ASILSIZ ERMENİ İDDİALARINA DAİR YAZIYA CEVABIMDIR

Stella Morabito’nun, the federalist.com’da yayınlanan “Why President Trump Should Recognize The Armenian Genocide” başlıklı yazısına[i]  verdiğim cevabı aşağıda sizlerle paylaşıyorum.

“Hanımefendi,

Yazınızı taraflı bulduğumu, yazınızın objektif olmadığını değerlendiriyorum.

1915 yılında yaşananlar, cephede savaşan bir ülkenin cephe gerisini sağlama alma çabasıdır. Bunu, savaşta olan her ülke yapar. ABD de, İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD’de yerleşik Japonlar için yapmıştır.

Osmanlı Devleti, cephedeki düşmanla işbirliği içinde cephe gerisinde “bozgunculuk” yaparak cephedeki savaşta düşmana hizmet eden Ermeni çeteleri ve bunlara yardım eden Ermeniler karşısında, “zorunlu göç” ya da “zorunlu ikamet” uygulamasına gitmiştir. Eğer bu soykırım ise, İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD’de yerleşik Japonlara uygulanmış “zorunlu göç” ya da “zorunlu ikamet” de soykırımdır. Kızılderililere yapılanlara hiç değinmiyorum bile.

O günkü savaş koşullarında, Osmanlı Devleti de, ABD de, yapılması gerekeni yapmıştır. Eğer o olaylar için gerçekten bir soykırımdan söz edilebilmiş olsaydı, bugün Türkiye’deki ve ABD’deki tablo farklı olurdu. Bugün Japonya kökenli Amerikan vatandaşlarının ABD’deki durumu ne ise, Ermeni kökenli Türk vatandaşlarının Türkiye’deki durumu da o dur, yani aynıdır.

Almanya’nın Yahudi soykırımı ile 1915 olayları arasında bir benzerlik kurmanız, asla doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü arada benzerlik yoktur, olaylar çok farklıdır. Bu farklılık nedeniyle, biri, diğerine örnek gösterilemez. Gerçekler bu şekilde olmasına rağmen, sizin 1915 olaylarını Almanların Yahudi soykırımına benzetmeniz, Ermeniler lehine taraflı, yani subjektif bir yaklaşım içinde olduğunuza işaret eder.

Ermeni iddiaları asılsızdır. Çünkü iddiaların dayandırıldığı belgelerin çoğu, sahtedir. Ya sahte olarak sonradan üretilmiştir, ya da asıl belgeler üzerinde oynamalar yapılmıştır. Bunu, ben değil, konunun uzmanları söylemektedir.

Hanımefendi,

Objektif, tarafsız değilsiniz. Eğer olsaydınız, Türklerin Ermenilere yaptığını iddia ettiğiniz olayların aynısını, Ermenilerin Türklere yapmış olduğunu da görürdünüz… Eğer bunu görmüş olsaydınız, “zorunlu göç”ün ya da “zorunlu ikamet”in bir nedeninin de bu olduğunu anlardınız. Böylece ya böyle bir yazıyı kaleme almazdınız ya da gerçeklere dayalı bir yazı ortaya çıkarmış olurdunuz.

Hanımefendi,

Ermeni iddiaları, sadece “asılsız” değil; asılsız olmasına rağmen, maalesef uluslararası politikada Türkiye’ye karşı istismar edilen bir konudur. Bunu görmemek mümkün değil. Çünkü ortada. Bu asılsız iddialar, Türkiye’nin bir şeyi yapması ya da yapmaması için, Türkiye’ye karşı bir baskı aracı olarak kullanılmaktadır. Bu, geçen her gün, daha çok insan tarafından fark edilmekte ve bu nedenle Ermenilerin asılsız iddiaları güç kaybetmektedir. Türk kamuoyu artık, bu iddialara eskiden olduğu gibi itibar etmemektedir. İşbu cevabın bir nedeni de, sizi bu durumdan haberdar etmektir, boşuna yorulmamanız içindir.

Hanımefendi,

ABD’nin, Türkiye NATO üyesi olduğu için, soykırım iddialarını tanımadığını söylüyorsunuz. Bu, gerçek dışı, kabul edilemez bir tezdir ve bir o kadar da komiktir.

Siz, ABD’nin, Türkiye’yi bölmeyi/parçalamayı amaçlayan PKK ve YPG terör örgütlerine açık destek verdiğini biliyor musunuz? Türkiye, bugün, birliğini ve bütünlüğünü koruma konusunda ciddi bir endişe içindedir ve bu endişenin arkasında da ABD vardır. Bunu yapan ABD’nin “Türkiye’yi incitmemek için”(!) Ermenilerin “soykırımı tanı” çağrılarına kulak tıkadığı düşünülebilir mi?

Ayrıca ifade ettiğiniz gibi, Türk lobisi ABD’nin Ermeni soykırım iddialarını tanımasını önleyecek kadar güçlü olsaydı, ABD’nin PKK ve YPG terör örgütleri ile olan ilişkisini kesmesinde de etkili olurdu!…

Bu iki anlama gelir. Birincisi, Türkiye, Ermenilerin asılsız soykırım iddialarına artık eskisi gibi önemsememektedir. Bunu bilmenizi isterim. İkincisi de, Türkiye’yi açıkça karşısına almış gözüktüğü için, ABD’nin Ermenilerin asılsız soykırım iddialarını tanımasının Türkiye için de, ABD için de fazla bir değeri kalmamıştır.

Hanımefendi,

ABD’nin Ermenilerin asılsız soykırım iddialarını bugüne kadar tanımamış olmasını, sadece Türkiye ile ilgili olarak görmüş olmanız da, doğru bir yaklaşım değildir. Bu konu, sadece Türkiye ile ilgili değil, Ermeni kökenli nüfusa sahip Avrupa ülkeleri (ve diğer ülkeler) ile de ilgili bir konudur. Çünkü ABD, Ermenilerin soykırım iddialarını tanımamak suretiyle, aslında Ermenileri Washington’un etkisine açık tutmakta ve bundan ABD’nin çıkarları doğrultusunda istifade etmektedir.

Eğer ABD Ermenilerin asılsız soykırım iddialarını resmen tanırsa, Washington bu avantajını kaybedecektir. Bunu görememişsiniz. Eğer görmüş olsaydınız, asılsız soykırım iddiaları üzerinden Ermenilerin gerçekte ABD tarafından kullanılmış olduğunu da görür, belki bu tür bir yazıyı yazma ihtiyacı bile duymazdınız.

Hanımefendi,

Ermenilerin soykırım iddialarını objektif olarak değerlendirebilmek için, sadece 1915 yılına değil, bugüne kadar gelen zaman dilimine bakmanız gerekir.

Türkler eğer, soykırım yapmaya eğilimli bir millet olsaydı, bunun örnekleri Kurtuluş Savaşı yıllarında (1918-1922) ortaya çıkardı. Ama çıkmamıştır. Çünkü Türk Milleti, asil bir millettir. Mustafa Kemal Atatürk’ün bu savaşta düşmanlarına gösterdiği saygı, bütün Dünyanın takdirini kazanmıştır. Bunu herkes bilir. Kurtuluş Savaşı’ndan bugüne kadar, Türkler, zaman zaman kendilerini, devletlerini ve vatanlarını korumak için ellerine silah almışlarsa da, soykırım ithamlarına hiç muhatap olmamışlardır. Türkler ile ilgili olarak bunu biliyor musunuz?

Ermeniler ile ilgili olarak bilmedikleriniz de var. Siz Ermenilerin, Dağlık Karabağ’ın Hocalı kasabasında, Şubat 1992’de, Azerbaycan Türklerini katlettiğini biliyor musunuz? Bir gece içinde,700’e yakın Azerbaycan Türk’ünün Ermeniler tarafından “vahşice” katledildiğini hiç duydunuz mu? Katledilenlerin 83’ünün çocuk, 106’sının kadın, 100’e yakının yaşlı olduğundan, masum ve sivil Türklerin Ermeniler tarafından “vahşice” katledildiğinden haberiniz var mı?

1915 olaylarını Ermeniler lehine gündeme getirirken, Türkler ve Ermeniler konusunda bu bilmediklerinizin hiç mi bir değeri ya da anlamı yoktur!…

1915 olayları, uluslararası kamuoyunda, hukuksal boyutundan çok, politik boyutu ile gündeme gelmektedir. Fakat 1992’de Ermenilerin Türklere yönelik giriştiği katliam, uluslararası hukuka göre, açıkça “soykırım”dır. Herkes için, bunda hukuksal açıdan bir tereddüt yoktur. Çünkü herkesin gözü önünde gerçekleşmiştir. Belgesi, herkeste vardır. Ama siz, belgelenmemiş ya da sahte belgelerle dayalı 1915 olaylarına dair iddiaları görüyorsunuz, belgelenmiş (herkesin gözü önünde işlenmiş) 1992’deki soykırımı görmüyorsunuz!…

1915’deki “zorunlu göçü” ya da “zorunlu ikameti”,  ısrarla “soykırım” olarak tanımlıyorsunuz. Bununla da kalmıyor, başkalarının da sizin gibi tanımlaması için onlara “taraflı yazınızla” baskı yapıyorsunuz.

“Sahteliği” uzmanlarca ortaya konulmuş belgelere itibar ediyorsunuz, ama, daha yeni yaşanmış bir olayın gözler önündeki belgelerine itibar etmiyorsunuz!…

Hanımefendi,

Siz, Amerikalıların konu hakkındaki bilgi yetersizliklerini Ermeniler lehine istismar ediyorsunuz. Onları, 1915 olaylarına sizin gibi bakması için etkilemeye çalışıyorsunuz, baskı yapıyorsunuz.

Sizi vicdanınızın sesini dinlemeye, objektif olmaya ve hakkı teslim etmeye davet ediyorum.

Ve taraflı, objektif olmayan yazınızdan dolayı sizi kınıyorum.

Osman Metin Öztürk

Ankara, Türkiye, 24 Nisan 2018.”

[i] http://thefederalist.com/2018/04/23/president-trump-recognize-armenian-genocide/, 24.4.2018.

 


ZAFER AYI, ZAFER HAFTASI VE ZAFER BAYRAMI MESAJI

30 Ağustos Zafer Bayramı denilince hemen akla; 1922 yılının 26 Ağustos’unda başlayan ve 30 Ağustos’unda Dumlupınar’da zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi (Büyük Taarruz)  gelir. Ancak 30 Ağustos Zafer Bayramı, sadece “Başkomutanlık Meydan Muharebesi”nde (Dumlupınar’da) kazanılan zafere, Büyük Taarruz’a işaret etmez. Hem Büyük Taarruz içinde cephelerde kazanılmış zaferler, hem de Türk Tarihinde, Ağustos ayı içinde kazanılmış,

KURBAN BAYRAMI MESAJI

ASCMER olarak, takipçilerimizin Kurban Bayramlarını en iyi dileklerimizle kutluyor, kendilerine esenlik dolu günler diliyoruz. 16 Ağustos 2018. Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Başkan

1974 KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI’NIN YILDÖNÜMÜ MESAJI

Kıbrıs Türklerinin kendi topraklarında egemen olmasının, özgür ve bağımsız olarak yaşamasının önünü açan 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 44. yıldönümünde; başta “Kıbrıs Davası”nın asla unutulmayacak ismi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin “Kurucu” Cumhurbaşkanı “Gazi” Rauf R. Denktaş olmak üzere, bu harekata katılarak, harekatta şehit düşen, gazi olan ve ter döken Türk Silahlı Kuvvetleri ve Kıbrıs Türk Mukavemet

BU MÜNHASIRAN BİR “8 TEMMUZ” YAZISIDIR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.