ASYA: GÜNCEL GELİŞMELER VE ANALİZLER



BAŞKAN TRUMP’IN AVRUPA’YA “SOPA GÖSTERMESİ” ÜZERİNE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Başkan Trump, geçtiğimiz günlerde, NATO Genel Sekreteri’ni kabulünde, Avrupalı müttefiklerine, özellikle Almanya’ya, “sopa” gösteriyor[i]… Avrupa ülkeleri NATO katkı paylarını artırmaz ise, ABD’nin müttefikleri için savunma yükümlülüğünü yerine getiremeyebileceğine dikkat çekiyor. Ya NATO’ya katkı paylarınızı artırın ya da güvenlik konusunda başınızın çaresine bakın diyor. Bu söylem, Başkan Trump’ın seçim kampanyasından bu yana ifade ede geldiği bir söylem, yeni değil. Yeni olan, Avrupa’nın ABD’ye ilişkin yaklaşımında görülen, ABD’nin aleyhine değişmedir. Avrupa, Başkan Trump’a direnmeyi, ABD’ye muhalefet etmeyi seçmiş gözükmektedir. Bu değişim, “şimdilik” belirli konularda kendisini göstermekte ancak devamının geleceği tahmin edilmektedir. Devamı…



HİNDİSTAN VE ABD’NİN RUSYA YAPTIRIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Putin, Almanya Başbakanı Merkel’den sonra, bugün (21 Mayıs 2018) Hindistan Başbakanı Modi’yi de Soçi’de kabul ediyor.  Putin-Modi görüşmesinin, 4-6 saat süreli, gayri resmi bir zirve olacağı ifade ediliyor[i]. Önümüzdeki günlerde Japonya Başbakanı Abe ile Fransa Cumhurbaşkanı Macron da, Putin’i ziyaret edecekmiş…

Bu ziyaretler, yeniden Devlet Başkanı seçilen Putin’i tebrik ziyaretleri midir? Yoksa tebrik, bir bahane bir kılıf mıdır? Gerçekte, küresel politika çok önemli gelişmeler mi yaşanmaktadır?

Hindistan açısından bakıldığında, Modi’nin ziyaretinin bir tebrik ziyaretinin çok ilerisinde ve çok anlamlı olduğu değerlendirilmektedir. İki nedenle; birincisi Hindistan tarafından gelen ziyarete ilişkin açıklamalar, ikincisi de ziyaretin zamanlamasıdır. Devamı…



LÜBNAN’DAKİ GENEL SEÇİMİN SONUCU VE ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Lübnan’da, dokuz yıl aradan sonra, 06 Mayıs 2018 günü, genel seçimler yapıldı. Biraz araştırma yaptım ve gördüm ki, üzerinden bir hafta geçmiş olmasına rağmen, seçime ilişkin resmi nihai sonuçlar henüz açıklanmamış. Kamuoyuna yansıyan, seçime katılım oranının düşük ( % 49,2) olduğu, Sünnilerin genelde sandığa gitmemeyi tercih ettiği yönündedir. Seçimin, çok genel olarak, Esad’a müzahir olanlar ile olmayanlar arasında geçtiği kabul edilmektedir. Devamı…



ABD SİLAH SATMAZ İSE, TÜRKİYE BUNA KARŞILIK VERECEKMİŞ!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Türk Dış Politikası, bana göre, tam bir komedi…

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasına bir tepki olarak ABD’de Türkiye’ye silah satılmasını engellemeyi öngören bir yasa tasarısının gündemde gelmesi üzerine, Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu açıklama yapıyor ve diyor ki, bu yasa çıkarsa, Türkiye buna “karşılık” verir[i]

Bu açıklamayı da, komedinin yeni bir parçası, son örneği gibi görüyorum.

Niye böyle gördüğümü aşağıda açıklıyorum. Devamı…



RUSYA’NIN AVRUPA ENERJİ PAZARINDAN ÇEKİLİYOR GÖZÜKMESİ ÜZERİNE

Devamı…


ÖNCEKİ GELİŞMELER VE ANALİZLER


19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI MESAJI

19 Mayıs 1919, Türk Milleti’nin, vatan topraklarını düşman çizmeleri altında çiğnenmekten kurtarma azim ve kararlığını dışa vurduğu; özünden uzaklaşmış Osmanlı Yönetimi karşısında yeni bir uyanışla, milli ve manevi değerlerine sahip çıkmak için silkinip ayağa kalktığı, özüne döndüğü; zamanın en güçlü devletleri karşısında kazandığı, “Türk Mucizesi” olarak da tarif edilmiş, Türk’e şan ve şeref katmış bir mücadelenin, Milli Mücadelenin, başladığı tarihtir.

“19 Mayıs 1919”’un 99. yılında; başta Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları olmak üzere, Milli Mücadeleyi başlatan ve zafere ulaştıran asker-sivil kadroyu, bu mücadelede yer almak suretiyle katkı sunmuş herkesi saygı ile anıyorum. Bütün şehitlerimize, ebediyete intikal etmiş bütün gazilerimize, bu vesileyle bir kere daha Allah’tan rahmet diliyorum. Hepsinin aziz hatıraları önünde saygı ile eğiliyorum. Hatıraları, yolumu aydınlatmaya, bana güç ve ilham vermeye devam edecektir.

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Ankara, 18 Mayıs 2018. Devamı…



“MUSTAFA KEMAL ATATÜRK TEK ADAM MIYDI?” SORUSUNA CEVABIM

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Dün, twitter hesabımdan, MHP Milletvekili Sayın Atila kaya’nın, “Erdoğan’a oy verme” başlığı ile verilmiş bir haberdeki tespitlerine yer vermiş, bu tespitlere katıldığımı ifade etmiştim. Yer verdiğim üç tespitten biri, “Kendi egemenliğini tek adama devreden iradeye ‘milli irade’ denmez” tespiti idi.  Twitter’dan bir izleyicim, rahatsız olduğum bir hitapla, bana sormuş: “Mustafa Kemal Atatürk tek adam mıydı?”

O izleyicinin sorusuna, twitter üzerinden de yayınladığım, aşağıdaki cevabı verdim.

“Benim akademik çalışma alanım, uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi; savunma, güvenlik, strateji, dış politika konuları ile ilgileniyorum. Soruya cevap verirken, bunların içinde kalmayı doğru bulurum.

Önce ‘tek adam’dan ne anlıyoruz, buna bakmalı…

Tek adam, üç kuvveti (yasamayı, yürütmeyi ve yargıyı) kontrol eder, elinde tutar. Tek adamlıkta gücün kaynağı, ele geçirilen bu yetkilerdir. Hukuk vardır ama, tek adam, kendisini hukuka bağlı görmez, hukukun üstünde görür, hukuku millete karşı kullanır. Güç, millet ve memleket için değil, tek adam ve çevresi için kullanılır. Tek adamın bütün milleti kucaklama gibi derdi yoktur. Tek adamlık, keyfiliktir. Memleketin ve milletin bütününe karşı sorumluluk duymadan ülkeyi yönetmektir. Ben böyle anlıyorum.

Şimdi Mustafa Kemal Atatürk ne yapmış ona bakalım…

Arka arkaya gelen savaşlarla harap ve bitap düşmüş milleti kucaklamış, Milli Mücadele ateşini bu milletle birlikte yakmıştır. Yoksul, yorgun ve yüreği yaralı bir millet ile, dönemin süper güçlerinin (sözde değil, eylemli olarak) karşısına çıkmıştır. Milleti arkasına alarak, Anadolu’yu işgal eden dönemin süper güçlerine ve bu güçlerin arkasında olduğu diğer işgalcilere karşı çetin bir mücadeleye girişmiştir.

Bu mücadelede, dönemin süper güçleri karşısında, iyi bir diplomasi ve strateji örneği göstermiştir. Asla yalnız kalmamıştır.  Cephe gerisini hep sağlam tutmuştur. Avrupa ülkelerini biribirine karşı kullanmıştır. Sovyetlerden istifade etmiştir. Dünya Müslümanlarından yardım almıştır. Hep kararlılık içinde olmuş,  en kötü anlarda bile yılgınlığa düşmemiş, karşısına aldıklarına yanaşma eğilimi göstermemiştir.

Kurtuluş Savaşı bitmiş, Cumhuriyet kurulmuş ama, bu kez de ortaya; yakıp yıkılmış, varlığı talan edilmiş bir memleket;  yorgun, hasta, yoksul düşmüş, ayağa kalkabilmek ve ülkeyi ayağa kaldırabilmek için yardıma muhtaç bir millet çıkmıştır. O bunu görmüş, önce bir ekonomik seferlik başlatmıştır. O günkü yoksullukta, devleti bugünlere taşıyan, üretime ve istihdama aracılık eden yatırımlara girişmiştir.

Sonra dış ilişkilere eğilmiştir. Milli Mücadelede savaştığı ülkeler ile bu kez dostluk ve iyi komşuluk üzerine anlaşmalar imzalamıştır. Verdiği mücadele bütün Dünyada mazlum milletlere örnek olmuş ve O, bunu, genç Türkiye Cumhuriyeti Devletinin uluslararası ilişkilerini geliştirmek için kullanmıştır. Türkiye, saygıyı hak eden, bütün Dünyada saygın bir yere sahip bir ülke olmuştur.

Memleket, imar görmüş ve kalkınma yoluna girmiştir. Millet, yavaş yavaş kendisini toparlamaya ve varlığa kavuşmaya alışmıştır. Fakat bu kez de kendisi hastadır. O hasta hali ile durmamış, Montrö Boğazlar Sözleşmesini ortaya çıkarmış, Hatay’ı ana vatana katmıştır.

İstanbul-Çanakkale denilince hemen herkesin aklına Boğazlar gelir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştu ama, Boğazlar o yıllarda, uluslararası bir Komisyonun yönetimindeydi, Türkiye’nin sınırlı egemenliği söz konusuydu. Montrö Boğazlar Sözleşmesi, bunu ortadan kaldırmıştır. Bugün İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nda sefa sürenler bilmeseler de, gerçek budur. Devamı…



ASILSIZ ERMENİ İDDİALARINA DAİR YAZIYA CEVABIMDIR

Stella Morabito’nun, the federalist.com’da yayınlanan “Why President Trump Should Recognize The Armenian Genocide” başlıklı yazısına[i]  verdiğim cevabı aşağıda sizlerle paylaşıyorum.

“Hanımefendi,

Yazınızı taraflı bulduğumu, yazınızın objektif olmadığını değerlendiriyorum. Devamı…

"DİĞER KONULAR/DUYURU KÖŞESİ" ÖNCEKİ YAZILARI

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.