ASYA: GÜNCEL GELİŞMELER VE ANALİZLER



BARIŞ PINARI HAREKATI’NA ARA VERMEYE DAİR MUTABAKAT BELGESİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in dünkü Ankara ziyaretinde ortaya çıkan “Barış Pınarı Harekâtı’na 120 saatliğine (5 günlüğüne) ara verme”ye dair Mutabakat belgesini, şu aşamada, ayrıntılı olarak değerlendirmeyeceğim. Barış Pınarı Harekâtı başlarken verdiğim bir söz var. O söze sadık kalacağım. En azından 120 saat sonrasını beklemekte yarar görüyorum.

Ancak Mutabakat belgesinin medyada ele alınışı/değerlendirilişi karşısında, “önden” bazı hususları paylaşma ihtiyacı da duyuyorum. Mutabakat belgesine dair çok fazla soru ve sıkıntılı husus da var. Bu bağlamda, şimdilik, aşağıdaki sorular/hususlar ile yetineceğim. Devamı…



ŞAM’A ŞU MESAJI DA VERMELİ!…

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

Medyada, Barış Pınarı Harekâtı nedeniyle sığınacak yer (hami) arayan PYD/YPG’nin Şam Yönetimine yanaştığı ve bu yanaşmanın sonucu olarak Şam Yönetiminin Menbiç de dâhil Suriye’nin kuzeyine yöneldiği, Türkiye ile karşı karşıya gelebileceği ifade ediliyor.

Şam Yönetiminin PYD/YPG ile birlikte hareket etmesi, Türkiye ile Suriye arasında, 20 Ekim 1998’de imzalanmış Adana Mutabakatı’na aykırıdır. Devamı…



SURİYE KONUSU: ABD, GÜVENLİ BÖLGE VE TÜRKİYE İÇİN BİR ÖNERİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

I. Türkiye açısından Suriye konusunda belirgin bir hareketlilik var. Devamı…



TÜRKİYE’NİN ÇEK CUMHURİYETİ’NE ATADIĞI BÜYÜKELÇİ VE ABD

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

Sayın Egemen Bağış, Türkiye’nin Çek Cumhuriyeti (Çekya) nezdindeki yeni Büyükelçisi… Kamuoyunda ve Türk siyasetinde oldukça geniş yer bulmuş, tartışma konusu olmuş, bir atama… Bu, medyaya yansıyan haberlerden ve yorumlardan anlaşılabiliyor. Bu yazıda, önce kısaca bunun nedenine, sonra da işbu yazıyı yazmama neden olan, “küçük” gibi olsa da “benim dikkatimi çekmiş”, belki “buzdağının suyun altındaki kısmı” olarak da görülebilecek bir başka hususa değineceğim. Devamı…



MÜNİH’İN HONG KONG’UN YERİNİ ALMASI ÖNERİSİ

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, ASCMER Başkanı

Hong Kong, daha önce Britanya Krallığı’na (İngiltere’ye) bağlı iken 01 Temmuz 1997 tarihinden itibaren Çin’e bağlı “özel yönetim” bölgesine dönüşen, bu tarihten itibaren “bir devlet, iki sistem” olarak ifade edilen bir yaklaşım ile Pekin tarafından “uzaktan” yönetilmektedir. Çin’in ana karasının bir parçasıdır. Hong Kong, Çin’in güney kıyısında yer alan bir liman kentidir. “Asya’nın Dünya kenti” olarak bilinir. Bir iş, ticaret, finans, taşımacılık, ulaştırma ve haberleşme merkezidir. Bu özellikleri ile (özellikle iş, ticaret ve finans merkezi olma özelliği ile) bütün Dünyada öne çıkmıştır. Devamı…


ÖNCEKİ GELİŞMELER VE ANALİZLER


BEKA SORUNU, HERKES AYNI NOKTAYA VURURSA, GERİDE KALIR…

Türkiye-ABD askeri ilişkilerinin uygulaması konusunda uzun süre çalışmış bir akademisyen olarak söylüyorum: Bugün yaşananlar, yeni değil. Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde, geçmişte de ciddi sorunlar yaşanmış ve bu tür gelişmeler ile karşılaşılmıştır. ABD ile yakın çalışan ülke yöneticilerinin bunun farkında olarak ilişkileri yürütmesi beklenir.

ABD, bir taraftan Barış Pınarı Harekatı’na “sözde” yeşil ışık yakmış, diğer taraftan da bugün yaşananları konu edinen bir senaryoyu uygulamaya koymuş gözükmektedir.

ABD’deki hemen her kurum, bu tür senaryolara bir şekilde dâhildir. Bu, hep böyle olmuştur. Çünkü ABD’de her kurumun, Amerikan sistemi içinde, kendine özgü bir ağırlığı/yeri vardır ve bu durum, dış politikada ABD çıkarlarının korunmasında etkili olarak işe yarar, ABD Yönetimi kurumları kullanılır. “Başkan istiyor ama, Kongre’yi aşamıyor” sözlerini çok duymuşumdur.

Türkiye “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi”ne geçmiş olsa da, aynı zamanda iktidar partisi AKP’nin Genel Başkanı da olan Sayın Cumhurbaşkanı’nın başında bulunduğu yürütmenin “resmi olarak” dışında kalan bütün kurumların, şimdi, bu aşamada, “kendi başlarına” ABD karşısında yürütmeye destek vermeleri zamanıdır. Tıpkı ABD’deki kurumlar gibi. Yasamanın, yargının, üniversitelerin, meslek kuruluşlarının, her alanda yurt içindeki/dışındaki stk’ların, medyanın yapacakları vardır. Ancak bunun, gündelik siyasetten uzak, Türkiye’nin beka sorunu ile karşı karşıya bulunduğu bilinci içinde yapılmasına ihtiyaç vardır.

ABD ile yaşanan mevcut sorunu Türkiye zarar görmeden aşabilmek ve durumu kontrol edilebilir/yürütülebilir bir noktada tutabilmek için, bana göre, “bu aşamada” bazı hususları özellikle hatırlamakta yarar vardır.

Birincisi, Batının, 11 Eylül hadisesinden bu yana maksatlı olarak “İslam”ı terörizmle ilişkilendirerek bugüne kadar “gerçekte” İslam’ı hedef aldığı, adeta “İslam”ı içten çökertmeye çalıştığı, bunun da ABD orijinli “medeniyetler çatışması” tezi ile ilgili olduğudur. Bu, Ortadoğu’nun mevcut durumunda açıkça görülebilmektedir.

İkincisi, AKP iktidarının dış politikaya ilişkin yaklaşımında din faktörünün günümüze doğru giderek öne çıktığı, “ümmetçi” bir çizginin bugün kendisini iyice belli ettiği, bu çizginin içeriden ve dışarıdan görülebildiğidir.

Üçüncüsü de, dış politikadaki bu “ümmetçi” çizginin nimetlerinden istifade eden Arap ve İslam ülkelerinin Barış Pınarı Harekâtı’nda Türkiye’yi yalnız bıraktıkları, hatta karşı açıklamalar yaptıkları; buna karşılık, “ümmetçi” çizgi nedeniyle ihmal edilmiş olmasına rağmen Türk Dünyasının Türkiye’ye açık ve tam destek vermiş olduğudur.

Bu hususları, ABD ile ilişkilerde bugün gelinmiş noktada, akılcı ve gerekçi olma gereğine dikkat çekmek için belirttim. Türkiye beka sorunu ile karşı karşıya iken, ABD de dâhil, ülkeler ile olan ilişkilerde duygusallığa yer olamaz. Çünkü beka sorunu varken gösterilecek duygusallık; devlet, vatan ve millet konularında telafisi olmayan çok ciddi yaralara yol açabilir. Türkiye’nin, bu bağlamda, çok kritik bir noktada olduğunu düşünüyorum. Onun içindir ki; kurumların ABD karşısında yürütmeye verecekleri destek açıklamalarının “ümmetçi” vurgudan uzak olmasına ve açıklamalar için yürürlükteki Türkiye Cumhuriyeti  Anayasası’nın 2. maddesindeki niteliklerin dikkate alınmasına ihtiyaç vardır. Çünkü Anayasadaki bu nitelikler, herkesin ortak paydasıdır ve bu suretle herkesin ABD karşısında aynı noktaya vurmuş olması sağlanacaktır.

Birlik-beraberlik içinde, gündelik siyasete takılmadan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin milli ve coğrafi bütünlüğünü kormuş olarak, hep birlikte, bu sıkıntılı süreci geride bırakacağımıza yürekten inanıyorum. Bundan şüphe duymuyorum.

Yüce Allah doğruların yardımcısıdır, Büyük Türk Milleti ile birliktedir.

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

ASCMER Başkanı

Ankara, 17 Ekim 2019. Devamı…



KINAMA MESAJI

ABD Başkanı Trump’ı, Türkiye Cumhurbaşkanı (ve iktidar partisi AKP’nin Genel Başkanı) Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a gönderdiği, medya üzerinden muttali olduğum, 9 Ekim 2019 tarihli mektubu için şiddetle kınıyorum ve Türkiye’den “gereken” cevabı alacağını ümit ediyorum. 17 Ekim 2019.

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

ASCMER Başkanı,

Devamı…



GAZİLER GÜNÜ: MESAJ VE BU VESİLEYLE BİR DURUM TESPİTİ

Bugün, 19 Eylül…

Gaziler Günü…

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ebediyete intikal etmiş bütün gazilerimizi rahmetle ve şükranla anıyorum. Hayatta olan bütün gazilerimize esenlik içinde bir ömür diliyorum.

Bu topraklar, onlarla vatan.

Milli ve coğrafi bütünlüğümüz, onlarla bugünlere geldi.

Onların aziz hatırları, milli ve coğrafi bütünlüğümüzü koruma inancımızı ayrıca besliyor.

Türkiye, onların aziz hatırları ile, her şeye rağmen istikbale ümitle bakmaktadır.

Hepsini saygı ile anıyor, hepsinin önünde saygı ile eğiliyorum. Devamı…

"DİĞER KONULAR/DUYURU KÖŞESİ" ÖNCEKİ YAZILARI

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.