ASYA: GÜNCEL GELİŞMELER VE ANALİZLER



ABD, 12 MAYIS, İRAN İLE K.KORE’NİN NÜKLEER PROGRAMLARI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

12 Mayıs 2018, Başkan Trump’ın, 2015’de imzalanmış nükleer anlaşmanın bir parçası olarak İran’a karşı yaptırımlardan feragat edip etmeyeceği konusunda karar vermek için son tarihtir.

Anlaşıldığı kadarı ile, bu tarih, K.Kore üzerinde baskı unsuru olarak kullanılmaktadır. Trump-Kim muhtemel görüşmesinin bu tarihten önce gerçekleşmesi beklenmektedir ki; bunun, Pyongyang’ı tavize zorlamayı, Trump Yönetimini Amerikan kamuoyuna ve Dünya kamuoyuna “zafer kazanmış” göstermeyi, öngören bir yaklaşım olduğu değerlendirilmektedir. Devamı…



SURİYE BAĞLAMINDA RUSYA-İSRAİL İLİŞKİLERİ ÜZERİNE

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Uluslararası medyada, Rusya’nın Suriye krizine angaje olmasının ve sonrasında cereyan eden gelişmelerin, esasen yakın olduğu varsayılan Moskova-Tel Aviv ilişkilerini olumsuz etkileyip etkilemeyeceği işleniyor.[i] Konu, önemlidir. Seçim sürecine girilmiş olmanın etkisinde Türk kamuoyunda bu konular artık fazla gündeme gelmese de, Türkiye’nin yakın ilgi göstermesi gerek bir konudur. Seçimlerden hemen sonra Ankara’nın önüne gelme ihtimalini yüksek görüyorum. Devamı…



ABD’NİN SURİYE SALDIRISI NASIL OKUNMUŞ-OKUNUYOR?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Bu çalışma, Brooking Institution’ın Dış Politika Programına dâhil, özellikle Ortadoğu konusundaki çalışmaları ile tanınmış bir isim olan, Martin S. Indyk’ın Foreign Policy’de yayınlanan “A Trump doctrine for the Middle East” başlıklı yazısı[i] üzerine bina edilmiştir. Devamı…



BİR BAKIŞ: ERKEN SEÇİM ÖNERİSİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Türkiye’deki televizyon haberlerine “erken seçim” konusu hakim!… Akşam haberler erken seçim önerisi ile başladı, adeta bununla bitti…

Türk medyası da, Türkiye’deki olumsuz değişimin bir parçası olmuş diye düşündüm. Medya, Dünyada olup-bitenler konusunda Türk kamuoyun aydınlatma gereğini bile duymuyor. Türk kamuoyunu dar bir alana adeta “hapsedip” o alan ile meşgul ediyor algısı ediniliyor.

“Erken seçim” önerisinin, eş zamanlı dış gelişmeler ile olabilecek bağlantısını fazla konuşan yok!… Dış politikaya ilişkin gelişmeler, erken seçim önerisinin adeta gölgesinde kalmış!…

Örneğin, NATO Genel Sekreterinin, daha yeni yaptığı basın toplantısında gündeme getirdiği, NATO içinde NRF(NATO Responce Force-NATO Mukabele Gücü)’ye bağlı “Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Gücü (Very High Readiness Joint Task Force-VJTF)”nün sorumluluğunu Türkiye’nin üstleneceği yönündeki açıklamasına değinen yok… Devamı…



TÜRKİYE’NİN RUSYA İLE ABD ARASINDA ARABULUCU ROLÜNE SOYUNMASI

Devamı…


ÖNCEKİ GELİŞMELER VE ANALİZLER


ASILSIZ ERMENİ İDDİALARINA DAİR YAZIYA CEVABIMDIR

Stella Morabito’nun, the federalist.com’da yayınlanan “Why President Trump Should Recognize The Armenian Genocide” başlıklı yazısına[i]  verdiğim cevabı aşağıda sizlerle paylaşıyorum.

“Hanımefendi,

Yazınızı taraflı bulduğumu, yazınızın objektif olmadığını değerlendiriyorum.

1915 yılında yaşananlar, cephede savaşan bir ülkenin cephe gerisini sağlama alma çabasıdır. Bunu, savaşta olan her ülke yapar. ABD de, İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD’de yerleşik Japonlar için yapmıştır.

Osmanlı Devleti, cephedeki düşmanla işbirliği içinde cephe gerisinde “bozgunculuk” yaparak cephedeki savaşta düşmana hizmet eden Ermeni çeteleri ve bunlara yardım eden Ermeniler karşısında, “zorunlu göç” ya da “zorunlu ikamet” uygulamasına gitmiştir. Eğer bu soykırım ise, İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD’de yerleşik Japonlara uygulanmış “zorunlu göç” ya da “zorunlu ikamet” de soykırımdır. Kızılderililere yapılanlara hiç değinmiyorum bile.

O günkü savaş koşullarında, Osmanlı Devleti de, ABD de, yapılması gerekeni yapmıştır. Eğer o olaylar için gerçekten bir soykırımdan söz edilebilmiş olsaydı, bugün Türkiye’deki ve ABD’deki tablo farklı olurdu. Bugün Japonya kökenli Amerikan vatandaşlarının ABD’deki durumu ne ise, Ermeni kökenli Türk vatandaşlarının Türkiye’deki durumu da o dur, yani aynıdır.

Almanya’nın Yahudi soykırımı ile 1915 olayları arasında bir benzerlik kurmanız, asla doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü arada benzerlik yoktur, olaylar çok farklıdır. Bu farklılık nedeniyle, biri, diğerine örnek gösterilemez. Gerçekler bu şekilde olmasına rağmen, sizin 1915 olaylarını Almanların Yahudi soykırımına benzetmeniz, Ermeniler lehine taraflı, yani subjektif bir yaklaşım içinde olduğunuza işaret eder.

Ermeni iddiaları asılsızdır. Çünkü iddiaların dayandırıldığı belgelerin çoğu, sahtedir. Ya sahte olarak sonradan üretilmiştir, ya da asıl belgeler üzerinde oynamalar yapılmıştır. Bunu, ben değil, konunun uzmanları söylemektedir.

Hanımefendi,

Objektif, tarafsız değilsiniz. Eğer olsaydınız, Türklerin Ermenilere yaptığını iddia ettiğiniz olayların aynısını, Ermenilerin Türklere yapmış olduğunu da görürdünüz… Eğer bunu görmüş olsaydınız, “zorunlu göç”ün ya da “zorunlu ikamet”in bir nedeninin de bu olduğunu anlardınız. Böylece ya böyle bir yazıyı kaleme almazdınız ya da gerçeklere dayalı bir yazı ortaya çıkarmış olurdunuz. Devamı…



23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK BAYRAMI MESAJI

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nin “Büyük Millet Meclisi (BMM)” olarak kuruluşunun 98. yılında, aziz Türk Milleti’nin “23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı”nı kutluyorum.

“23 Nisan”, genel Türk Tarihi bağlamında olduğu kadar, Türk Demokrasi ve Hukuk Tarihi bağlamında da önemli bir yere sahiptir.

Herkes bilir ki; aynı millete mensup olmanın bir ölçüsü de, sevinçlerin ve üzüntülerin ortak olması, bir olayın milletçe aynı şekilde karşılanmasıdır. Eğer milletin bir kesimi “23 Nisan”ı coşku içinde kutlarken, bir kesimi de “23 Nisan”a sırtını dönmüş bir görüntü veriyorsa; bu, millet mensubiyetinin sorgulanmasına yol açar, dolayısıyla hem milli birliğe ve beraberliğe zarar verir, hem de devletin gücünde zafiyete yol açar.

Maalesef Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu durum, bunları dile getirmeyi gerektiriyor.

Bir tarafta, devletimizi ve milletimizi içeriden ve dışarıdan hedef alan bilinçli ve sistemli bir çaba; diğer tarafta, “23 Nisan”ın da bir parçası olduğu milli değerlere sahip çıkmada görülen belirgin zayıflık…  Bugün, hem Türkiye’nin yeni bir milli mücadele verdiğine, yerli-milli olma gereğine işaret ediliyor, hem de milli değerleri hedef alan olaylara/gelişmelere gereken cevap verilmiyor!… Biri diğeri ile örtüşmüyor!…  Bir çelişki olduğu açık.

Nerede o eski 23 Nisan coşkuları demekten kendimi alamıyorum.

Üzülüyorum. Endişeliyim. Ama ümitsiz değilim. İnanıyorum ki; Türkiye, bugünleri aramayacağı daha güzel günleri yaşayacak; o günlerde, “23 Nisan”, eskiden olduğu gibi, birlik ve beraberlik içinde, coşku içinde kutlanacak… Devamı…



MHP “KİMSESİZ” Mİ?

Devamı…

"DİĞER KONULAR/DUYURU KÖŞESİ" ÖNCEKİ YAZILARI

E-mail: bilgi@ascmer.org

Tel/Fax: +90 312 235 1841

Dükkan
© 2014 Tüm Hakları Saklıdır. Sitedeki yazılar ve analizler kaynak gösterilmeden kullanılamaz.