ASYA: GÜNCEL GELİŞMELER VE ANALİZLER



DAĞLIK KARABAĞ ANLAŞMAZLIĞINDA AZERBAYCAN LEHİNE GELİŞME OLABİLİR

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Azerbaycan’a bağlı Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi’nin Ermenistan’a bağlanmak istemesi ile 1988 yılında başlayan Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki savaş, 1994 yılında Ateşkes Antlaşması ile sona ermişti. O tarihten bu yana, Dağlık Karabağ bütünüyle ve Azerbaycan topraklarının bir kısmı, Ermenilerin işgali altında bulunmaktadır. Devamı…



GÜNEY ÇİN DENİZİ ANLAŞMAZLIĞI’NDA LAHEY’DEN KARAR ÇIKTI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Lahey’deki Tahkim Mahkemesi, Filipinler’in yaptığı başvuruyu nihayet sonuçlandırdı. Mahkeme; 12 Temmuz 2016 tarihinde açıkladığı kararı ile, Çin’in Güney Çin Denizi üzerinde tarihi hakları olduğu iddiasını yerinde görmedi ve Filipinler’in egemenlik haklarını ihlal ettiğine hükmetti. Karar, kamuoyunda bir süredir beklenen bir karardı. Devamı…



TÜRKİYE’NİN İSRAİL İLE YENİDEN YAKINLAŞMASI ÜZERİNE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Hatırlanacağı üzere, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan; Ocak 2009’da, Davos’ta yapılan, “Gazze: Orta Doğu’da Barış” panelinde, dönemin İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in konuşmasına ve kendisinin konuşmasının kısıtlanmasına “one minute” diye başlayarak yüksek sesli bir tepki vermiş ve yaptığı tepki konuşmasında da açıkça İsrail’i hedef alan ifadeler kullanmıştı. Siyasal literatürde “one minute olayı” olarak kendisine yer bulan bu olay, Ankara-Tel Aviv ilişkilerinde soğukluğa yol açmıştı. Devamı…



GÜNCEL TÜRK DIŞ POLİTİKASI VE MHP’DEKİ KURULTAY SÜRECİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Türk siyasal hayatında Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile ilgili oldukça tartışmalı bir kurultay süreci yaşanmaktadır. Özellikle Türkiye için son 15-20 yıldır iç politikanın münhasıran dış politika üzerinden yürütülüyor/işliyor olması, bu sürece güncel Türk Dış Politikası bağlamında bakma gereğini ortaya çıkarmıştır. Devamı…



DOĞU AKDENİZ’DE ABD’YE AİT İKİ UÇAK GEMİSİ…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

ABD’ye ait Nimitz sınıfı, USS. Harry S. Truman ve USS. Theodore Roosevelt uçak gemileri Doğu Akdeniz’de… Nükleer enerji ile çalışan ve en az 20 yıl boyunca hiç yakıt yenilemeden ilerleyebilen (görev icra edebilen), 90 civarında sabit kanatlı uçak ve helikopter taşıyabilen, ortalama 3200 personelin görev yaptığı bu gemiler, kendilerine eşlik eden lojistik destek ve hızlı reaksiyon gemileri ile birlikte, ciddi bir deniz gücüdür. Ancak içerdikleri hava unsurları, hava savunma sistemleri ve istihbarat imkân ve yetenekleri, bu gemileri salt bir deniz gücü olmanın çok ilerisine taşımakta, deniz-hava müşterek operasyonlarında öne çıkarmakta ve hatırı sayılır bir askeri güce dönüştürmektedir. Devamı…


ÖNCEKİ GELİŞMELER VE ANALİZLER


YÜREĞİMDEN GELENLER

İnternet üzerinden son gelişmeleri konu edinmiş bir yazı aldım. Yazıdaki şu ifade, beni derinden etkiledi: “Başına çuval geçirilmesinden, başının kesilmesine varan düşmanlık ve hainliklerin hedefi olan askerimizin düşürüldüğü durum, eski bir mensubu olarak yüreğimizi dağlamaktadır.” İşbu yazı, aşağıdaki ifadeler, paylaşılan bu hissiyatın ürünü olarak, bilgisayar klavyesinden dökülmüştür.

Türkiye, öyle değerli bir jeopolitiğe sahip ki, hep ele geçirilmek ve kontrol edilmek istenmiş…

İç ve dış düşmanlar hiç eksik olmamış, hep var olma savaşı verilmiş…

Bugün de durum aynı, dünden farklı değil…

Hatta daha güç koşullar söz konusu; içeride bölücü ve ayrılıkçı terör, bölgede dışlanma, küresel ölçekte kabarmış Türkiye’yi bölerek/parçalayarak “yeme/yutma” emeli…

Türkiye, içeriden ve dışarıdan “tiftik gibi” savrulmak isteniyor…

Dün olduğu gibi, bugün de, bunları güçlü ordumuz/askerimiz ile savuşturacağız/aşacağız…

Fakat son yaşanalar bunun zor olduğuna/olacağına işaret ediyor…

Medya, iki tarafı keskin kılıç; yanlışa indiği gibi, doğruya da iniyor…

Ordu/asker, koca bir sepet elma; içinden çıkan birkaç çürük elmaya bakılarak, sepetteki elmaların hepsini çürük görmek ya da göstermek niye?

Ordunun/askerin böyle görülmesi ya da gösterilmesi!…

Hani ordumuz/askerimiz, varlığımızın, bağımsızlığımızın, toprak bütünlüğümüzün güvencesiydi?

Hani bayrağımız, ordumuz/askerimiz sayesinde özgürce dalgalanıyordu?

Hani bizler, bu ülkede, bayrağımızın altında, ordumuz/askerimiz sayesinde özgürce yaşıyorduk?

Hani şafak vaktinde duyduğumuz ezan sesi, ordu ve asker sayesindeydi; ezan sesi bize özgür ve bağımsız olduğumuzu hatırlatıyordu?

Hani ordu ve asker sayesinde, namusumuzu, şeref ve haysiyetimizi, mal varlığımızı düşmandan koruyup bugünlere gelmiştik, kendimizi güven içinde hissediyorduk?

Bunları ne çabuk unuttuk!…

Ne çabuk unuttuk, Milli Mücadele yıllarındaki düşman çizmelerini, eziyeti, zilleti?

Ya, ordumuzun ve askerimizin, dosta güven verdiğini, düşmana korku saldığını!…

Ne olur biraz aklıselim, asalet, nezaket ve suhulet…

Devletimizin ve Milletimizin varlığını ve geleceğini riske atıyoruz…

Vatandaşlar/bireyler olarak, maddi ve manevi bütün varlığımızı, geleceğimizi tehlikeye doğru itiyoruz…

Üstelik sadece bizim değil, çocuklarımızın, torunlarımızın ve gelecek kuşaklarımızın da…

Ne olur biraz sorumluluk duyarak yapalım-edelim; adım atalım, konuşalım, yazalım, karar verelim…

Dostlarımızın yükünü artırmayalım, bizi fazla taşıyamazlar!…

Düşmanlarımızın iştahını kabartmayalım, durdurmakta zorlanırız!…

Ne olur kendi elimizle, kendi ayağımızı bağlamayalım…

İhtiyacımız olan kurumlara zarar vermeyelim; yıkıcı değil, yapıcı olalım.

İstikbalimizi, gelecek ümitlerimizi karartmayalım…

 

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

17 Temmuz 2016, Ankara.



KINAMA MESAJI

Avrupa Parlamentosu(AP)’nda, PKK terör örgütünün hapisteki elebaşını ve bu örgütün Suriye uzantısının (PYD terör örgütünün) mensuplarını yansıtan bir fotoğraf sergisinin açılmış olmasını kınıyorum.

AP’nun sergiye verdiği izin ve sergiye ev sahipliği yapması; BM Şartı’nın lafzı ve ruhu ile bağdaşmadığı gibi, hem kendisine vücut veren ve taraf olduğu uluslararası düzenlemelerin lafzına/ruhuna aykırıdır, hem de Avrupa’nın yaşadığı ve karşı karşıya bulunduğu terör eylemleri ve tehditleri hatırlandığında bunlarla çelişir.

Türkiye, terörle mücadelede artık “gerçekte” kiminle mücadele ettiğini dikkate alıp, yaşadığı terör sorununun arkasındaki aktörler ile olan ilişkilerini gözden geçirmeyi ciddi şekilde düşünmeli; sadece içeriye yönelik polisiye/güvenlik/istihbarat önemleri üzerinden terörle mücadele edilemeyeceğini ve böyle bir yaklaşımın gencecik vatan evlatlarının toprağa düşmesini önlemeye yetmeyeceğini görmelidir.

Kamuoyuna saygı ile duyururum.

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

14 Temmuz 2016 Devamı…



MEZUN ÖĞRENCİLERİMİN BİLGİSİNE (İŞ SINAVI DUYURUSU)

Devamı…

"ÜNİVERSİTE/DUYURU KÖŞESİ" ÖNCEKİ YAZILARI

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Posta Kutusu (PK): 30, Çayyolu-Ankara

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.