ASYA: GÜNCEL GELİŞMELER VE ANALİZLER



UKRAYNA’DAKİ ÇATIŞMANIN TRANSDİNYESTER CUMHURİYETİ’NE YANSIMA İHTİMALİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

I. Moldova’nın doğusunda, fazla derinliği olmayan kuzeyden güneye doğru ince bir şerit halinde uzanan 1990’da Moldova’dan kopup tek taraflı bağımsızlık ilan eden, Ukrayna’nın batısından Ukrayna’ya komşu, Rusya himayesindeki, bugüne kadar Rusya dışında kimsenin bağımsızlığını tanımadığı Transdinyester Cumhuriyeti’nde dikkat çekici üç ayrı terör saldırısı yaşanıyor.[i] Bu çalışma, bu saldırıları çıkış noktası almıştır. Devamı…



PENÇE KİLİT OPERASYONU, “ERBİL GAZI” VE KÜRTLERE “ULUS İNŞASI”…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Linkedin’de Sayın Erkan Ayan’ın “AB-D neden Kuzey Irak’ta Pençe Kilidi Operasyonuna sessiz?” sorusu ile başlayan, benim bağlantı ağıma dâhil Sayın Murat Sekmen üzerinden muttali olduğum bir paylaşım ile karşılaştım. Bu paylaşımda, Türkiye’nin PKK terör örgütüne yönelik olarak Irak’ın kuzeyinde icra ettiği Pençe Kilit Operasyonu, (Erbil’in kontrolündeki) bölgenin petrol ve doğal gaz boru hatlarını güvenceye alma, (Erbil’in) petrol ve doğal gaz boru hatları projelerini bitirmesi ile ilişkilendirilmiş…

Paylaşımda dikkat çekici ifadeler var. Onlardan bazıları şunlar: Devamı…



TACİKİSTAN SAVUNMA BAKANI’NIN TÜRKİYE ZİYARETİ ÜZERİNE…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Geçtiğimiz günlerde (20-21 Nisan’da) Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar’ın önemli bir ziyaretçisi vardı. Tacikistan Savunma Bakanı Orgeneral Sherali Mirzo, Sayın Akar’ın “resmi davetlisi” olarak Türkiye’deydi. Sayın Akar, Sayın Mirzo’yu Milli Savunma Bakanlığı’na gelişinde askeri törenle ve görüntülerde ifadesini bulan dikkat çekici bir samimiyet ile karşılamış. Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya[i] göre; heyetler arası görüşmelerde, ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik ile, savunma sanayinde işbirliği konuları ele alınmış ve taraflar arasında Askeri Çerçeve Anlaşması imzalanmış… Görüşmelerde, Sayın Akar, (i) taraflar arasındaki ortak inanca, tarihi ve kültürel bağlara vurgu yapmış, (ii) sınır güvenliği ve terörle mücadele konularında tecrübe paylaşımına hazır olunduğunu belirtmiş ve (iii) iki ülke arasında askeri eğitim işbirliğinin artırılması gerektiğine işaret etmiş…

Normal koşullarda, bu ziyaret de, ziyarete ilişkin yapılan açıklama da, imzalanan askeri anlaşmanın niteliği de sıradan kabul edilebilecek hususlardır. Ancak hem Türkiye’nin mevcut görüntüsü, hem Ukrayna’daki sıcak çatışma, hem bu sıcak çatışmaya genel sistem kuramı ışığında yaklaşmanın yol açtığı gerekler, hem de küresel politikadaki güncel rekabet, söz konusu ziyareti anlamlı ve önemli kılmaktadır. Devamı…



UKRAYNA’DAKİ SICAK ÇATIŞMANIN -GELİNEN NOKTADA- EVRİLME DURUMU

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

I. Ukrayna’daki sıcak çatışmaya, ABD, ABD’nin ortakları ve müttefikleri ile bunların kontrolündeki medya “savaş” diyor. Ben, bugüne kadar “sıcak çatışma” ifadesini kullandım. Rusya ise, “özel askeri operasyon” diyor.

“Savaş” kavramını kullanmayı niçin doğru bulmadığıma, kavramın genel-geçerli tanımından ve uluslararası hukuktan hareketle, ayrı bir yazı ile işaret etmiştim. “Özel askeri operasyon”, sınırlı askeri harekât demektir. Amacın, kapsamın ve katılımcı askeri unsurların sınırlı/dar tutulduğu anlamına gelir. Amacı, kapsamı ve unsurları özel olarak belirlenmiş bir operasyon söz konusudur. Amacı, kapsamı ve unsurları Moskova tarafından bilindiği için, Rusya’nın “özel askeri operasyon” nitelemesinde bulunması doğaldır. Bunlar bilinmediği, “gizli” olduğu için ve “özel askeri operasyonları” da kapsadığı için, Ukrayna’daki sıcak çatışma için, genel/soyut bir kavram olan “sıcak çatışma” kavramını kullanılması, bana göre, uygun bir tercihtir. Devamı…



MİLLİ SAVUNMA BAKANI’NIN KARADENİZ’DEKİ SERBEST KALMIŞ MAYINLARA DAİR AÇIKLAMALARININ ÇAĞRIŞIMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

“Karadeniz’deki serseri mayınlarla ilgili açıklamada bulunan Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar, ‘Mayınlar kasıtlı mı bırakıldı diye şüphelerimiz var. Belki NATO’ya ait mayın tarama gemilerinin Karadeniz’e girmesi için bir plan dâhilinde de bu mayınlar bırakılmış olabilir’ dedi.”[i] Haberde, Sayın Akar’ın, mayınların Rus yapımı olduğunu ve hangi ülkenin bıraktığının araştırıldığını, söz konusu mayınların normalde halatlarından kopunca kendilerini kilitleme özelliği olduğunu ancak şimdiye kadar imha edilmiş mayınlarda böyle bir sistemin olmadığını gördüklerini, Montrö kurallarına bağlı kalınacağını, Karadeniz’e savaş gemilerini sokmayacaklarını, Karadeniz’in savaşa çekilmesine müsaade etmeyeceklerini, söylediği de geçiyor. Haberde, halatlarından kopmuş mayın sayısının 400 civarında olduğuna dair haberlere de işaret edilmiş. Ve haberden anladığım kadarıyla, Milli Savunma Bakanı Sayın Akar, bu açıklamaları AKP MKYK toplantısında yapıyor.

Açıklamaların, içeriği de, iktidar partisi AKP’nin Genel Merkezinde yapılmış olması da, önemli. Nedeni, akla gelenler ve çağrışımlar ki, bunların neler olduğu genel olarak aşağıda sıralanmıştır. Devamı…


ÖNCEKİ GELİŞMELER VE ANALİZLER


19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI MESAJI

19 Mayıs 1919, büyük Türk Milleti’nin vatan topraklarını düşman çizmeleri altında çiğnenmekten kurtarma ve özgür- bağımsız yaşama iradesini dışa vurduğu, bugün vatandaşı olmakla iftihar ettiğimiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasına giden yolda, bir başlangıçtır, bir işaret fişeğidir.

1919’da, ülke, emperyalistlerin ve onların maşası olan devletlerin işgali altındadır.

İşgalciler, Anadolu’yu “teslim almak” için, kadın, yaşlı, çocuk, bebek demeden masum sivil halkı vahşice katletmektedir. Irz-namus tanımamaktadır. Anadolu halkına “insanlık dışı” her muameleyi reva görmektedir. Mukaddesata dil ve el uzatmaktadır. Müslümanlara ağır hakaretlerde bulunmakta, ibadetlerini engellemektedir. Anadolu’yu “Türkler”den arındırma ve “Hristiyanlaştırma”, Anadolu’da “etnik/dinsel temizlik” peşindedir.

Görülmüştür ki; Osmanlı Yönetimi, işgale ve işgalcilere karşısı sessizdir, hem belirgin bir acziyet içindedir, hem de işgalci emperyalistlere yanaşmıştır. Padişah ve hükümeti, işgali son erdirmeye ve bu amaçla mücadeleye odaklanmak yerine, işgalcilerle saraylarda bir araya gelip işgale direnişi ortadan kaldırmayı konuşmaktadır, bu yolda işgalcilerle işbirliğine gitmektedir.

Osmanlı Yönetimi, özünden çok uzaklaşmış, adeta özünü kaybetmiş, saraya kapanmış, milletten kopmuştur.

Osmanlı Yönetiminin işgale ve işgalicilere yönelik “işbirlikçi” yaklaşımı, bardağı taşıran damla olmuştur.

19 Mayıs 1919, yıllarca savaştan savaşa koşmuş, acılarla, öfkeyle, yoksullukla, yoklukla yaşaya gelmiş bir milletin, bu duruma bir son vermek için, elinde-avcunda son kalanlarla silkinip ayağa kalktığı, mücadele ve kurtuluş ateşini tutuşturduğu, kutlu bir tarihtir.

19 Mayıs 1919, cephelere koşmaktan yoksul ve yorgun düşmüş olmasına rağmen, büyük Türk Milleti’nin özüne döndüğü, özünden/tarihinden aldığı güç ve ilham ile silkinip ayağa kalkarak, emperyalist işgale ve emperyalist işgalcilerle işbirliği içindeki Padişah ve hükümetine direnişi başlattığı, kendi geleceğine sahip çıkma iradesini dışa vurduğu gündür.

19 Mayıs 1919, acılarla, yoklukla, yoksullukla yoğrula gelmiş bir milletin özündeki-ruhundaki ortak yüksek değerlere ve ortak inanca sarılarak silkinip ayağa kalktığı gündür. Anadolu’ya hâkim yorgunluğa ve yoksulluğa rağmen, Mustafa Kemal ve arkadaşları Türk Milleti’ne, Türk Milleti de Mustafa Kemal ve arkadaşlarına inanıp güvenmiş, birlikte kutlu bir yola baş koymuşlardır.

19 Mayıs 1919, bir büyük buluşmanın adıdır. Bu buluşma, bir büyük milletin, büyük bir inanç ve güvenç içinde, yokluğu paylaşarak yola çıktığı kutlu bir buluşmadır.

19 Mayıs 1919’daki bu buluşma öyle bir buluşmadır ki; büyük Türk Milleti için, o gün, güneşin ufkun altında fark edildiği çok değerli, çok özel bir gündür.

19 Mayıs 1919, büyük Türk Milletinin, işgalci emperyalist devletler karşısında elde ettiği, sonradan savaştaki muhataplarının bile “Türk Mucizesi” diye tarif ettiği, Türk’e şan ve şeref katmış, Türk’ün mukaddesatın ayaklar altından alıp yeniden baş tacı yapmış görkemli bir zaferin kazanıldığı Milli Mücadelenin (Kurtuş Savaşı’nın) başladığı gündür.

19 Mayıs 1919, bugün sınırları içinde özgür ve bağımsız olarak yaşadığımız, serbestçe ibadetimizi yapabildiğimiz, semalarında ezan seslerinin eksik olmadığı, Türk bayrağının yükseklerde özgürce dalgalandığı bir ülkeye kavuşma ile sonlanan kutlu sürecin kutlu başlangıcıdır.

“19 Mayıs”, işte böyle bir gün…

Onun içindir ki; 19 Mayıs 1919, büyük Türk Milleti’nin en kutlu günlerinden biridir.

Bir kere daha kutlu olsun.

Bugünü anlamlı kılan bir diğer husus da, 19 Mayıs’ı “19 Mayıs” yapan “Türk Mucizesi”nin mimarı, Türk’e şan ve şeref katmış bir zaferin başkumandanı, Türk’ün mukaddesatının samimi ve fedakâr hizmetkârı, bugün vatandaşı olmakla iftihar ettiğimiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür, O’nun sivil-asker mücadele arkadaşlarıdır.

Onlar, bizi bugünlere getiren kutlu sürecin mimarlarıdır.

Onun içindir ki; “19 Mayıs”, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten, O’nun sivil-asker mücadele arkadaşlarından ayrı düşünülemez.

Her 19 Mayıs’ta, onları da anıyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle, “19 Mayıs 1919”un 103. yılında; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve O’nun sivil-asker mücadele arkadaşları olmak üzere, Milli Mücadeleyi başlatan ve zafere ulaştıran asker-sivil bütün kadroyu, bu mücadelede canını vermek, kanını ve terini akıtmak, bir şekilde hizmet etmek suretiyle zafere katkı sunmuş, isimli-isimsiz bütün kahramanları saygı ile anıyorum.

Bütün şehitlerimize ve ebediyete intikal etmiş bütün gazilerimize bu vesileyle bir kere daha Allah’tan rahmet, varsa hayatta olan gazilerimize Allah’tan sıhhat ve afiyet diliyorum.

Hepsinin aziz hatıraları önünde bir kere daha saygı ile eğiliyorum.

Bütün şehitlerimizin ve ebediyete intikal etmiş bütün gazilerimizin ruhları şad olsun.

Onların aziz hatıraları, yolumu aydınlatmaya, bana güç ve ilham vermeye devam edecektir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu suretle ortaya çıkmış kuruluş değerleri ile, milli ve coğrafi bütünlüğünü muhafaza ederek, sonsuza kadar yaşayacaktır.

Ülkenin içerideki ve dışarıdaki mevcut berbat tablosuna rağmen, buna olan inancım tamdır.

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti Devleti.

Ne mutlu Türk’üm diyene.

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Ankara, 17 Mayıs 2022     Devamı…



3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ (DÜNYA TÜRKLERİNİN GÜNÜ) MESAJI

Türk’ün atası Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1923 yılında, Türk Ocakları’nda yaptıkları konuşmada şunları söylemiş: Devamı…



RAMAZAN BAYRAMI MESAJI

Devamı…

"DİĞER KONULAR/DUYURU KÖŞESİ" ÖNCEKİ YAZILARI

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel: +90 532 414 48 98

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.