ABD’NİN İRAN YAPTIRIMLARINI SORGULAMA…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas İran’ı ziyaret ederken, bu ziyaret ile eş zamanlı olarak İran’dan bir açıklama ve bir eylem geliyor[i]. Açıklama, bir uyarı. İran; Avrupa’ya, bağları normalleştirme, ekonomik ilişkileri normale dönmesini sağlama uyarısı geliyor. Eylem de; İran, aynı anda altı hedefi izleyebildiği ve savaş uçaklarını, bombardıman uçaklarını, droneleri ve füzeleri yok etme yeteneğine sahip olduğu ileri sürülen, kendi üretimleri, yeni hava savunma sistemi Khordad 15’i açıklaması. Khordad 15’i kamuoyu ile paylaşıyor.

ABD-İran gerginliğini takip etmeye çalışan birisi olarak iki husus aklıma geliyor.

Birincisi, Çin, henüz ABD’nin yerini doldurmaya hazır değil iken ya da Çin açısından yavaş yavaş ciddi soru işaretleri belirmeye başlamış iken; acaba İran, bu yaptığı ile, Avrupa’yı ABD’nin etki alanında tutma gibi bir işlevi yerine getiriyor olabilir mi? Yani ABD ile İran arasında bugün yaşananlar, 1979’dan beri taraflar arasında mevcut olduğu varsayılan ve “çok derinden işlediği” düşünülen örtülü ilişkilerin güncel bir işareti gibi görülebilir mi? Büyük/yüksel idealler, büyük/yüksek fedakarlıkları gerektirir. Orta ve uzun vadede “kazı gelecek” bir iş için, bugün “tavuk esirgenmez” şeklinde düşünülemez mi?

İkincisi de, ABD’nin geçmiş ve bugünkü İran yaptırımlarının nelere “kadir” olduğunun gözler önüne serili olmasıdır. İran, hem kendi füzelerini, hem de kendi füze savunma sistemlerini geliştirmiştir. İran’ın ABD karşısında geliştirdiği “asimetrik” mücadele araçlarına/taktiklerine girmiyorum bile…

ABD’nin, bütün Ortadoğu’ya yayılmış denizaşırı askeri varlığı yok mu? ABD, çoğu Ortadoğu ülkesi üzerinde hala ciddi nüfuz sahibi değil mi? Bunlardan, ABD’nin, bölgede İran’ı adeta çevrelemiş olduğu anlamı çıkmıyor mu? Hal böyle iken; ne dersiniz, ABD’nin, bu İran’ı karşısına almasına inanılabiliyor mu? ABD’nin, bölgede başka bir oyun peşinde olabileceği akla gelmiyor mu? ABD ile İran arasında “çok derinden işlediği” düşünülen örtülü ilişkiler varsayımı hatırlandığında; İran’ın, böyle bir oyun için, ABD lehine “maskeleme” işlevini yerine getirdiği düşünülebilir mi? Görünen ABD’nin İran niyetine işaret ediyor olsa da, acaba niyet farklı olabilir mi? Kısmet kime, göreceğiz.

Uluslararası ilişkiler (dış politika), bir devletin varlığı ve geleceği ile ilgili bir alandır. Bu alanda, sürprize yer yoktur. Çünkü bu bağlamda sürpriz, bir devletin varlığını ve geleceğini tehlikeye atabilecek derecede ciddi risk demektir. İş bu yazı, bugün itibarıyla çok düşük ya da “olamaz” derecesinde görülen bir riske işaret eder. Uluslararası ilişkilerde “örtüye” ya da “maskelemeye” niçin ihtiyaç duyulur? Bir de bunu bir düşünmek gerekir.

osmetoz/ascmer, www.ascmer.org, 10 Haziran 2019

[i] https://www.telegraph.co.uk/news/2019/06/09/iran-unveils-new-air-defence-system-warns-europe-normalise-ties/, 10.6.2019.


ABD’NİN MÜSLÜMAN UYGUR TÜRKLERİNE İLGİSİNİN ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD Senatosu’nda, Sincan Uygur Özerk Bölgesi (Doğu Türkistan)’nde Müslüman Uygur Türklerine yönelik, “Uygur Human Rights Policy Act (Uygur İnsan Hakları Politikası Yasası)” tasarısı kabul edilmiş.[i] Senato’dan geçen metne göre; Pekin’in Müslüman Uygur Türklerine yönelik insan hakları ihlallerine karşı, Washington Çin Hükümeti yetkililerine yaptırımlar uygulayabilecek. Bölgedeki işkence, yargısız gözaltı,

YENİ SİSTEMDE HUKUKSAL AÇIDAN ASKERİ HAREKÂTIN SEVK VE İDARESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı İdlib’de 33 Türk askerinin şehit düştüğü günlerde televizyon ekranlarındaki bazı görüntüler nedeniyle, “yeni sistemde” Milli Savunma Bakanı’nın Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları ile olan ilişkilerine değinme ihtiyacı duymuş ancak, acının dorukta olduğu bir sırada yanlış anlaşılabilirim endişesiyle o günlerde bunu yapmamıştım. Televizyon ekranlarındaki o görüntüler, bana göre, bir

ULUSLARARASI HUKUK IŞIĞINDA TÜRKİYE’NİN SURİYE’DEKİ (İDLİB’DEKİ) ASKERİ VARLIĞI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Türkiye İdlib’de 34 askerini şehit vermesinin acısını yaşarken, iç ve dış kamuoyunda bir sorgulama var ki, yetkililerden Türkiye’nin Suriye’deki (İdlib’deki) varlığına dair açıklamaları duyuyoruz.  Türkiye’nin, “Suriye halkı davet ettiği için Suriye’de olduğu” ifade ediliyor, zaman zaman da Adana Protokolü’ne işaret ediliyor. İdlib üzerinden Suriye krizinde bugün gelinen noktada,

İDLİB: ULUSLARARASI HUKUK VE KORONA VİRÜSÜ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı Sayın Erdoğan’ın İdlib konusunda muhataplarına verdiği süre dolmak üzere… Son üç güne girildi… Evet, Türkiye’nin İdlib’deki varlığı “önleyici savunma” kapsamında görülebilir, Türkiye Suriye’de terörizmle mücadele edebilir ama, bir de bu işin “aması” var…

PAKİSTAN’DAN İDLİB’E BİR DİZİ ÇAĞRIŞIM…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı ABD’li “The National İnterest”den, Çin’in Pakistan’ı aşağıladığına (sömürge muamelesi yaptığına) değinen ve Pakistan Başbakanı İmran Han’ı Pakistan halkı ile karşı karşıya getirme amacının güdüldüğü algısına yol açan (içeridiğinden böyle bir algı potansiyeli çıkarılabilen) ilginç bir makale[i]… ABD’nin, yeniden Pakistan ile yakınlaşma çabası içinde olduğu çağrışımına da yol açıyor…

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.