ABD ARTIK TÜRKİYE’DEN HAK ETTİĞİ CEVABI ALMALIDIR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Gün geçmiyor ki, ABD’nin Türkiye karşıtlığına işaret eden bir haber ile karşılaşılmasın…

İnsan gayri ihtiyari “yetti artık” diyor.

Biden Yönetimi, daha yeni Ermenilerin asılsız iddialarına, Amerikan iç hukukuna ve uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Türkiye’nin aleyhine olarak itibar etmişti.

Geçen her gün, ABD’nin Türkiye’nin milli ve coğrafi bütünlüğünü hedef alan PKK/YPG terör örgütüne verdiği desteğin boyutunun büyüdüğüne işaret eden haberler ile karşılaşılıyor. Geçtiğimiz günlerde, ABD Merkez Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Frank McKenzie, Suriye’de, Suriye Demokratik Güçleri (SDG)’nin kontrolündeki bölgeyi ziyaret etmiş, PKK terör örgütünün Suriye kolu YPG sorumlularıyla görüşmüş ve ABD’nin YPG’ye gönderdiği zırhlı araçların önünde kameralara poz vermişti.

ABD’nin, bırakınız NATO üzerinden resmen müttefik olma ile bağdaşmamasını, başta BM Şartı olmak üzere BM sistemine vücut veren uluslararası düzenlemelerin lafzını ve ruhunu ihlal eden Türkiye’ye yönelik bu tavrı her gün farklı bir gelişme ile haberlere konu oluyor. İşte size bunlardan en güncel iki haber daha…

Biden Yönetimi, “Suriye’de PKK/YPG işgalindeki bölgelerde faaliyet gösteren ABD’li enerji şirketi Delta Crescent’in lisansını yenilemeyecekmiş”… Bu gelişme, Türk medyasında, “ABD’nin teröristlerle işbirliği bitiyor” başlığı ile haber olarak yer almış[i]… Henüz bu işbirliği bitmemiş, bitebilirmiş… Yani işbirliği sürüyor.

Şunlar sorulmaz mı?

Hani, ABD, sözde terörizmle mücadele ediyordu!…

Hani, ABD, PKK terör örgütünü, sözde terör örgütleri listesine almıştı!…

Hani, ABD, sözde terörizmin finansmanını önlemeye çalışan ve buna dair bir sözleşmenin BM çatısı altında ortaya çıkmasına önderlik etmiş bir ülke idi!..

Bitmedi.

Bir haber daha var.

Biden Yönetiminin hazırladığı 2022 yılı savunma bütçesinde, IŞİD ile mücadele adı altında, PKK terör örgütünün Suriye kolu YPG’ye 522 milyon dolarlık fon ayrılmış[ii]… Yani ABD, PKK/YPG’yi açıkça/resmen fonluyor, finanse ediyor!… Üstelik bu fonlamaya, yıl içinde, ilave olarak ihdas edilecek yeni fonlar ile “örtülü” fonlardan yapılacak aktarımlar/kullanımlar da dâhil değil.

ABD’nin bu suretle fonladığı PKK/YPG terör örgütü, Türkiye’nin milli ve coğrafi bütünlüğü için açık ve ciddi bir tehdit…

ABD fonlaması, Türkiye’nin milli ve coğrafi bütünlüğünü hedef alan PKK/YPG terör örgütünün “devlet destekli uluslararası” bir terör örgütü olduğunun çok somut işaretlerinden de biri…

ABD, resmen NATO üzerinden Türkiye’nin müttefiki… Türkiye, bu “müttefiklik” üzerinden ülkesinde “ikili olarak” ABD’ye ciddi kolaylıklar ve imkânlar tanımış…

NATO, Sovyetlerin çökmesinden sonra, uluslararası terörizmle mücadeleyi ana stratejik konsept olarak benimsemiş ve bu konsept ışığında üye ülkelerin terörizmle mücadelesine destek verme sorumluluğu bulunan bir askeri ittifak…

Bunlar, Türkiye için çok acı, Türkiye’nin ağırına giden gerçekler.

Ve önümüzdeki 14 Haziran’da Brüksel’de yapılacak NATO Liderler Zirvesi var. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Sayın Erdoğan ile ABD Başkanı Biden’ın bu zirvede bir araya gelmesi öngörülüyor. Medyadan öyle anlıyorum ki, AKP/Sayın Erdoğan iktidarı bu zirveden çok şey bekliyor!… AKP/Sayın Erdoğan iktidarı, hala ABD’ye yakın olma peşinde… Böyle görüyorum ve anlıyorum.

Ancak AKP/Sayın Erdoğan iktidarının muhtemel bu yaklaşımı, doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

Çünkü milli ve coğrafi bütünlüğümüz tehdit altında ve bunun arkasında ABD var. Ve ABD’nin arkasında olduğu bu tehdit, ne yazık ki PKK/YPG terör örgütü ile de sınırlı gözükmemektedir.

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, tarihte ifadesini bulmuş, bugünlere gelmiş, bir şerefi ve haysiyeti, bunlara dayalı bir duruşu var.

Elbette ki, uluslararası ilişkilerin belirleyici ögesi çıkardır.

Ancak görülmektedir ki, ABD’ye yakın olma, artık Türkiye’nin çıkarlarına hizmet etmemektedir. Türkiye’nin çıkarlarına hizmet etmediği gibi, bu yakınlaşma ısrarı Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti için bir alçalmaya (zillete) yol açmaktadır.

Onun içindir ki, Sayın Erdoğan’ın, ABD ile yakınlaşmanın yollarını aramak yerine, ABD’nin Türkiye’ye reva gördükleri için, Türkiye’ye yaraşır bir cevabı ABD’ye vermesinin zamanı gelmiştir.

Beklerim ki, Sayın Erdoğan, 14 Haziran’daki NATO Liderler Zirvesi’nde, Ocak 2009’da, Davos’ta, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’e gösterdiği “one minute” tepkisinden çok daha ağır bir tepkiyi ABD Başkanı Biden’a göstersin…

Bence ABD’nin yaptıkları artık bunu gerektiriyor.

Eğer şimdi bu gerek yerine getirilmez ise, yarın olabileceklerin önünü almak Türkiye için çok daha güç olabilecektir.

31 Mayıs 2021

[i] Sözcü, 29.5.2021, s. 12

[ii] Sözcü, 30.5.21, s. 11


“NATO ÜYELİĞİ ONAY SÜRECİ KOLAY DEĞİLDİR”

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Yukarıdaki başlık bana ait değil. Başlık, Sayın Konur Alp Koçak’ın, 11 Kasım 2022 tarihli Türkgün Gazetesi’nin 11. sayfasında yer alan köşe yazısının başlığıdır. Sayın Koçak’ın köşe yazısında yer alan bazı hususlar, işbu çalışmayı kaleme alma ihtiyacını doğurmuştur. Sayın Koçak, köşe yazısında, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in geçtiğimiz günlerde Türkiye’yi ziyareti

ABD’NİN GİRİT’TE VE BATI TRAKYA’DA ARTAN ASKERİ VARLIĞI ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Yunanistan’ın, NATO üyesi olarak ülkesini zaten ABD’ye açmış iken, son dönemde bu işi daha da ileriye taşımasını, ABD’ye Girit’te ve Batı Trakya’da daha ileri konuşlanma imkânı tanımasını, burada biraz farklı ele almaya çalışacağım. Elbette ki, Yunanistan’ın bu yaptıkları, Yunan emeli ve ABD’nin güncel Türkiye yaklaşımı ile birlikte mütalaa edildiğinde, Türkiye

TÜRKİYE CİDDİ TEHDİT/TEHLİKE ALTINDA

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Bu 30 Ağustos’ta aklıma gelenler…. Lütfen hatırlayınız… 1821’de Osmanlı’ya isyan eden ve bu isyan neticesinde 1832’de Osmanlı’dan koparak ayrı bir devlete sahip olan Yunanlılar, Mayıs 1919’da Anadolu’yu işgale başlıyor… Yaklaşık 100 yıl önce (1821) emperyalist Batının desteği ile Osmanlı’dan kopan isyancılar, yaklaşık 100 yıl sonra (1919) yine emperyalist Batının desteği

UKRAYNA’DAKİ ÇATIŞMANIN TRANSDİNYESTER CUMHURİYETİ’NE YANSIMA İHTİMALİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk I. Moldova’nın doğusunda, fazla derinliği olmayan kuzeyden güneye doğru ince bir şerit halinde uzanan 1990’da Moldova’dan kopup tek taraflı bağımsızlık ilan eden, Ukrayna’nın batısından Ukrayna’ya komşu, Rusya himayesindeki, bugüne kadar Rusya dışında kimsenin bağımsızlığını tanımadığı Transdinyester Cumhuriyeti’nde dikkat çekici üç ayrı terör saldırısı yaşanıyor.[i] Bu çalışma, bu saldırıları çıkış noktası

PENÇE KİLİT OPERASYONU, “ERBİL GAZI” VE KÜRTLERE “ULUS İNŞASI”…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk Linkedin’de Sayın Erkan Ayan’ın “AB-D neden Kuzey Irak’ta Pençe Kilidi Operasyonuna sessiz?” sorusu ile başlayan, benim bağlantı ağıma dâhil Sayın Murat Sekmen üzerinden muttali olduğum bir paylaşım ile karşılaştım. Bu paylaşımda, Türkiye’nin PKK terör örgütüne yönelik olarak Irak’ın kuzeyinde icra ettiği Pençe Kilit Operasyonu, (Erbil’in kontrolündeki) bölgenin petrol ve doğal

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.