerlik vardır. Nursultan Nazarbayev’in “aksaçlı” nitelemesini gerçekten hak eden kişilik özellikleri sayesinde Kazakistan Azerbaycan’a göre daha sorunsuz bir ülke görüntüsü verdiği için, iki ülke arasında böyle bir benzerliğin kurulmasının doğru olmayacağı ileri sürülebilir. Ancak “Nursultan Nazarbayev gerçeği” bir an için ihmal edilirse, benzerlik çok belirgindir Nursultan Nazarbayev’in, bugünleri çok önceden görüp gerekli hazırlıkları yaparak görevini “emin ellere” bırakması, bana göre, bu benzerliğin ifadesidir. Kazakistan’a ve Nursultan Nazarbayev’e bakınca, Azerbaycan’ın ve İlham Aliyev’in geç kaldığı, Azerbaycan’ı sıkıntılı bir sürecin beklediği çıkarılabilmektedir.

Hiç şüphesiz Azerbaycan’daki sıkıntılı bulunan bu durum sadece iç dinamiklerle açıklanamaz, Dünyadan kopuk düşünülemez. Böyle bakınca, Dünyaya ilişkin bazı hususları da görmek gerekir. Rusya-Çin stratejik işbirliği, aralarındaki mevcut/muhtemel sorunlara rağmen, giderek güçleniyor. Bu iki ülke arasındaki işbirliğinin münhasıran enerji ve ulaşım konusunda gelişmesi, ABD için son derece önemlidir. ABD, Rusya’yı hedef almıştır ve Çin’in askeri imkân ve yeteneklerindeki hızlı gelişmeyi de “stratejik meydan okuma” olarak almaktadır. Bunlar çıkış noktası alınıp Dünyada yaşananlara bakıldığında; ABD’nin, enerji üzerine bina edilmiş, “yumuşak güç” kullanımı üzerinden mesafe alınmasını öngören küresel bir strateji peşinde koştuğu çıkmaktadır. Eğer (i) ABD’nin Rusya ve Çin ile rekabet içinde olduğu dikkate alınır ve (ii) bu rekabette her üç aktör için de enerji ile “Bir Kuşak Bir Yol” projesinin güzergâhının kilit önemi haiz olduğu kabul edilir ise; “eski Sovyet cumhuriyetleri”nin ABD’nin yumuşak güç kullanımına sahne olacağını beklemek yanlış olmayacaktır.

Azerbaycan, “eski Sovyet cumhuriyetleri”nden biridir. Jeopolitiği, dün de önemliydi, bugün de…

Ancak bu beklentiye işaret ederken; sadece Rusya’nın değil, Çin’in de, ABD’nin “eski Sovyet cumhuriyetleri”ne eğilmesine seyirci kalamayacağını da görmek gerekir. Kafkasya ve Hazar Denizi, diğer bütün hususlardan ayrı olarak, Moskova ve Pekin için son derece önemlidir. Dolayısıyla Azerbaycan’daki sıkıntılı duruma ilgisiz kalmaları beklenmeyecektir.

Azerbaycan’daki sıkıntılı duruma dış dinamikler açısından bakarken, ihmal edilmemesi gereken iki husus daha var: Türkiye ve ABD’nin karşı karşıya bulunduğu İran’ın kuzeybatısını teşkil eden “Güney Azerbaycan”. Bu iki hususa burada girmeyeceğim ama, önemli.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 06 Aralık 2019.

[i] Türkgün Gazetesi, 06.12.2019, s. 10.


ABD’NİN MÜSLÜMAN UYGUR TÜRKLERİNE İLGİSİNİN ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD Senatosu’nda, Sincan Uygur Özerk Bölgesi (Doğu Türkistan)’nde Müslüman Uygur Türklerine yönelik, “Uygur Human Rights Policy Act (Uygur İnsan Hakları Politikası Yasası)” tasarısı kabul edilmiş.[i] Senato’dan geçen metne göre; Pekin’in Müslüman Uygur Türklerine yönelik insan hakları ihlallerine karşı, Washington Çin Hükümeti yetkililerine yaptırımlar uygulayabilecek. Bölgedeki işkence, yargısız gözaltı,

YENİ SİSTEMDE HUKUKSAL AÇIDAN ASKERİ HAREKÂTIN SEVK VE İDARESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı İdlib’de 33 Türk askerinin şehit düştüğü günlerde televizyon ekranlarındaki bazı görüntüler nedeniyle, “yeni sistemde” Milli Savunma Bakanı’nın Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları ile olan ilişkilerine değinme ihtiyacı duymuş ancak, acının dorukta olduğu bir sırada yanlış anlaşılabilirim endişesiyle o günlerde bunu yapmamıştım. Televizyon ekranlarındaki o görüntüler, bana göre, bir

ULUSLARARASI HUKUK IŞIĞINDA TÜRKİYE’NİN SURİYE’DEKİ (İDLİB’DEKİ) ASKERİ VARLIĞI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Türkiye İdlib’de 34 askerini şehit vermesinin acısını yaşarken, iç ve dış kamuoyunda bir sorgulama var ki, yetkililerden Türkiye’nin Suriye’deki (İdlib’deki) varlığına dair açıklamaları duyuyoruz.  Türkiye’nin, “Suriye halkı davet ettiği için Suriye’de olduğu” ifade ediliyor, zaman zaman da Adana Protokolü’ne işaret ediliyor. İdlib üzerinden Suriye krizinde bugün gelinen noktada,

İDLİB: ULUSLARARASI HUKUK VE KORONA VİRÜSÜ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Sayın Erdoğan’ın İdlib konusunda muhataplarına verdiği süre dolmak üzere… Son üç güne girildi… Evet, Türkiye’nin İdlib’deki varlığı “önleyici savunma” kapsamında görülebilir, Türkiye Suriye’de terörizmle mücadele edebilir ama, bir de bu işin “aması” var…

PAKİSTAN’DAN İDLİB’E BİR DİZİ ÇAĞRIŞIM…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD’li “The National İnterest”den, Çin’in Pakistan’ı aşağıladığına (sömürge muamelesi yaptığına) değinen ve Pakistan Başbakanı İmran Han’ı Pakistan halkı ile karşı karşıya getirme amacının güdüldüğü algısına yol açan (içeridiğinden böyle bir algı potansiyeli çıkarılabilen) ilginç bir makale[i]… ABD’nin, yeniden Pakistan ile yakınlaşma çabası içinde olduğu çağrışımına da yol açıyor…

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.