ASCMER BÜLTENİ: KISA YORUMLAR VE ANALİZLER İLE GEÇEN HAFTA ASYA’DA DİKKATİ ÇEKEN BAZI GELİŞMELER, Sayı 22, 17 Kasım 2014

1. İran’da, geçtiğimiz Cuma günü (14 Kasım 2014), pankreas kanserinden, 30 yaşında hayatını kaybeden pop şarkıcısı Murteza Pashaie’nin cenazesi, içinde her kesimden insanın yer aldığı çok büyük kalabalık eşliğinde toprağa verilmiştir. İran İslam rejiminin beraberinde getirdiği kısıtlamalara rağmen, pop müziğin İran’da kendisine zemin ve bu kadar dinleyici/izleyici bulabilmesi son derece önemlidir. “Tek Yönlü Sokak” isimli parçası ile uğurlanan genç sanatçının yol açtığı büyük kalabalığın, Tahran Yönetimini endişeye sevk ettiği, bazı planlı etkinliklerin iptal edildiği ya da ertelendiği; 2009’daki kitlesel protesto eylemlerinden bu yana, en ciddi kalabalığın cenaze töreninde bir araya geldiği ifade edilmiştir. Herhalde nasıl “petro-politik”ten ya da “su-politik”ten söz ediliyorsa, “müzik-politik”ten söz edilmesi, bunun farkına varılması gerekir. Tahran Yönetiminin aldığı tedbirler, müziğin siyasal gücünün farkında olunduğunu dışa vurmuştur.

2. Geçtiğimiz Mart (2014) ayında, Mısır’da yaşananlar bağlamında Müslüman Kardeşler Örgütüne ilişkin yaklaşımına bir tepki olarak Katar’daki büyükelçilerini geri çeken Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn, büyükelçilerini geri gönderme kararı almışlardır. Bu gelişme, Katar’ın, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) dönem başkanı sıfatıyla geçtiğimiz Salı günü (12 Kasım 2014) üye ülkelere bir mektup göndererek, KİK’nin Aralık (2014) ayı içinde yapılacak olağan zirve toplantısına çağrıda bulunması üzerine yaşanmıştır. Bu çağrı üzerine, KİK, Riyad’da acil bir toplantı düzenlemiş, karar bu toplantıda alınmış ve KİK tarafından kamuoyuna açıklanmıştır. Katar ile diğer üç ülkenin Müslüman Kardeşler Örgütü’ne ilişkin yaklaşımları örtüşmemektedir. Büyükelçilerin geri dönmesi kararının, bu yaklaşım farklılığının ortadan kalktığı anlamına alınmaması gerekir. Tarafların Aralık 2014’de yapılacak zirveyi kurtarmak için bu kararı almış olduklarını ve kararın, taraflar arasındaki görüş ayrılığının derinleşmesine hizmet edebileceği değerlendirilmektedir. Mevcut konjonktür, Suudi Arabistan’ın, BAE’nin ve Bahreyn’in hedef alınmasına elverişli gözükmektedir. Petrol fiyatlarının özellikle Suudi Arabistan ile ilişkilendirilmiş olarak düşmesi, BAE’nin Hürmüz Boğazını bypass yapan yeni petrol hatlarını devreye sokması ve Bahreyn’deki Şii nüfus, bu düşünceyi besleyen güncel faktörlerdir. Ayrıca ABD-Suudi Arabistan ilişkilerindeki gerileme ile ABD’nin İran ile yakınlaşma çabası da, bu bağlamında hatırlanmalıdır diye düşünülmektedir.

3. Avustralya da eklemlenirse, Asya’da geçtiğimiz hafta içinde, Çin/Pekin’de, Myanmar/Nay Pyi Daw’da ve Avustralya/Brisbane’de gerçekleşen üç ayrı zirveden çıkan, Putin ve Rusya ile ilgili görüntüler ve haberler oldukça dikkat çekici olmuştur. Çin’deki APEC Zirvesi ile Avustralya’daki G-20 Zirvesine Putin katılmış, Myanmar’daki Doğu Asya Zirvesine Medvedev katılmıştır. Putin ve Rusya üzerinde ciddi bir baskının olduğu; Putin’e ve Rusya’ya yönelik izolasyonun belirgin olumsuz etkilerinin olduğu anlaşılmıştır. Devam eden Ukrayna krizi ve bu kriz bağlamında Kırım’ın Rusya’ya katılması ile ilgili olarak Batının Rusya’ya karşı izlediği politika etkili olmuş gözükmektedir. Zirve sırasında; İngiltere’den, Rusya’nın küçük devletlere zorbalık yaptığı; Avustralya’dan da, Rusya’nın Çarlığın kayıp ihtişamını yaşatmak istediği açıklamalarının gelmesi dikkati çekmiştir. Ukrayna’nın doğusunda düşürülen Malezya Hava Yollarına ait uçakta hayatını kaybeden 298 kişiden 38’nin Avustralya vatandaşı olması ve daha Putin gelmeden Rus savaş gemilerinin Avustralya açıklarına gelmesi, Avustralya kamuoyunun Putin’in gelişine tepki vermesine neden olmuştur. Putin, ayaküstü karşılaşmalarda yapılan konuşmalar, dışında, ne Pekin’de ne de Brisbane’de Obama ile özel/ayrı bir toplantıda bir araya gelebilmiştir. G-20 Zirvesinin anısına yapılan ortak fotoğraf çekiminde Putin’e ayrılan ön sıranın en sonundaki yer bile, oldukça anlamlıdır. Putin’in bir Alman televizyon kanalına Avustralya dönüşü verdiği röportaj, Rusya’nın çözüme yönelik önerilere açık olduğuna işaret etmiştir. Putin’in bu röportajda kullandığı “herkes hata yapabilir” sözü, oldukça önemlidir. Putin, söz konusu röportajda çözüm üretmek için Almanya Başbakanı Merkel ile çalıştıklarına dikkat çekmiş olsa da, Moskova’nın Almanya ile olan ilişkilerinin çok iyi olmadığı da bilinmektedir. Bunun en son örneği, Rusya’nın Bonn Başkonsolosluğunda görevli bir diplomatın casusluk şüphesiyle istenmeyen adam ilan edilmesine karşılık, geçtiğimiz günlerde Almanya’nın Moskova Büyükelçiliğindeki bazı diplomatları istenmeyen adam ilan etmesi ve bu kişilerin Rusya’dan ayrılmasıdır. Bu tabloda; Rusya’nın Çin ile olan ilişkilerinin, hem fazla abartılmaması, hem de fazla güvenilir bulunmaması gerektiği değerlendirildiği için, Moskova için geriye sadece Hindistan seçeneği kalmaktadır. Düşen petrol fiyatları ve artan askeri harcamalar ile birlikte dış politikada yaşadığı sorunlar, Rusya için bir “kırılma noktası” algısına yol açmaktadır. Görünen, Rusya’nın bu kırılma noktasını kolay kolay geride bırakamayacağı yönündedir.

4. BRICS ülkelerinin (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika Cumhuriyeti) liderleri, G-20 Zirvesi nedeniyle bulundukları Avustralya/Brisbane’de, NDB (Yeni Kalkınma Bankası) konusunu ele almışlardır. Daha önce Temmuz 2014’de kuruluş anlaşması imzalanan NDB’nin 100 milyar usd sermayeye sahip olacağı; bunun 41 milyarının Çin tarafından karşılanacağı; buna Rusya, Hindistan ve Brezilya’nın 18’şar milyar ile iştirak edeceği; Güney Afrika Cumhuriyeti’nin de kalan 5 milyar usd.’ı vereceği ifade edilmiştir. Avustralya’daki toplantıda, NDB’nin, Meksika’nın, Arjantin’in ve Endonezya’nın katılımına açık olacağının açıklanmış olması son derece önemlidir. Bu, Brezilya’nın Güney Amerika’nın patronu olduğu algısını güçlendirmeye ve dolayısıyla ABD’nin Güney Amerika üzerindeki etkisini kırmaya yönelik olduğu izlenimi edinilmektedir. Endonezya ise, bir yönüyle ülkesinde en çok Müslüman nüfusa sahip ülkedir, diğer yönüyle Malakka Boğazı gibi stratejik açıdan oldukça önemli bir geçiş yolunu kontrol eden ülkedir. Endonezya’nın her iki özelliğinin özellikle Çin açısından önemli olduğu düşünülmektedir. NDB, ABD’nin kontrolüne açık WB (Dünya Bankası)’nın alternatifi olduğu algısına neden olmaktadır. Sonuçta, söz konusu gelişmeler için, uluslararası politikada ABD’nin hareket alanını daraltacağı gibi bir sonuca ulaşmak mümkündür.

5. Avustralya/Brisbane’de yapılan G-20 Zirvesi vesilesiyle bir araya gelen ABD, İngiltere ve Japonya liderleri; yaptıkları üçlü zirvede, (i) Kırım’ın Rusya’ya katılmasına ve (ii) Ukrayna’nın doğusunu istikrarsızlaştırmaya yönelik eylemlere muhalefet etme, ayrıca (iii) Ukrayna’nın doğusunda düşürülen Malezya Hava Yollarına ait uçak ile ilgili sorumluları ortaya çıkarma taahhüdünde bulunmuşlardır. Bu açıklamaya Japonya’nın katılması oldukça önemlidir. Çünkü hem Japonya’nın Rusya ile toprak sorunu bulunmaktadır, hem de Rusya’nın Asya’nın doğusundaki askeri faaliyetlerinde ciddi bir artış söz konusudur. Japonya’nın bunlara rağmen böyle bir açıklamaya katılması, Rusya’nın içinde bulunduğu durumun ya da Rusya’ya yönelik politikadaki kararlılığın bir işareti olarak alınabilir. Diğer taraftan Ukrayna’nın doğusunda düşürülen Malezya Hava Yollarına ait uçakla ile ilgili son gelişme; uçağın, karadan havaya atılan bir füze tarafından değil, havadaki bir uçaktan atılan füze ile düşürüldüğü ve görüntülerden, füzeyi fırlatan uçağın Ukrayna Hava Kuvvetlerinin envanterinde bulunan bir uçak olduğunun anlaşıldığı yönündedir. Eğer doğrulanırsa, bu, uçağın düşürülmesini Rusya ile ilişkilendiren iddiaları en azından zayıflatacaktır. Çünkü iddialar, uçağın, Rusya’nın Ukrayna’nın doğusundaki Rusya yanlısı muhaliflere verdiği füzeler ile, bunlar tarafından düşürüldüğü şeklindeydi.

6. Pakistan’ın İran’a komşu Belucistan bölgesinde faaliyet gösteren Cundullah isimli silahlı terör örgütünün, IŞİD ile temasa geçtiği; bir IŞİD heyetinin bölgeyi ziyaret ettiği ifade edilmiştir. Belucistan olarak bilinen bölge; İran, Afganistan ve Pakistan topraklarında kalmaktadır. Dolayısıyla, Beluçlar da, bu üç ülkeye dağılmış olarak yaşamaktadırlar. Beluçların öne çıkan özellikleri Sünni olmalarıdır. Geçmişte, İran, Afganistan ve Pakistan arasında da soruna (toprak iddialarına) yol açmış olan bu bölge, bugün, bölgede öne çıkan mezhepsel çatışma nedeniyle, özellikle İran açısından önem arz etmektedir. Irak’ta IŞİD’a karşı savaşan İran unsurları ile, İran’ın Şii kimliği ve İran’ın etkisine açık Bağdat Yönetimi hatırlandığında, IŞİD’in, doğudan ve Cundullah örgütü üzerinden İran’a cephe açması söz konusu olabilir. Bunun, İran’ı ABD karşısında da zor durumda bırakması mümkündür.

7. IŞİD’ın ilerleyişinden orduyu sorumlu tutan Irak Başbakanı Abadi’nin; Irak Ordusunda 26 generali görevden aldığı, 10 generali emekliye sevk ettiği ve Xurşid Doski’yi Genelkurmay Başkanlığı makamına getirdiği ifade edilmiştir. Abadi’nin Irak Ordusuna ilişkin bu tasarrufunda, görevden alınan önceki Genelkurmay Başkanı Babekir Zebari’nin önerilerinin etkili olduğu; Irak’ta Genelkurmay Başkanlığının Kürtlere tahsis edilmiş bir makam olduğu, bunun içinde gerek Babekir Zebari’nin gerekse Xurşid Doski’nin Kürt olduğu belirtilmiştir. Bu son tasarruf ile, Irak ordu birliklerinin sokaklardan çekildiği; sokakların polise bırakıldığı; ordunun münhasıran IŞİD ile ilişkilendirildiği açıklanmıştır. Irak’ta Genelkurmay Başkanlığı makamının Kürtlere tahsis edilmiş olması son derece önemlidir. Bu, ABD’nin Irak Ordusuna yaptığı yardımların, tahsis ettiği imkân ve kolaylıkların Kürtlerin kontrolü, en azından bilgisi dâhilinde, olduğu anlamına gelmektedir. Polisin, iç güvenlikte öne çıkarılması da aynı şekilde önemlidir. Bu, polisin teçhizat, eğitim ve doktrin olarak terörizmle mücadele edecek güce kavuşturulması anlamına gelmektedir ki, son tahlilde bunun da Irak’ın güçlenmesine hizmet edeci bir etkisi olacaktır. Irak’taki iç güvenlik olaylarının niteliği/boyutu hatırlandığında, iç güvenliğin münhasıran polise bırakılmasının sonuçta ne anlama geleceği daha iyi anlaşılacaktır. Bu arada, Irak’ın kuzeyindeki petrolün satışı konusunda Bağdat ile Erbil arasında ortaya çıkan anlaşmazlıkta son gelindiği; günde 150 bin varil petrolün Bağdat üzerinden satılması konusunda mutabakata varıldığı; anlaşmanın önümüzdeki günlerde imzalanacağı ifade edilmiştir.

8. ABD’nin, hedefi yok etme özelliğine sahip ilk lazer silahının bir örneğine sahip ABD Donamasına mensup USS Ponce isimli amfibi savaş gemsinin Ağustos 2014’den bu yana Basra Körfezi’nde görev yaptığı ifade edilmiştir. Haberi önemli kılan husus, geminin taşıdığı lazer silahıdır. Lazer silahı, hedefi yok eden, yeni bir silah olup; silahı taşıyan geminin Basra Körfezi’nde görevli olduğunun belirtilmesi, bir yönüyle silahın görücüye (pazara) çıkarılması, bir yönüyle de ABD’nin Basra Körfezi’ndeki caydırıcılığının güçlendirilmesi amacını taşıdığı değerlendirmesine neden olmaktadır. Petrol zengini Arap ülkeleri, silaha ilgi duyacaklardır. Ancak caydırıcılık bağlamında, mesajın İran’a mı, yoksa Suudi Arabistan’a mı olduğu tartışmaya açıktır. Eğer petrol fiyatlarındaki düşüşün, kaya gazı/petrolü üzerinden enerji piyasasında öne geçmesi beklenen ABD’yi hedef aldığı varsayılır ise, mesajın Suudi Arabistan’a olabileceği de akla gelmektedir.

9. Myanmar, geçtiğimiz hafta içinde, ev sahipliği yaptığı ABD-ASEAN ve Doğu Asya zirveleri nedeniyle, ABD’nin ve Çin’in özel ilgilerine konu olmuştur. ABD Başkanı Obama, Myanmar’ın ana muhalefet lider Aung San Su Kyi’yi kabul etmiş, Su Kyi’nin Cumhurbaşkanı olmasının önündeki anayasa engelini “çok mantıklı değil” diye eleştirmiş ve bu suretle, 2015 yılında yapılacak genel seçim için şimdiden işaret vererek Myanmar’ın görünür geleceğinde ABD için belirgin bir yer kazanmaya çalışmıştır. Çin Devlet Başkanı Jinping’in Myanmar’da bulunduğu sırada ise, Çin ile Myanmar arasında, toplam değeri sekiz milyar usd. olan, 20 kadar anlaşma imzalanmış; anlaşmaları Çin adına, Başbakanı Li Keqiang imzalamıştır. Myanmar’ın jeopolitiği, Çin, Hindistan ve ABD için son derece önemlidir. Myanmar, Çin’in güneyden, en kısa yoldan denize ulaşım yolu üzerindedir. Nitekim Çin’in dış ticaretinde Myanmar limanlarının belirgin bir yeri vardır. Bu limanları Çin’e bağlayan kara (ve demir) yolları Çin’in desteği ile yapılmıştır. Myanmar, bu ülkenin Çin ile olan ilişkileri ve Hindistan’ın doğudan güvenliğinin sağlanması bağlamında, Yeni Delhi için son derece önemlidir. Myanmar, ABD için de, Washington ile Pekin arasındaki rekabet nedeniyle önem arz etmektedir.

10. Çeçenistan Cumhurbaşkanı Ramazan Kadirov; Rusya’yı tehdit eden açıklamalar yapan IŞİD komutalarından Tarhan Bataraşvili’nin öldürüldüğünü açıklamış ve fotoğraflarını yayınlamıştır. Kadirov, Bataraşvili’nin Ömer Şişani (Çeçen Ömer) olarak bilindiğini ve İslam düşmanı olduğunu belirtmiştir. Daha önce, GRU’dan emekli bir generalin Kadirov’un IŞİD lideri Bağdadi’yi yakalayıp getirebileceğini açıkladığı hatırlandığında, Bağdadi’nin öldürülmesinde Kadirov’un da rolünün olabileceği ve bunun Kadirov’un hedef alınmaması için deklere edilmediği akla gelmektedir.

11. Myanmar’da geçtiğimiz hafta içinde gerçekleşen Doğu Asya Zirvesi’ne katılan Hindistan Başbakanı Modi; burada yaptığı konuşmada, (i) Hindistan’ın IŞİD’a yönelik deklarasyonu desteklediğini, (ii) terörizme karşı verilen mücadelenin samimi bir uluslararası işbirliğini gerektirdiğini, (iii) terörizmle mücadeleye inanan insanların bir araya gelmeleri gerektiğini, (iv) din ile terörizm arasında bağ kurulmasının ret edildiğini, (v) güneş enerjisi konusundaki çalışmaların teşvik edilmesi ve desteklenmesi gerektiğini açıklamıştır.

12. Denizcilere ve havacılara hava ve deniz durumunu sunan ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA)’nin siber saldırıya uğradığı ve saldırının arkasında Çin’in olduğu ileri sürülmüştür. Saldırının savuşturulduğu, saldırı nedeniyle NOAA’nın faaliyetlerinin -programlı olmayan bakım gerekçesi ile- geçici olarak durdurulduğu, müşteriler ile 800 bin çalışana ait bilgilerin hedef alındığı ifade edilmiştir.

13. Geçtiğimiz hafta içinde ABD’nin Kansas ve Oklahama eyaletlerinde 4.8 şiddetinde, şaşkınlık yaratan depremler olmuş; bu haftanın başında da, Yeni Zelanda’nın Kuzey Adası’ndaki Gisbone şehrinin 200 km uzağında ve okyanusun 35 km. altında 6.7 şiddetinde deprem olmuştur. Yeni Zelanda/Gisbone ile, G-20 Zirvesinin yapıldığı, Avustralya’nın doğu kıyısındaki Brisbane şehri arasında Tasman Denizi var. Yapay depremler akla geliyor ve depremlerin zamanlaması soru işaretlerine yol açıyor.

14. IŞİD lideri Ebubekir Bağdadi’nin yerini Saddam Cemal’in aldığı iddia edilmiştir. Bağdadi’nin saldırıda ağır yara aldığı ve boşaltılan bir hastanede yapılan tıbbi müdahaleye rağmen hayatını kaybettiği ileri sürülmüştü. Saddam’ın eski bir uyuşturucu taciri olduğu, iki kardeşinin IŞİD tarafından öldürüldüğü, kardeş kayıplarından sonra bir süre ortadan kaybolduğu, Kasım 2013’de ortaya çıkıp IŞİD’a biat ettiği belirtilmiştir. Eğer bu belirtilenler doğru kabul edilir ise, IŞİD’in, önümüzdeki dönemde vahşi cinayetlerini artarak sürdürmesi beklenecektir.

15. Rusya’nın 2013 yılı içerisinde ABD ile siber güvenlik konusunda bir anlaşma imzalamış olduğu ve ilişkilerdeki gerilemeye rağmen bu anlaşmanın halen yürürlükte bulunduğu; Rusya ile Çin arasında da, benzeri bir anlaşmanın imzalanmasının gündemde olduğu ifade edilmiştir. Hatta geçtiğimiz hafta içinde, Pekin’de yapılan APEC Zirvesinde bu anlaşmanın imzalanmasının düşünüldüğü, ancak anlaşmanın daha kapsamlı ve uygulanabilir olması için üzerinde çalışılmasına karar verildiği ve 2015’in ilk yarısında taraflar arasında imzalanmasının öngörüldüğü ifade edilmiştir.

16. Rusya ile İran arasında, İran’ın Buşehir’inde iki yeni nükleer reaktörün inşasını öngören bir anlaşmanın imzalandığı ve projenin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetiminde sürdürüleceği açıklanmıştır.

17. Çin’in Zhuhai kentindeki hava şovu (fuarı), yoğun katılıma konu olmuş; ABD de, kaygılarına rağmen, Dünyanın en büyük kargo uçağı olan C-17’yi şova göndermiştir. C-17 kargo uçakları, insani yardım ve afet yardımı sunma konularında ABD Hava Kuvvetlerinin sahip olduğu imkân ve yeteneği (kapasiteyi) göstermesi açısından oldukça anlamlı bulunmaktadır. Hiç şüphesiz, C-17’ler, tam donanımlı askeri birliklerin taşınması açısında da önemlidir. Güney Kore’nin ABD orijinli askeri uçaklar ile şova katılmasına, teknolojik sızıntı olabilir diye karşı çıkan ABD’nin, C-17 uçağı ile şova kendisinin katılması, bir çelişki olarak yorumlanmıştır. Bunun, Güney Kore-Çin ilişkilerindeki gelişmenin de etkisinde, Güney Kore-ABD ilişkilerini olumsuz etkilemesi ve bunun Japonya’ya da yansıması beklenebilir. Rusya ve BAE de, Zhuhai’deki şovda dikkati çeken ülkeler olmuştur. Çin ise, J-31 “radara yakalanmayan” askeri jeti ile bu fuarda dikkati çekmiştir. J-31’de Rus motoru kullanıldığı ileri sürülmüştür.

18. Kuzey Kore’nin, küçük, ucuz ve zayıf yapılı insansız hava araçları, bu ülkenin Hava Kuvvetleri için “teneke kutu” yakıştırmasına neden olmuştur. Çocuk oyuncağı görünümündeki, Kuzey Kore’ye ait insansız hava araçları ile, Güney Kore’ye “intihar saldırılarında” bulunulacağı ileri sürülmüştür. Kuzey Kore’nin insansız hava araçlarının; önceden belirlenmiş rota boyunca uçtukları, hızlarının saate 75 mil olduğu, havada dört saat kalabildikleri, 20 bin metre yükseklikte uçabildikleri ve 3.5 kg. yük taşıyabildikleri belirtilmiştir. ABD’nin MQ-9 Predator’ı ise; saate 300 mil hıza ulaşabiliyor, 14 saat havada kalabiliyor, 7 kg. yük taşıyabiliyor, 15-16 bin metre yüksekliğe çıkabiliyor. Bu karşılaştırma, teknik olarak aradaki farkı ortaya koymakla beraber, Kuzey Kore’nin insansız hava araçlarının bir işe yaramaz sayılmayacakları da şüphesizdir. Her ülkenin, “olan” gücü, imkan ve yetenekleri ile uyumlu araçlara sahip olduğu unutulmamalıdır.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 17 Kasım 2014


SUUDİ ARABİSTAN’DAKİ RAFİNERİ SALDIRISI: ARKASINDA İRAN MI, ABD Mİ?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Suudi Arabistan’da Aramco’ya ait iki rafinerinin saldırıya uğraması ve bu suretle ortaya çıkan petrol arzındaki daralma sonrasında, İran’ın adı öne çıkmaya, İran’ı bu saldırı ile ilişkilendirmeye yönelik çabalar devam ediyor. Önce saldırının Yemen’deki İran destekli Husilerin silahlı insansız hava araçları ile yapıldığı öne çıkmıştı. Ancak Husilerin elinde, menzil

SUDAN’IN DEVRİK-HAPİSTEKİ DEVLET BAŞKANI ÖMER EL BEŞİR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Bugünkü (10 Eylül 2019) Türkgün Gazetesi’nin 11. sayfasında Sudan’ın devrik ve hapisteki Devlet Başkanı Ömer el Beşir hakkında bir haber var. “Nereden nereye” dedirten bir haber… Haber, ben de o kadar çok şeyi çağrıştırıyor ki… Bu yazı, bu çağrışımları konu edinen bir yazıdır. Haber, Sudan’ın devrik lideri Ömer

İSRAİL’İN IRAK’TA İRAN HEDEFLERİNİ VURMASI ÜZERİNE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı İsrail’in, 1981’de Irak’ın Osirak nükleer santralini hedef alan saldırılarından sonra, şimdi de Irak’taki İran hedeflerini vurduğu medyaya yansıyor. İsrail, bu yöndeki haberleri yalanlamıyor, dolaylı olarak teyit ediyor. Bu duruma bağlı olarak da, İsrail-İran çatışmasında yeni cephenin Irak mı olduğu (olacağı) soruluyor.[i] Haberde geçtiği üzere, İsrail’in Irak’a hava saldırısında

ABD HİNT-PASİFİK BÖLGESİNDEKİ ASKERİ VARLIĞINI ARTIRIYOR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD’nin, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması (INF)’ndan çekildikten sonra, Hint-Pasifik bölgesine yeniden/yeni füzeler konuşlandıracağı, bölgedeki askeri üs varlığını güçlendireceği ifade ediliyor[i]. Bu, münhasıran ABD Savunma Bakanı Mark Esper’in açıklamalarına dayandırılıyor. Bunlara bakılarak da, Başkan Trump’ın Asya stratejisinde hedefin ne olduğu sorgulanıyor.

ERDOĞAN (AKP) YÖNETİMİNİN ABD VE HDP YAKLAŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Erdoğan (AKP) Yönetiminin ABD yaklaşımı ile HDP yaklaşımı o kadar çok biri birini çağrıştırıyor ki… ABD’ye de, HDP’ye de çok ağır eleştiriler tevcih ediliyor… En yetkili ağızlar, ABD’nin Türkiye’nin milli ve coğrafi bütünlüğünü tehdit eden PKK terör örgütünün Suriye kolu YPG terör örgütüne açıkça ve ciddi şekilde silah/teçhizat

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.